#Hugoyakufur Konusunda Araya Girdiğime Pişman Oldum. Vaktim Olsa Ben Çıkaracaktım TV’ye Arkadaşı.

08 Mar
Mart 8, 2016

hugoo

Hugo’ya küfredildiğine dair paylaşımımı 20 Ocak’da Twitter’da yaptıktan sonra, paylaşım 135,021 ‘impression’ almış. HUGO hayatımıza nasıl da girmiş, şimdi farkına daha iyi vardım. Bu paylaşımı takiben 11 Şubat’ta Zorlu Center’da Tolga Gariboğlu ile karşılaştım. Küfür olayına çok az değindik. Tolga, yıllar önce küfür olayının olmadığını basın ile paylaştıktan sonra, şimdi kalkıp, “ya aslında olmuştu” zaten diyemez. Bunu Tolga’dan değil, kimseden beklememek lazım.

Hugo, Teknoloji Holding’in ilk yıllarında çok önemli bir proje olmuştu. Tolga bana bu projeyi getirip, “güçlerimizi birleştirelim” demişti. Güçleri gerçekten birleştirip tarih yazdık. Hugo’nun hikayesini “Mirasyedi Olmak” adlı blog yazımda bulabilirsiniz.

Son 3 aydır 5 tane şirket kuruluşu, satışı ve birleşmesi ile ilgilenirken açıkçası Hugo’ya küfür eden arkadaş ile ilgilenemedim. Ama talep o kadar yüksek ki, ben küfür eden arkadaşın bulunması konusunu artık Hugo severlere bırakmak zorundayım.

Küfür eden arkadaşımızın adı Ulaş Tokuş. Kırklareli doğumlu ve olay zamanı orada oturuyordu. Şu ana kadar ulaşamadık. Kendi ortaya çıkarsa, video kaydını da tarihten buluruz. Ayrıca kendisi de Tolga’dan da Mercedes’i alır.

Keywords: 29 Ekim Sendromu; Bitmeden Açmak; Açacağız Diye Kaliteden Ödün Vermek;

21 Şub
Şubat 21, 2016

Bursa Timsah RTE

Bursaspor’un 21 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Dünyaya Heyecan Veren Stat olarak lanse edilen tesisin açılıştan sadece 50 gün sonra oynanan birkaç maç sonrası çimleri haşat oldu. Dün oynanan Bursa – Fenerbahçe maçının 2. yarısının başlangıcını 15 dakika geciktirdiği gibi seyredenlere futbol azabı çektirildi. Konu sosyal medyaya yansıdı. Ben de bu konuda bir Tweet attım. Birçok yorum geldi ama biri korkutucuydu. Çünkü yağmur yağınca tribünlerin ilk sıralarını su basıyormuş. Bu durumda stadın dünyadan ziyade seyirciye farklı bir (ıslanma) heyecanı verdiği kesin.

Yaşam Boyu İnovasyon mottosunu benimsemiş bir kişi olaraklu olarak Futbol Sahaları Çimleri‘ni mercek altına aldım. Bu konuda müthiş bir çözüm geliyor yakında. Bu çözümün arkasından iki 17 yaşında Girişimci ve onları destekleyen bir Melek Yatırımcı (ben değilim) çıkacak.

Açılış Yapmak ülkemizde çok önemli bir kültür’dür. Medya’da:

Hedefler bu kadar yüksek tutulup, yapılan tesis sayısı açılacak tesis sayısından az olunca doğal olarak Amasya’da Katı Atık Tesisinde olduğu gibi 7 yılda o tesisi 5 kez açmak kaçınılmaz oluyor. Beni mükerrer açılışlar şu aşamada ilgilendirmiyor. Bunlar siyasilerin alışılagelmiş iş biçimleri. O yüzden siyasiler ile halkın arasına girilmez. Ama siyasiler de bilmeli ki Y Kuşağı sonu ve Z Kuşağı’nı ikna etmek o kadar kolay değil. Kendi dünyanızda yarattığınız algı yaratma planları onları etkilemiyor (halk tabiriyle yemiyorlar).

Devamını oku →

‘Türkiye Başarılı Olamaz’ı değil, ‘Şu Anda Elimizdeki Bilgi Birikimi ve Vizyon İle Niye Hemen Başarılı Olamayız?’ı Konuşmalıyız

31 Oca
Ocak 31, 2016

20160113_105159

Bloomberg HT‘de “Üst Düzey” Progamında sevgili Arzu Maliki ile “Girişimcilik, Üniversitelerin Girişimcilikteki yeri, Yerli Otomobil” gibi konularda sohbet ettik. Her zamanki gibi konuya damardan girdim. Seyredenler de ‘Sürekli eleştiriyor. Sanki kendisi bir çözüm getirebiliyor mu?’ diyebilir. Ama ben her eleştirime bir çözüm ile yaklaşırım. Aynı şey kendi mi de eleştirdiğimde geçerlidir. O yüzden ‘Keşke’ yerini, ‘Bir kez daha o günkü şartlarda karar vermem gerekirse bu kararı neden vermem’e bırakmalıdır.

Programı seyretmek için Tıklayın

 

 

Yaşamımızda “Deniz Yıldızlarını Denize Atmak” Gibi Bir Hedefimiz Olmazsa, Niye Yaşarız Ki?

24 Oca
Ocak 24, 2016

Deniz YY
Sağlık nedenleriyle (sinir sıkışması yüzünden uzun zamandır yürümekte zorluk çekiyorum) cenazesine katılamadığım rahmetli Mustafa Koç‘un cenazesini TV’den seyrederken bu yazıyı yazma motivasyonum oluştu. Sevgili Senem Gençer‘den bana dün gece göndermiş olduğu üstteki whatsapp notunu (resim) da görünce, onun izni ile bu mesajı kullanmaya ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Aşağıdaki bilgileri Y ve Z Kuşağı arkadaşlarım için paylaşıyorum;

Koç ailesi, Türkiye’nin gündeminde çok önemli bir yer tutmuş ve ülkemize çok büyük katkıları olmuştur. O günkü koşullarda ithalat neredeyse yasaktı. İthalata karşı korumacılık ile Türkiye çok acı çekti. Koç Holding o yıllarda bu şartlar altında mücadele verdi. Ürünlerinin kalitesi hakkında belki fıkralar bile yapıldı ama bir başka firma çıkıp da fark yaratamadı. Dolayısıyla anladık ki daha iyisini görene kadar, elimizdeki en iyisidir. Turgut Özal‘ın ülkeye elinin değmesi ile birlikte “24 Ocak Kararları” alındı. Bu kararlar ile ülkenin önü açıldı.
Devamını oku →

Babam Prof. Oğuz Manas’ı Keşke Dinleseydim! Adam Internet’in Geleceği Hakkında Mesaj Vermiş Ama Dikkate Almamışım.

12 Oca
Ocak 12, 2016

oguz-manas
Sevgili Sina Afra birkaç gün önce Facebook sayfasında babamın 1991 yılında Internet’in gelecekte kullanım alanlarıyla ilgili öngörülerini içeren bir röportajının gazete kupürünü paylaştı. O andan itibaren bu kupür inanılmaz derecede paylaşıldı. İşin güzel tarafı, özellikle Z kuşağı bireylerinin çoğu sözlerin sahibi olan babam Prof. Oğuz Manas’ı benimle bağdaştırmadılar bile. Demans olmadan ve hafızasını tümüyle yitirmeden birkaç yıl önce babamı kitap yazmaya ikna etmiştim. İki yıllık uğraşısı sonucu çok güzel bir kitap ortaya çıkarmıştı. Türkiye’nin sayılı bilgisayar hafızası insanlarından biri olan babama edit’lemede yardımcı olmuştum. Sayesinde 9 yaşında bilgisayarlarla tanışan ve sektörün efsanelerini “abi” sıfatıyla seslenen ben de iyi bir nostalji yapmıştım.

Kitap çıktığında da bunu blogumda haber olarak paylaşmıştım. Kitabı okursanız devlet ve üniversite içinde çalışan bir kişinin hızlı ve demokratik kararlarla neler yapabileceğini görebileceksiniz.

Ben 1991 yılında Barkod, OGS, Wireless LAN (1 Mbit/sn) vb bugünkü adıyla “Nesnelerin Interneti” konularıyla ilgileniyordum. Yani babam bana mesajı vermiş ama ben bunu alıp kullanmak yerine Türkiye için çok erken olan ve sonra adımı “Erken Öten Horoz“a çıkaracak işlerle uğraşmışım.

Gazete kupürünün paylaşımı esnasından kişilerden gelen yorumlara da göz gezdirdim. Amaç trollemek olsun diye yapılan bir yorumu görmeniz için aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Önce bu yoruma cevap vermek istemedim. Ama sonra arkadaşın ülkesi adına yaşadığı özgüvensizliğini bir nebze hafifletmek için cevap verdim.
Sina Afra Yorum 01

Babamın Türkiye’den Internet hakkında yaptığı yorumunu bir kenara bırakıp, ABD’de Newsweek dergisi köşe yazarı Clifford Stoll’un yorumuna bakalım. Stoll, 1995 tarihli köşe yazısında çok net olarak “Internet’in 1996 yılında öleceğini söylemiştir.“. Bu köşe yazısında dünyaca tanınmış biliminsanı, MIT Media Lab‘in kurucusu Nicholas Negroponte de payını almış, onun söylemi olan “yakında Internet üzerinden kitap, gazete satın alacağız” yorumu da eleştiri almıştır.

Bir de son dönemde Türkiye’deki üniversitelerin dünyaya bağlanması konusunda ortalıkta dolaşan haberlere bir açıklık getirmek istiyorum. ODTÜ, son dönem karşılaştığı eleştirilere karşı bir savunma psikolojisi içinde “ilkleri biz yaptık” örnekleri vermeye başladı. Bunlardan biri de “ODTÜ’nün diğer üniversitelerden önce dünyaya bağlanması ve diğer üniversiteler için omurga teşkil etmesiydi.

Internetin Türkiyede 22 Yıllık Serüveni’ni anlatan portal’de net olarak “Türkiye’nin internet macerası aslında önce Ege Üniversitesi ardından Boğaziçi Üniversitesinde başlamış olsa da, milat olarak ODTÜ’de dönemin Başbakanı Erdal İnönü tarafından açılan omurga sayılır. Omurga 1993’te açılmış olmasına rağmen Oğuz Manas Ege Üniversitesinde, SoftCom BBS Boğaziçi Üniversitesinde bundan yıllar önce internete bağlanıyorlardı.” deniyor. ODTÜ’lü arkadaşlarımız da eksik bilgileri yüzünden bunu milat olarak kabul ediyorlar.

Zaten, Ege Üniversitesi İlkler Kitabı‘nda anlatıldığı gibi “Ege Üniversitesi 22/11/1986 yılında EARN (Avrupa Akademik Araştırma Ağı)’e bağlanmıştır. Diğer üniversiteler de Ege Üniversitesi üzerinden bağlanmışlardır.” denmektedir. Bilgi notu olarak, EARN, ABD de bulunan Bitnet‘in Avrupa uzantısıdır.

Sonuç olarak söylemek istediğim şudur: Babam Prof. Oğuz Manas inanılmaz bir vizyoner ve çok iyi bir Fütürist’ti (geçmiş zaman oldu. Çünkü şimdi Demans ve beni bile tanımıyor). Ben onun öğretilerinden çok yararlandım. Türkiye’nin geleceğini konuşurken aslında elimizde hiç de göz ardı edilemeyecek iyi bir insan kaynağı olduğunu görüyoruz. Ama son dönemde bu ülkeyi yönetenler, seçim kriteri olarak önceliği insan kaynağının kalitesi yerine siyasi eğilimlere verdiği için gün geçtikçe içinden çıkılamayacak bir noktaya doğru gidiyoruz. Güzel hedefler konuyor ama bu hedeflere götürecek kapasite ortada yok. Ben her zaman devletin emrinde olduğumu söyledim, söylüyorum. Hiçbir siyasi partinin sempatizanı da değilim üstelik. Ama beni dikkate alan yok. Sadece, TÜBİTAK-MAM’da bir dönem Enerji, Kimya ve Malzeme Enstitüleri Danışma Kuruluğu üyeliği yaptım. Bu tecrübeye yazık oluyor.
—————————————————————————————————————————————————————————————————————-
Not: Bu yazı Sultanahmet Meydanında 12 Ocak’ta yapılan alçakça saldırıdan 1 gün önce, saat 22:45′de hazırlanmış ve 12 Ocak’ta yayınlanacak şekilde yayına konmuştu. Bu yazımın öncelikler arasında arkalarda olduğunu belirtmek için bu notu ekleme ihtiyacı duydum. Patlamada ölenlerin ailelerine başsağlığı, yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog