Kategoriler
Haberler

Elektrikli Araç Macerasından Vazgeçmeli Miyim?

Blog haberimin başlığı dün “Türk İnsanını Başkasının Başarısından Çok Başarıslığı Mutlu Eder” di. Fakat birkaç arkadaşım genelleme yaptığım için beni haklı olarak eleştirdi. Ben genellemeye karşı bir insanım ama karşılaştığınız yüzde, %50’yi geçince bir anda kendinizi genellemeye itiyorsunuz. Bana yapılan saldırı sonrası “sönen balon” dahil türlü yakıştırmaya maruz kaldım. Belki biraz duygusal davranmış oldum. Bu yüzden hatamdan geri dönüp, blog yazımın başlığını değiştiriyorum.

Bugünkü konum B-Plas ve Orhan Holding ile Fransa’da yatırım yapmış olduğumuz SynergEthic firmasının “Tilter” Elektrikli Otomobil projemiz. Büyük ümitlerle 2010 yılı sonbaharında yatırım yapmış olduğumuz bu projeden ortaklar olarak çekilme kararı aldık. Dünya gazetesinden Sedat Alp, ortağımız Eric Prose ile bir röportaj yaparak Türkiye’ye bu haberi duyurmuş oldu (haber için tıklayınız). Keşke benden veya ortaklarımdan da bir görüş alsaydı, haber daha net olurdu. Ama haberin içeriği projeye devam etmeme nedenlerimizi ortaya koyuyor.

Bu projeye yatırım yaptığımızda önce çevreden “3 tekerlekli otomobil mi olur?” eleştirisi aldık. Ama gelin görün ki, bakış açımız doğruydu. Çünkü “Mikro Arabalar” gelecekte büyük bir pazarın parçası olacaklardı. İşte bazı nedenleri:

  • 2006 da İngiltere de evlerin %25’inde insanlar yanlız yaşıyorlardı. Bu rakam 2020 de %40’a ulaşacak,
  • ABD’de durum farklı değil. 1950 de ABD de ailelerin %80’i  karı-koca ve çocuk (lar) dan oluşurken, şimdi bu oran %50’ye düşmüş durumda,
  • Türkiye’de son 10 yılda tek kişilik haneler %58, 2 kişilik haneler ise %65 arttı
  • Londra’da rezidans satın alırken 32 m2 araba park alanı için 60,000 Pound öderken motorsiklet için ödenen bunun yarısı
  •  Peki bu TREND neyin göstergesi: BİREYSEL YAŞAM ve ULAŞIM: Bireysel ulaşımın da parçası 1 veya 2 kişilik arabalar.

Bu projeyi ortaklarıma ben getirdim. Amacımız bu proje ile Türkiye açısından “Elektrikli Otomobil” konusunda ısınma turları atmaktı. Bundan sonra projenin kapsamı genişletilecekti. Hedef Tilter’i 8,000 Euro bedel ile piyasaya sürmekti (Habertürk’den Hakan Özen’in haberi için tıklayınız). Bunun için mühendisliği Fransa’da yapılan bu projenin üretiminin tümüyle Türkiye’ye kayması gerekiyordu. Bizim projemizde önemli olan 3 parça vardı: Motor, Yan Yatma Mekanizması (Tilting) ve Pil. Motor konusunda kendi teknolojimiz olmasına rağmen bunun artık önemli olmadığını düşünüyorum. Çünkü elektrik motorlarında yakalanan verimlilik %90’ların üstüne çıktı. Yani gidilecek yol kalmadı sayılır. Pil konusunda ise 2 önemli alt parça var: Hücre (Cell) ve Pil Yönetim Sistemi (Battery Management System). Hücre için üretim merkezlerinin Çin, Japonya ve Güney Kore’den başka ülke olması zor. Çünkü 140 üyeli Alman “e-mobility Platformu” bile Almanya’da hücre üretimini uygun görmüyor. O zaman geriye kalan sadece Pil Yönetim Sistemi. Bizim de amacımız zaten 2 tane teknolojiye sahip olmaktı: Pil Yönetim Sistemi ve Yan Yatma Mekanizması. Fransız ana ve bölgesel hükümetleri tarafından desteklenen bu projenin parçası 2 teknoloji 2 alt yükleniciye geliştirtiliyordu. Daha sonra bu firmalar know-how’ı bize belli bir ücret karşılığı aktaracaklardı. Öncelikle Yan Yatma Mekanizmasını yapan Fransız Matis Technologies ne yazık ki teslim tarihlerine uyamadı ve tam 8 ay gecikti. Sanmayın ki sadece Türkiye’de devlet desteklerinde gecikme oluyor. Fransa bu konuda bizimle yarışır. Hükümetler de 4 milyon Euro’ya ulaşan kaynak aktarımını geciktirince projede gecikme kaçınılmaz hale geldi. Buna paralel olarak Pil Yönetim Sistemi tasarımcısı Accuwatt, karar değişikliği ile know-how aktarımı yerine pili bize üretip vermeyi teklif etti. İlk anlaşma Fransız bölgesel hükümeti, SynergEthic ve Accuwatt arasında yapıldığı için bizim bu değişikliğe müdahalemiz ne yazık ki çok fazla olamadı. Günün sonunda bir de bölgesel hükümet bize baskı yaparak Montataire’de dünyanın 2. en büyük forklift üreticisi STILL’in (http://www.kiongroup.com/still/ KKR’ın sahibi olduğu Alman KION’un %100 katılımı) kapatmış olduğu tesisini bedelsiz olarak 150 işçisi ile vermeyi önererek bizi zorlayınca, sadece üretim maliyetimiz hedeflediğimiz satış fiyatının %20 üzerine çıkmış oldu. Bu konuda ortağımız kesinlikle geri adım atmadı ve bizi kilitledi. Buna karşılık bize ABD’li bir risk sermaye şirketini getirerek hisseleri bedelsize yakın bir fiyatla geri almayı teklif etti. Bu bağlamda ortaklar olarak biz de mecburen onu kitleyip şirketin iflasını istedik.

Bir yatırım şirketi olarak yaptığımız her yatırımın başarılı olması Silikon Vadisi’nin anayasasına aykırı. Orada bile özel sermaye şirketlerinde başarı oranı %10-15’lerde. Durum böyle olunca bizlerden %100 başarı beklemek hem haksızlık oluyor, hem de başarısızlığımızda mutluluk yaşamak Türkiye’deki girişimciler için motive edici olmuyor.