Kategoriler
Haberler

25th Amendment

Mümkün olduğunca hergün yürüme bandında 5.3 km hızla, 12% eğimde, 45 dakika yürüyerek 578 Kcal (yaklaşık yarısı yağ yakma, yarısı da kardiyo çalışması olduğu için yakılan yağ 35 gram civarında oluyor) yakıyorum. Aslında benim kişiliğimle hiç ilintili olmayan bir işi yapıyorum. Yani “Net bir amaç olmadan yürü-baba-yürü”. Herneyse sıkıcı olan bu durumda motive olabilmek amacıyla “24” dizisininin DVD’lerini seyrediyorum. “Arka Sokaklar” dizisinde 5 bölümde yaşananlar, burada 1 bölümde yaşanıyor. Tabii teknoloji vs karşılaştırma kriteri dışında kalmak durumunda. Konu o kadar hızlı akıyor ki, konsantrasyonum tamamıyla dizide oluyor. Böylece 45 dakikanın nasıl geçtiğinin farkına bile varamıyorum.

Dün ve bugün izlediğim bölümler 2 açıdan dikkatimi çekti. Önce bölümlerde geçen olayları sizlerle paylaşayım, sonra da yorumlarımı. Bu arada dizi CNBC-e de 7. sezonu tamamladı ama ben yeni bölümleri özellikle seyretmeden geriden geliyorum.

İlk bölümde ABD başkanının uçağı teröristlerce vuruluyor, başkan görevini yerine getiremez hale gelince “25 th. Amendment” çalıştırılıyor ve başkan yardımcısı Charles Logan görevi devralıyor. 25th. Amendment Amerikan anayasasının önemli maddelerinden biridir. Amerikan başkanının görevini yapamaması durumunda başkanın yerine başkan yardımcısının geçmesini belirleyen önemli bir maddedir. (http://en.wikipedia.org/wiki/Twenty-fifth_Amendment_to_the_United_States_Constitution) Görevi devralan başkan yardımcısı Charles Logan, stres altında karar veremeyen, sinirli, empatik olamayan bir kişilik sergiliyor. Kararsızlığı ve hatalı kararları yüzünden CTU (Anti-terör Birimi) nükleer silah çalan teröristleri ellerinden kaçırıyor. Kendisinin başkanlık vasıflarına sahip olmadığını anlayan Charles Logan başdanışmanının önerisi ile eski başkan siyahi David Palmer’ı danışman olarak atıyor.

Şimdi 2008 ABD seçimlerine geri dönelim. Cumhuriyetçilerin seçimleri kazandığını ve John McCain’in başkan olduğunu farzedelim. Sonra da ABD başkanının görevini yapamamasından dolayı anayasanın 25. maddesinin çalıştırılması suretiyle Sarah Palin’in ABD başkanı olduğunu düşünelim. Bu konuda daha fazla yorum yapmadan önce kadınların gelecekte etkin bir şekilde yönetime geleceklerini ve bunu desteklediğimi daha önce defalarca açıkladığım için, bu yorumumun bayanları genellemediğimi hatırlatmak isterim. Hatta, Forbes dergisinde köşe yazarken 2008 yılı seçimlerinde Hillary Clinton’ın başkan seçileceğini, Barack Obama’nın da yardımcısı olacağını öngörmüştüm: https://www.alphanmanas.com/?p=107

Time dergisi geçenlerde “Dünyanın en etkili 100 insanı” diye bir kapak yaptı ve Cumhuriyetçilerin başkan yardımcısı adayı Sarah Palin’i de bu 100 kişi içine aldı. Ev hanımlığından politikaya adım atan Palin’in ulusal güvenlik anlamında tecrübesi başkan adayı McCain’in eşi Cindy McCain’e sorulduğunda, McCain  “Alaska’nın Rusyaya yakınlığından dolayı Rusyayı iyi tanıdığını” söylemişti. Lütfen videoyu izleyin: http://www.huffingtonpost.com/greg-mitchell/cindy-mccain-on-abc-today_b_122759.html

Sonuç olarak ABD bir facianın eşiğinden döndü. Ben Sarah Palin’in başkan olarak performansını düşünmek bile istemiyorum. Amerikanın sanırım karizması yerlerde olur, kimse de bir daha toparlayamazdı. Bu facia’nın kaynakları sadece Sarah Palin değil, aynı zamanda başkan adayı John McCain de olacaktı. Başkanlık sisteminin en büyük dezavantajı ne yazık ki budur. Lider iyi olmadığı taktirde bir sonraki seçime kadar sonuçlarına tüm ülke katlanır. Ayrıca iyi bir başkan iyi danışmanlarla çalışır. Danışmanlarını seçerken onların ırk, din ve dini bütünlüğü (bu normalde dışarıdan ölçümlenemeyen, ancak bilinçli dışavurumlarla ölçülmesine destek sağlayan bir durumdur) gibi özelliklerini dikkate almaz. Burada bilgi önemlidir. Demokrat başkan Barack Obama’nın savunma bakanı Robert Gates, Bush döneminden gelmektedir. Museviler katolik ABD başkanlarına danışmanlık yaparlar. Göze girmek için ABD başkanının Pazar günü gittiği kiliseye gidip onunla saf tutmaya çalışan bir devlet görevlisi duyulmamıştır, başkanı kilisede her pazar takip eden basın ordusu da bulunmamaktadır.

İkinci yorumum 24 dizisinin Barack Obama’nın seçilmesine olan etkisi: Bunu dile getiren çok oldu. NBC’nin bunu planlayarak yaptığını zannetmemekle birlikte ABD halkının bilinçaltına bunu yerleştirdiği kesin. Dizide siyahi başkan David Palmer hem çok başarılı, hem de beyaz başkanlar bir o kadar başarısız. Bu konuda NBC’nin başarısını gelecek seçimde değerlendirme olanağımız olacak. Çünkü arada sırada zap yaparken 7. sezonunda olan 24 dizisinde gördüğüm ABD başkanı bayan. Bakalım bir sonraki seçimde bayan başkan çıkacak mı?