Kategoriler
Haberler

ABD Patent Dairesi İyi Çalışmıyor

Patent konusu üzerinde durmak beni mutlu ediyor. Bu konudaki algıyı ne kadar arttırabilirsem o kadar bu ülkeye yararım olur diye düşünüyorum. Patent sayıları (ve içeriği) malumunuz olan Cari Açık için en önemli katil adaylarından biridir. Google’dan rahatlıkla edineceğiniz bilgilerle sizleri boğmak yerine basit ve hızlı karşılaştırmalarla bilgi vereyim. Patent konusundaki önemli belirleyicilerden biri Milli Gelir Başına düşen Patent Sayısı’dır: Bir milyar USD’lik milli gelir başına düşen patent sayıları; Güney Kore’de 10,260, Japonya’da 8,220, Çin’de 2,660, ABD’de 1,780 ve Türkiye’de 250’dir. Tabii patent başvuru sayıları tek başına belirleyici değildir. Unutmayalım ki, örneğin ABD’li bir firma kendi ürününü Türkiye’de korumak için Türkiye’den de patent almak zorundadır. Bu durumda Türkiye’de alınan patentler içinde ABD’li veya başka ülkelerin firmalarının da aldığı patentler bulunmaktadır. Bu durumda diğer bir belirleyici olan Ar-Ge Harcaması Başına Alınan Yerli Patent Sayısı dikkate alınabilir. Örneğin 10 milyon USD’lik Ar-Ge harcaması başına alınan yerli patent sayıları; Güney Kore’de 33, Japonya’da 24, ABD ve Çin’de 7 iken Türkiye’de 4’dür. Çok acıdır ama ben Türkiye için bu verinin kesin olmadığına adım gibi eminim. Çünkü Türkiye’de firmaların yaptıkları harcamalar içinde Ar-Ge’yi tanımlama biçimleriyle örneğin Japon firmalarının tanımlama biçimleri çok farklıdır.

Mayıs ayında The Economist’te Amerikan Patent Ofisi (PTO)hakkında bir haber yayınlandı. Habere göre PTO geçen yıl 244,358 patenti onayladı. 2002’de onay bekleyen patent sayısı 400,000’ken geçen yıl onay bekleyen patent sayısı da 700,000’i buldu. Yani başvuruların sadece %25’i onaylanabiliyor. Ayrıca patent alım süresi 34 aya uzamış durumda. Durum böyle olunca ABD’nin en büyük gücü olan inovasyon sekteye uğruyor. Çünkü patent onayı almamış bir ürün için firma yatırım bulamıyor. Belkide ürün piyasaya çıkamıyor. Daha da önemlisi patent’i askıya çıkarıp 34 ay bekleyerek rakiplerin patent hakkında bilgi sahibi olmasını istemeyen firmalar patent başvurusu apmak yerine konuyu “Trade Secret” yani “Ticari Sır” olarak tutmayı ve korumayı tercih ediyorlar.

Göksel Mumcu Dragons’ Den’in 2. Sezonu ve 16. Bölümüne “Karton Ambalaj” projesi ile katılmıştı (Programın videosu için tıklayınız ). Sevgili ortağım Göksel’in kısa tanıtımını “Hamurlu ürünlerin fırından yeni çıkmış gibi çıtır ve sıcak kalmasını sağlayan karton ambalaj” olarak yaptığı bu proje 5 Dragon’dan da yatırım almıştı. Daha sonra Baybars Altuntaş ortaklıktan ayrılmıştı. Ortaklığı takiben Göksel ile beraber projeyi genişleterek farklı ürünler ve doğal olarak patentler çıkardık. Bu ürünlerden biri olan Yeatz De-Icing Fluid Buz Çözücü 13 Ağustos 2011 tarihinde (yayınlanan) hiç planlamamışken Bugün gazetesinden sevgili Perihan Çakıroğlu tarafından ilk kez Türkiye’ye tanıtılmış oldu (Haber için tıklayınız ). Mütevazi olmaya gayret etmekle beraber bu projenin bugüne kadar dünyada yatırım almış en başarılı Dragons’ Den projesi olacağına gönülden inanıyorum. Bugüne kadar yarattığım şirketlerin yıllık ciroları 4 milyar USD’yi geçmiş olsa da, bu şirket ile 5 milyar USD sınırının geçileceğini düşüyorum. Bu konuyu burada açmamın nedeni, bu yatırımımız kapsamında patentlediğimiz 3 ürünün yanısıra 2 tane ürün içinse konuyu “Ticari Sır” seviyesinde bırakmayı ciddi olarak düşünmemizdir. Bu konu bizim bile gündemimize oturduğuna göre ABD’de yaşanan patent sorununun ne kadar büyük olduğunu şimdi daha iyi görüyorum.

Obama hükümeti PTO’ya daha fazla bütçe ayırmada geç kaldığı gibi yılan hikayesine dönen patent kanununun çıkışını da geciktirdi. Gerçi bu kanun sorunları çözmek yerine sorunları büyütecekmiş gibi gözüküyor. Kısaca başlıkları incelersek:

1. “First-to-invent” sisteminden “first-to-file” sistemine geçiş: ABD “first-to-invent” modelini benimseyen nadir ülkelerde biridir. Bu modeli bir örnekle anlatırsak, ben, 01 Ocak 2011 de bir fare kapanı dizayn ediyorum ve tasarım üzerinde biraz çalışıp bunun patentine 1 ay sonra, yani 01 Şubat 2011’de başvuruyorum. Bu arada bir başka buluşçu aynı fare kapanını 10 Ocak 2011’de tasarlıyor ve 20 Ocak 2011’de patentine başvuruyor. Bu durumda, ben eğer 01 Ocak 2011’de bu işe ilk başlayan olduğumuu ispatlarsam patent hakkı bana devrediliyor. First-to-file sisteminde ise hak başka buluşçu’da kalıyor. Yani aslında ABD buluşçuyu koruyan bir sistemden patente başvuranı koruyan bir sisteme geçişi tartışıyor.

2. Vergi stratejisine yönelik buluşlar: Yeni tasarıda vergi sorumluluğunu azaltacak ya da erteleyecek yöndeki iş metodu konulu buluşlara patent verilmemesi düşünülüyor.

3. Buluşun detaylı anlatımı: Yeni tasarıda patent metninde buluş yeterince anlatılmamış iddiasıyla bir patentin çürütülmesinin önü kapanıyor. Bu önemli, zira böylece birçok firma daha az bilgiyle daha geniş patentler almaya çalışabilir, patentin ana amacı olan bilgi paylaşımı ve böylece bilgi eşiğini yükseltme fikri ciddi zarar görebilir. Yani, … prosesinin olması için gereken sıcaklık 122 derece olmalı demek yerine 100 derecenin üzerinde bir sıcaklıkta ….. prosesi gerçekleşir demek yeterli olacak. Önceleri, bunu dememek bir patentin iptal edilmesine sebep olabiliyordu.

4. Belge sonrası itiraz hakkı: Yeni tasarıda patent verildikten sonraki 9 ay içinde patente itiraz etme hakkı veriliyor. Şu anda, patent verildikten sonra sadece dava yoluyla bir patent çürütülmeye çalışılıyor. Bu sayede konu mahkemeye taşınmadan da belli bir raddeye kadar getirilebilecek.

Patent konusunda yazmak başta da belirttiğim gibi beni mutlu ediyor. Bu konuda yazmaya devam edeceğim.