Kategoriler
Haberler

Business Class Kompleksi


Bu yazıyı Pazartesi sabah HT Magazin’de magazin şefi sevgili Ünal Demirkaya’nın
Önder Bekensir (haber  için tıklayınız) ile ilgili haberini gördükten sonra yazmaya karar vermiştim ama acil Ankara’ya gidip haberi bugüne bırakınca, bu sefer konuya Alinur Velidedeoğlu’da “perde krizi” ile (haber için tıklayınız) katıldı. Ben her ikisini de tanımıyorum, o yüzden şahısları ve konu hakkında yorum yapmam doğru olmaz. Ama bu meşhur “Business Class” ve orada yaşananlar hakkında oldukça bilgim var. Eski ortağımla beraber 2001 yılında aldığımız bir karar ile tüm iş seyahatlerimizi Business Class ile yapmaya karar verdiğimiz günden beri buna uymaya gayret ediyorum. Sadece bilet bulamadığım, bilet fiyatının fahiş olduğu veya kıyafetimin tatil modunda aşırı casual olması (şort vs) durumunda Business Class uçmuyorum. Durum böyle olunca Business Class hikayeleri de bende bolca mevcut. Sadece birkaçını paylaşayım mesela:

1. 1A ve 1C’de oturmak için check-in bankosunda görevliye yalvaran ünlü İzmirli aile mensubu ile bu koltuklar dışında uçağın başka bir bölümünde oturmayacağını net beyan eden İstanbullu işadamı,

2. Birinci sırada oturan ve ayaklarını karşı duvara dayayan ünlü iş insanlarımız, eşleri ve sanatçılarımız,

3. Turkuaz Medya’nın sahibi Ahmet Çalık’ın yanına oturup, kendisinin de medya patronu olduğunu söyleyen İzmirli “Şın” bir işadamı,

4. İstanbul’da uçağımız körükte motor çalıştırmadan belirli bir süre beklediğinde “ben böyle rezillik görmedim” deyip de kabin memurlarına bağıran, gene tesadüfen New York’a beraber uçtuğumuzda JFK havalimanına indikten sonra taxi dahi yapamadan bir köşede yarım saat bekletilmemize sesini çıkarmayan İstanbul’lu iş insanı.

Liste uzun. Bodrum ve İzmir uçuşlarında yazın özellikle Business koltukları artar, çünkü, Business Class ne yazık ki Türkiye’de bir “klas” simgesi oluverir. Business Class kuralların esnetildiği bir mekandır. Örneğin uçağın kapısı kapanmadan Business Class’da cep telefonunuz ile oynaşırsanız uyarılmazsanız ama ekonomi’de bunu yaptığınızda hemen uyarı gelir. Çünkü Business Class yolcularının cep telefonları daha az radyasyon yayar (!!!).

Benim de bugün aslında söylemek istediklerim bu konuları kapsayacaktı. FAA, (Amerikan Federal Havacılık Dairesi) 2009 yılında EPD (Elektronik Taşınabilir Cihazlar)’ın uçakların içinde kullanımı ile ilgili bir döküman yayınlayarak (yazı için tıklayınız) durumu biraz açıklığa kavuşturdu. Yazıda net olarak açıklandığı üzere bazı EPD’lerin uçağın elektronik aletlerine etkisi henüz tespit edilemediği için, bu cihazların uçağın kapısı kapanmasını takiben, 10,000 ft’e (yaklaşık 3,000 metre) çıkılıncaya kadar ve gene alçalışta 10,000 ft’den itibaren kullanılmaması yönünde bir öneri getirmiş. Bunu 10,000 ft ile sınırlamasının nedeni kokpit ve kabin görevlilerinin işbu yüksekliklerde iniş ve kalkış ile ilgili görevlerine konsantre olmaları dolayısıyladır. BU arada Cep telefonları yukarıda açıklanan kullanım şartları dışında. Fakat biz İDO feribotlarında bile cep telefonlarının seyrüsefer cihazlarını bozduğunu bile ispat etmiş bir toplum olarak (!!!), sınırlamalarda abartmayı uygun görürüz. Örneğin uçağın kapısı kapanmadan dünyanın birçok ülkesinde cep telefonu görüşmeleri yapılırken THY’de bu geçerli değildir. Hatta bir ara alandaki otobüslerde bile cep telefonu görüşmeleri yasaktı. Ben bunu ne yazık ki gereksiz ve tartışmaya açık buluyoum. THY’nin Amsterdam’da düşen uçağını takiben kaptanlarımız alçalmada EPD ve diğer uyarılar için anonsu 10,000 ft’den 18,000 ft’e yükseltince, özellikle kısa uçuşlarda, daha yolcular yiyecek tepsilerini ellerine almadan “masalarınızı kapatın” anonsu ile karşılaşıyor.

Tartışmaya açık olamayan konular ise şunlardır: Uçak iniş ve kalkışında güneşlikler açılır, koltuk arkalıkları düz hale getirilir. Bunun nedeni basittir: Emergency durumda, veya uçak düştüğünde dışarıdan müdahalede, uçağın içinin görülmesi gerekir ve gene pencere kenarında oturan yolcuların tahliyesi için koltukların dik durumda olması durumu kolaylaştıracaktır.

THY hızlı büyümeye paralel kabin memuru alımını da arttırmış durumda. Genelde “çömez” olanlar da kabin amirinin yanında yetişsin diye Business Class’a verilirler. Dolayısıyla yukarıda adı geçen ve Önder Bekensir’in dahil olduğu olayda kendisine durum bu şekilde anlatılsaydı, eminim o da başkasının hayatına mal olabilecek bir hatayı yapmayacaktı. Alinur Velidedeoğlu olayı ise benim bugüne kadar hiç karşılaşmadığım bir olay. Ya kendisi uçaktan çok korkuyor ve o gün inanılmaz bir tirbülans yaşanıyordu. O da tedirgin olup camını açmak ve etrafı görmek istedi, yada ortada oluşmuş bir itiş-kakış’dan dolayı inadına yaptı. Tabii ki her ikisi de kabul edilir bir durum değil. Çünkü kendisi o gün THY uçağı ile değil de bir Amerikan havayolu uçağı ile uçsaydı, aynı özgürlüğe sahip olamayacağını bizzat bazı olaylara şahit bir kişi olarak burada net olarak ifade edebilirim.