Kategoriler
Haberler

Geleceği Tahmin Ederken Çok Fazla da Uçmamak Lazım

Yaklaşık 10 yıldır Bloğumda çeşitli konularda yazılar yazıyorum. Özellikle 2005 yılında Fütüristler Derneğini ben, Faruk Eczacıbaşı, Işık Biren, İbrahim Kavrakoğlu, İrfan Sayar, Jan Nahum, Oğuz Manas, Rıfat Sağlam, Ufuk Emekli, Uğur Yüce ve Yurtsan Atakan ile (alfabetik sıra)  kurduktan sonra (www.futurizm.org) ağırlıklı olarak geleceği hedefleyen yazılar yazmaya çalıştım. Son 18 ayda sağlık sorunları yaşamama rağmen 5’i Türkiye’nin en büyük ilaç firmasına olmak şartıyla 8 tane “Gelecek” konferansı vermişim. Konferanslarımda bilim kurgu’dan mutlaka bahsediyorum.

Teknoloji Holding’in %50 hissedarı olduğum yıllarda yılda 4 kez çıkardığımız THEMA dergisinde yazardım. Burada’da konu genelde “Gelecek” olurdu. THEMA’nın Yaz 2004 yazımdaki ilginç ve doğru bir saptamamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Blog’umda da yayınlanan “Geleceğin Ulaşım Şekli” yazım https://www.alphanmanas.com/?p=29 daha sonra hem IT Business (yazı için tıklayınız) hem de Focus dergilerinde (yazı için tıklayınız) röportaj olarak da yayınlandı. Diyordum ki:

Gelecek ve seyahat denince aklımıza hep uçan arabalar geliyor. Bu çok bilindik bir gelecek olduğu için ben aradaki bir süreci işlemek istiyorum. Uçmak hepimizin hayali olmakla beraber benim şöyle bir görüşüm var: “Önce yürümeyi çok iyi öğrenmeden koşamayız”. Çocukluğumuzda iki tekerlekli bisiklete binerken nasıl büyüklerimiz yanlarına 2 tane destek tekerleği takıyorlarsa uçan arabalar içinde buna benzer bir mekanizmanın gerçekleşeceğini düşünüyorum. Yani yer üstünde farklı katlarda uçan arabalardan önce farklı katlarda ama raylar üzerinde hareket eden arabalar olacak. En az 2 kişi ile başlayıp 20 kişiye kadar büyüyen farklı boyutlu bu arabalar hem şöförlü hem de şöförsüz olarak farklı hız kulvarlarında ve ücretlendirme profillerinde hareket edecekler. Bu taşıtlar hibrid (ikili) olacak: Yani hem tekerlek üzerinde gidecekler, hemde Maglev (manyetik levitasyon) teknolojisini kullanacaklar. Maglev Yolların ulaşmadığı noktalarda tekerlek üzerinde gidecek olan arabalar Maglev Yollara geçişte tekerleklerini üste çekerek Maglev Yol’a oturacaklar.

Ben bu tahminde bulunmadan yaklaşık 1 yıl önce Jose Guardo Maglev Araba için Filipinlerde patent başvurusu yapmıştı: http://www.patentgenius.com/patent/ Tabii bizler bu patenti yayınlandığı 2006 tarihine kadar göremedik. Dolayısıyla etkilenme şansım da yoktu. Jose Guardo’nun sahibi olduğu Maglev Vision firması ürünün prototipini yapıp Youtube’a geçen sene koydular: http://www.youtube.com/watch?v Bunun dışında rüzgar gücünü kullanan prototipler bile oluşmaya başladı: http://www.youtube.com/watch

2000’li yılların başlarında herkes hafta sonları balık tutmak vs gibi hobilerle uğraşırken biz Murat Armağan ve Kerem Güvenç ile gelecek yaşam biçimlerini, ürünlerini tartışır, patentler ortaya çıkarırdık.

Yukarıdaki resimdeki Maglev Araba ve Maglev Karavan Oteli işte o günlerin çizimleridir. O çizimlerde Halil Uzdil’de bize destek olmuştu.

Lütfen yukarıdaki araba resmi ile aşağıdaki resmi karşılaştırın. Aradaki önemli benzerliği göreceksiniz. Yukarıdaki çalışmamız 2003 yılına ait, yani filmin çekildiği yıldan 9 yıl öncesi….

Üstteki resim en son gittiğim “Gerçeğe Çağrı/Total Recall” filmine ait (http://analiztv.aktifhaber.com/) Filmde niye Hover Araba (Türkçe’de hovercraft deniyor) kullandıkları aslında benim önceki söylemlerimle çok örtüşüyor: “Yürümeyi Öğrenmeden Koşamayız”.

Wolkswagen firması Çin’deki “People’s Car” projesi kapsamında “Crowd Sourcing” yöntemi ile 4 Haziran 2012 tarihinde (yani sadece 2 ay önce) yeni bir prototip çıkardı. Aşağıda resmi olan bu prototip bize gelecek ile ilgili önemli mesajlar veriyor.

Gerçeğe Çağrı/Total Recall” filminin yapımcıları ile yapılan söyleşiyi mutlaka seyredin: http://www.carsoftoday.com/behind-the-scene/ (TOTAL RECALL – Vignette in HD “Hover Cars” videosu) Düşündükleri en ince detayları görünce filmi yapanlara saygınız on kat daha artacaktır. Türkiye’de bu niye olmuyor? Aslında vizyon sorunumuz yok. Kapsamlı düşünmeye üşenip günü kurtarma içgüdüsü ile ölçek ekonomisi.

2005 yılında kurulan Fütüristler Derneği sonrasında Türkiyede “gelecek” olgusu oldukça gündeme geldi. Özellikle ben biraz da kendimi öne atarak gelecekle ilgili oldukça röportaj yaptım. Şansım yaver gidip, çoğunda da başarılı sonuçlar ortaya çıkınca geleceğe olan ilgi çığ gibi büyümeye başladı:

  • Ekim 2004’de Yeni Aktüel dergisinde yapmış olduğum röportajda (resimdeki “En Ünlü Fütürist Türk Büyüğü Zihni Sinir” karakteri derneğin kurucularından sevgili İrfan Sayar’a ait olup, Teknoloji Holding’in yemek salonunda bulunurdu) dünyada yönetimin kadınlara geçeceği şeklinde bir tahminde bulunmuştum. O yıllarda yönetimde olmayan politikacı Angela Merkel (2009 yılında başa geçen Merkel Almanya’nın 1871 yılında modern bir devlet olmasından bu yana Almanya’yı yöneten ve yeniden birleştiren ilk kadın başkandır) ve iş yaşamında PepsiCo CEO’su (2006’da göreve geldi)  Indra Nooyi henüz göreve gelmemişti (Haber için tıklayınız)
  • 2005 yılınının Haziran ayında Bursa Ekonomi ile yapmış olduğum “Gelecek” söyleşimde 2 tane vurgu yapmıştım: “Elektrikli Arabaların 2015 yılına kadar piyasaya çıkacağı” ve “2050 yılında koltuk olmayacağı”. Elektrikli Araba’lar piyasaya hedeflediğim zamandan 3 yıl önce çıktı. Koltuk konusunda ise 2 trend benim için önemli: 3D Printing ve Nano-teknoloji. Sanırım bu iki alandaki gelişme sayesinde 2050 yılını bile beklemeye gerek kalmayacak (Haber için tıklayınız).
  • Son olarak: Aksiyon dergisinde Mayıs 2005 yılında yapmış olduğum röportajda yaşamın denizlere kayacağını söylemiştim. Şu anda 2 firma biliyorum ki Marmara denizinde gemi üzerine yaşam merkezi kurmak istiyor(Haber için tıklayınız).

Biz Türkler olarak şunu unutmamamız gerekiyor: Geleceği bizler tasarlayamadığımız taktirde, başkalarının tasarladığı gelecekte yaşamaya mahkum oluruz.