Türkiye’de Çevrecilik Yaklaşımı Ne Yazık ki “Ağaçlarla” Sınırlıdır!

24 Eki
Ekim 24, 2013

Bir yatırımcı olarak hedeflediğim alanlarda yenilikçi olurum. Amacım fark yaratmak, bunu yaparken de “rekabet” kavramını belirli bir süre benden uzaklaştırmak. Türkiye’de “Çevrecilik” tanımı “Akarsularımı kaptırmam” ve “Ağaçları kestirmem” gibi çok daha başlangıç ve etkisiz bir düzeydedir. Bunu yaparken de büyük resim her zaman gözden kaçar. Size 2 tane yatırımımdan bahsedip konuyu daha iyi açıklamaya çalışacağım.

2010 yılında Ukrayna’dan bir şirket (şirketin varlıklarını) satın aldık: (www.pyroliz.com) Firmanın teknolojisi “Ömürünü Tamamlamış Lastiklerin (ÖTL) Geri Dönüşümü için Piroliz Yöntemini Kullanmak” dı. Şirketi almak yetmedi, bir de Türkiye’de Ar-Ge yapmak zorunda kaldık. Harcadığımız parayı telaffuz dahi etmek istemiyorum. Bu teknik ile amaç Türkiye’de her yıl açığa çıkan 250,000 ton lastiğin bir bölümünü geri dönüştürerek buradan Piroliz Yağı, Karbon Siyahı ve Çelik Tel elde etmek. Amacımız Türkiye çapında bu tesislerin sayısını arttırmak. Yurt dışından, hatta komşu ülkelerden talepler var. Buraya kadar işin reklam kısmı, bundan sonra “Çevre” kısmına bakalım: Türkiye’de her yıl açığa çıkan ÖTL bugün nasıl değerlendiriliyor? Ağırlıklı olarak çimento fabrikalarında yakılıyor. Evet yanlış duymadınız, yakılıp çevre faciası yaşanıyor. Hatta çimento fabrikaları bununla da yetinmeyip, yeni bir yönetmelik çıkarttırarak yurt dışından parçalanmış ÖTL getirip yakıyorlar. Nedeni ise “yurt dışı ile daha iyi rekabet etmek amacıyla enerji maliyetlerini düşürmek“. Peki “Yaptırmam, asarım, keserim çevrecileri” ne yapıyor? “Tısss“.

Diğer bir yatırımım ise (www.prolooil.com). Ortağım Zamier Ahmed ile birlikte İngiltere’de satın aldığımız bu şirketin Singapurda bir de tesisi bulunuyordu. Şirket Poliüretan’ın hammadesi olan Polyol’ü organik yani petrokimyasal olmayan maddelerden üretiyor. Kulağa çok ilginç gelmiyor belki ama oturduğumuz çakma deri koltuklar, kullandığımız kablolar, köpük dediğimiz malzemeler, terlik altlıkları, bilimum izolasyon malzemelerinin petrokimyasal olduğunu hatırlatmam lazım. Hani o meşhur Beyaz Eşya üreticleri var ya, hani “Çevreciyiz” diye reklam yapıyorlar ya, işte o abilerin buzdolabı izolasyonunda kullandıkları köpükler, buzdolabı/bulaşık makiinası raflarını kapladıkları beyaz malzemeler poliüretan ve %100 petrokimyasal. Biz de ortaya çıkmış diyoruz ki “Biz sana bitkiden üretilmiş poliüretan kullanma olanağı tanıyoruz.” Onlar ise temkinli yaklaşıyorlar. Çok fazla eleştrmemek lazım. Daha oraya gelinceye kadar değişmesi gereken o kadar çok şey var ki: Daha çok İnovasyon gibi.

Dünyada her yıl 300 milyon ton plastik üretiliyor. Otomotiv’de gelişmeler var. Örneğin Ford, otomobillerde petrolü %10 oranında azaltacak bir yöntem geliştirdi. Yani yılda 15,000 litre daha az petrol harcamak anlamına gelen bu yöntemle koltukları ve gösterge panellerini soya yağından yapılmış poliüretan köpüklerle üretiyor. Zaten Ford bu konuda en vizyoner firma diyebiliriz. Henry Ford’un 1940′larda Soya Yağı’ndan araba kaportası ürettiğinizi belki bilmiyor olabilirsiniz. Aşağıdaki resimde bu araba var.
fordsoybeancar
2. Dünya savaşının çıkması ile “Soya Yağı Araba” projesi de rafa kalkmıştı. Aşağıda resmi olan Think Elektrikli Araba üreticisi Norveçli firmayı satın alma girişimlerimiz sırasında Think’in tüm kaporta parçalarını plastik olarak Türkiye’den aldığını görmüştük. Bu parçaların bitkisel yağlardan elde edilmesi Türkiye için önemli bir katma değer yaratacaktı.
0908_02_z+think_city+electric_car
Sözü uzatmayayım; Biz bu şirketi satın alalı 2 yıl oldu. Öncelikle amaç Türkiye’de lisansörler oluşturup Türkiye’den faaliyetleri başlatmaktı. Ne yazık ki Türkiye’de bunu başaramadık. Başka ülkelere yöneldik. Şimdi ise dünya devi bir kimya firması ile görüşmelere başladık.

Yukarıdaki 2 örnek, çevrecilik anlayışının ancak bilgi ve teknoloji ile oluşacağının en önemli göstergesi. Türkiye’deki çevreclik anlayışı ise bilgi ve teknolojiden yoksun. Karbon ayak izini azaltmak için ağaç diken Türk toplumu, bilgi ve teknoloji’ye önem vermek yerine, “ağaç kesimini engellemek” gibi sınırlı çevrecilik ile daha uzun süre yaşamına devam edecek gibi gözüküyor.

Ekitekler:, ,
Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog