Kategoriler
Haberler

Tahta Arabamız ve Damacanalarda Elektronik Takip

Ülkemiz “Innomania” (İnnovasyon Manyaklığı) döneminde artık sınır tanımaz hale gelmiştir. Geçen gün NTV’de (bu kanalda yayınlanması beni bir o kadar da şaşkınlığa itmiştir) Tahta Otomobil ile ilgili haberi seyrettim: http://video.ntvmsnbc.com/laz-rover-valilikte.html Sabah gazetesi de haber yapmış: http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/otomobil/ahsap-otomobil-laz-rover İşin hazin tarafı bu otomobili Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık ile Beşköy Belediye Başkanı Yahya Narmanlı da test etmiş olması. Şimdi her ikisinin de söylediklerine bakalım. Önce sayın Valimiz: “Dünyada fark edilen istikrarlı bir ülke konumundayız. Yeni markalar yaratma peşindeyiz. Bu anlamda bu kardeşlerimizin yaptığı güzel inovasyon’un bu alanda daha büyük şirketlerimize esin kaynağı ve örnek olması gerektiğini düşünüyorum.” dedi. Arkasından sayın Belediye Başkanımız: “Ancak bunun maddi boyutundan ziyade düşünce ve fikriyatı çok önemliydi. 3 aydan beri bu projeyi yürütüyorduk. Çok güzel bir sonuç aldık. İnşallah bunu Ankara ve İstanbul’da da görücüye çıkaracağız.” diye konuştu. Aracın 1992 model bir kamyonet’in kasası üzerine tahta olarak yapıldığını hatırlatarak durumun vahametini sizlerle paylaşmak istiyorum. ABD’de birileri bu arabayı yapsaydı inanın Youtube’da en çok seyredilen komedi video’su olurdu.

Konferanslarımda hep söylüyorum. Vizyonu ve bilgisi olmayan insanların yarattıkları inovasyonlar bu ülkede benim gibilere mizah malzemesi oluyor. Ama buna Bakanlıklar yönetmelikler ile dahil olunca benim gibi 9 yaşından beri teknolojinin içinde olan insanlar irkiliyor.

Şimdiki konum “Elektronik Damacana Takibi”. Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Bir an için zannettiniz ki artık kaçak su dolumu ve satışı olmayacak. Resmi Gazate’de 7 Mart 2013 Perşembe günü yayınlanan “İNSANİ TÜKETİM AMAÇLI SULAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK” in değiştirilen maddelerine bakarsak:

—————————————————-

MADDE 23 – Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (b) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “su ve hava” ibaresi “su veya hava” şeklinde değiştirilmiştir.

“a) Geri dönüşlü kaplar: En az 55-70 °C sıcaklıktaki su ve uygun temizlik maddesi ile tam otomatik olarak el değmeden yıkanabilecek ve ayrıca kullanımı ve yıkama sonucu herhangi bir deformasyona uğramayacak nitelikte olur. Bu kapların dedektör ve benzeri sistemle niteliğinin değişmediğinin kontrol edilmesi gerekir. Bu kaplar üretim tarihinden itibaren en fazla üç yıl veya 75 kez kullanılır. Bu kapların kaç defa doldurulduğunun tespit edilmesine yarayan elektronik takip sistemi işletmeci tarafından oluşturulur, bu sistemin usul ve esasları Kurumca belirlenir.

—————————————————-

Şimdi Kurum üreticilere diyecek ki “Damacanalara Çip Takın”. Peki dünyada hangi ülkede bu uygulanıyor? Hiçbir ülkede.. Neden? Çünkü anlamsız ve pahalı..

Bu uygulama ile kontrol edilebilecek tek şey, Bakanlık yetkililerinin kontrolü anında çip üzerinden ilgili damaca’nın kaç aydır piyasada olduğudur. Çünkü AHLAKLIKLI firmalar zaten bunu yapıyorlar. Amaç ahlaksız olanları takipse, firmanın kaç kez dolum yaptığını çip ile takip etmek imkansızdır. Gelen ve giden’in on-line takip edildiği bir sistem anlamsız ötesi bir maliyete çıkar. Ayrıca zayıf halka üreticiler değil Bayiler’dir. Ahlaksız olan bayi’ler boş olan damacanaları fabrikaya yollamadan kendileri doldurmaktadır. Özellikle şirketlere giden bu sular personel tarafından farkedilmemektedir. Öncelikle takip edilmesi gereken doluma giden damacanaların içlerininin iyice temizlenip temizlenmediğidir. Örneğin bu takibi yapmayan bir firmaya tekrar doluma  içinde idrar olan veya daha önce benzin taşımak için kullanılan bir damacana gitse temizliğinden nasıl emin olacağız? Bunu’da mı RF-ID çip ile takip edeceğiz? Aslında gerçekte 3 tane çözüm vardır.

  1. Gerçek sorunun aslında bayi’den fabrikaya gitmeden bayi tarafından tekrar su dolumu olduğu göz önüne alınırsa, kapak için özel bir bandrol uygulaması yapılabilir. Kiracı olan bir bayi’nin işyerini boşalttıktan sonra İZSU’ya 2,000 TL’lik su borcu taktığı göz önüne alınırsa ne demek istediğim anlaşılacaktır.
  2. Diğer bir çözüm cam damacanaya geçmektir. Buradaki sorun fiyat’tır. 19 litrelik cam damacana’nın Paşabahçe satış fiyatı 43 TL iken, Çin’den ithal edilecek aynı damaca’nın maliyeti gümrüksüz 25 TL (http://www.alibaba.com/showroom/19-liter-glass-bottle.html) olmaktadır. Bu durumda Paşabahçe’nin bizi öpmekte olduğu zaten görülüyor. Rekabet yaratılınca zaten abiler de fiyatlarını aslanlar gibi düşeceklerdir. Biz fiyatımızı 20 TL’ye göre alsak ve polikarbonat olanın da 5 TL olsa, cam ambalajın kendini geri ödemesi polikarbonat’a göre 1 yıl sonra olacaktır (Polikarbonat her 3 ayda bir atılmak zorunda). Böylece RF-ID gibi gereksiz takip teknolojilerine de gerek kalmayacak olup ilk madde de yer alan bandrol uygulaması denenebilir.
  • Diğer bir çözüm ise 5 litrelik geri dönüşsüz PET şişeleri desteklemektir.

Sonuç olarak dünyada sadece “Vending Makinası” aracılığı ile satılan sularda 2007 yılında ağırlıklı geri-dönüşüm’ü yakından takip etmek için denenmiş olan bu sistemde (http://www.rfidjournal.com/articles/view?3491) israr edilmesi durumunda ülkemizde ve yurt dışında hakkı olmayan birçok insana para kazandırılacaktır.