Aylık arşiv:Nisan, 2012

Tuvalet Konusunda Özgün Çalışmalar

30 Nis
Nisan 30, 2012

2009 yılında yazdığım “İnovasyonda Sınır Tanımayın” yazımın (http://www.alphanmanas.com/?p=245) üstünden 3 yıl geçtikten sonra yine inovasyon ve tuvalet anahtar sözcüklü bir yazı yazıyorum.

Sevgili Murat Armağan ve Kerem Güvenç ile 2002-2005 yıllarında hafta sonlarımızda hobi olarak başladığımız bazı patent çalışmaları projeye dönüşmüştü. Bunlardan biri Deniz Taksi oldu. Hiçbir patenti o yıllarda para kazanmak için almamıştık çünkü bu ayrı bir iş ve bizim günlük işlerimizin arasında bu yapı yoktu. Ama Deniz Taksi’nin para kazanacak bir proje olduğu anlaşılınca, bunu Teknoloji Holding’in içine katmıştım.

Sinemalarda kayıp-kaçağı engelleyecek olan patentimiz ve projemiz hakkında 2009 yılında bir yazı yazmıştım http://www.alphanmanas.com/?p=469. Bunu gerçekten para kazanmak amaçlı almıştık ve ürünü hazırlamıştık ama Türkiye’deki sinemalar bunu kullanmak istemeyince proje rafa kalktı.

Son dönemde tuvalet konusu gene gündemime oturdu. Bunu da çocuklara yönelik bir çözüm olarak düşündüm. Çünkü çocukların tuvalete oturmaları için bir aparat var ama ayaklarını koyabileceği tuvalete entegre bir aparat yok. Sadece dışarıdan bir mini basamak ile bu işi görmeye çalışıyorlar (resim için tıklayınız) Murat Armağan ile bu aparatı yaptık (üst sağdaki resim).

Sol üstte gözüken tuvalet ise sevgili Cem Yılmaz’ın GORA filmi için hazırlanmıştı. Ama Böcek Yapım bizimle çalışmayınca kullanılmadı. Tuvaletin 2 önemli özelliği var: Öncelikle küçük ve büyük tuvaletinizi jelleştiriyor, dışarıya hiç koku vermiyor. Tamamen hijyenik. Buna benzer uygulamalar özellikle sahra tuvaletlerinde var. Ama ikinci özelliği olan “hareketli” olması diğerlerinden kendini farklı kılıyordu. Bu tasarımın arkasındaki neden, uzun dönemde elimizdeki kumanda ile evin her yerini kontrol edebilecek olmanıza rağmen, kumanda edemeyeceğiniz ortamlar için gereken hareketlilikti. Tabii ki olayın bir de komedi tarafı var ki, o da GORA için çok uygundu.

Bu yazımı aslında 26 Nisan Dünya Fikri Mülkiyet Günü’nde yazacaktım ama gecikti. Bu gün vesilesi ile yönetim kurulu üyesi olduğum ESİAD’ın yönetim kurulu başkanı sevgili Bülent Akgerman’ın hazırladığı basın bültenini sizlerle paylaşmak isterim (bülten için tıklayınız).

Başkaları İçin Yaşamanın Dayanılmaz Ağırlığı

09 Nis
Nisan 9, 2012

Dr. Henry Cloud ve Dr. John Townsend’in yazdığı “Sınırlar” kitabını okuyorum. Çok yakın zamanda tandığım bir psikiyatrist’in önerileri (bu kitap da önerilere dahil) hayatımı değiştirdi. Bugüne kadar yaşadığım birçok sorunun arkasında aslında koymakta, uygulamakta sıkıntı yaşadığım “Sınırlar” olduğunu farkettim.

Girişi Gülse Birsel’in Yalan Dünya dizisi ile yapmak istiyorum. Diziye başladığında almadığı eleştiri kalmamıştı. Bazı internet sitelerinin (Örneğin: http://www.gecce.com/yazi/yalan-dunya) yorumlar bölümlerine baktığımızda durum net olarak ortaya çıkıyordu. Daha dizinin ilk bölümü bile bitmeden yorum yapanlar, bileti kesenler vardı. Ne mi oldu? Tabii ki kapak oldu. Acaba bu ülke bugüne kadar zekanın en ince ayrıntısına kadar kullanıldığı başka bir dizi gördü mü? Her karakter kendi içinde müthiş olduğu gibi, Gülse Birsel’in yarattığı eko-sistem sayesinde yarattığı karakterler de senaryoya fikir ile destek oluyorlardır. En küçük ayrıntı bile dizide önemli. Örneğin Nurhayat’ın ayakkabısı biraz daha yüksek topuklu ve sivri burunlu olsa, ilgi onun kişiliğinden ziyade seksapelliğine yönelecek.

Gülse Birsel bu kadar çalışarak neyi hedefliyor? Para olmadığı kesin. Çünkü zaman ile para harcama ters orantılıdır. Mutlaka mesleki tatmin aldığı doğru. Halkı mutlu etmeye mi çalışıyor? Onda da başarılı. Örneğin ben çok mutluyum. Cuma akşamları diziyi kaçırmak istemiyorum. Ama bunda bir sınır olması gerekmiyor mu sizce? Yani bu insan bu yoğun tempoda kendi hayatını ne kadar yaşayabilir ki? Bunu merak edeneniniz sanırım çıkmıştır. Bence Gülse Birsel zamanının sınırsız olduğunu düşündüğü için artık “Sınır” sorununda son noktadadır. Kendisini sadece örnekledim. Bu söylediklerim onun için hiçbir şey de ifade etmeyebilir. Eşi Murat Birsel arkadaşım olduğu için de açıkçası alınmasını da istemem.

Kitaba dönüp, alıntılarla iş yaşamımda “Sınırlar” konusunda yaşadıklarımı listelersem. Bugüne kadar anladıklarım aşağıdaki gibiydi:

  1. Kendime sınırlar belirlersem bencillik edeceğimi düşündüm,
  2. Sınırlar itaatsizliğin işaretiydi,
  3. Sınırlarımı oluşturmaya başlarsam insanlar beni incitir veya ben başkalarını incitirdim,
  4. Sınır koymam öfkeli olmam anlamına gelirdi (aslında sınır ihlalini önceden önlediğinizden erken uyarı sistemi olan “öfke” devreye bile girmez),
  5. Başkalarının sınır koyması beni incitirdi,
  6. Sınırlar suçluluk hissetmeme yol açardı,
  7. Sınırlar kalıcıdır, bu yüzden köprüleri yıkmaya korkardım.

Bu kitapta kişiler 4’e bölümde inceleniyor:

  1. Yumuşak Başlılar: Kötülüklere “Evet” diyenler,
  2. Kaçınanlar: İyiliklere “Hayır diyenler,
  3. Denetleyiciler: Başkalarının sınırlarına saygı göstermeyenler (Saldırgan ve Yönlendirici),
  4. Tepkisizler: Başkalarının ihtiyaçlarına kulak asmayanlar

Ben 18 yıl boyunca aslında Yönlendirici Denetleyici (sayfa 58) birisi ile ortaklık yaptığımı şimdi anlıyorum. Başkalarının sınırlarından dışarı çıkmaya ikna etmeye, yani evet dedirtmeye çalıştıkları; istediklerini elde etmek için koşulları dolaylı olarak manipüle ettikleri; kendi yüklerini taşımaları için başkalarını kandırdıkları; kendilerini suçlu hissetmelerini sağlayacak ifadeler kullandıkları bu kişilerin özellikleri arasında olduğu görülüyor. Sahte eğilimlerin kural koymadaki sorunlar arasında olduğu dikkatimi çekti. Özellikle Suçluluk Duygusu ve Geri Ödeme  benim için kaçınılmaz son olmuştu. Eğer karşı taraf devamlı olarak karşısındakine suçluluk duygusu yaşatırsa, siz de sürekli olarak onu mutlu etmek için elinizden geleni yaparsınız. Kendinizden önce karşı tarafın mutluluğu ön plana çıkar.

Teknoloji Holding’deki ortaklığımda benim için ortağım benden daha önemliydi. Sanki kendimi kanıtlarcasına çalışıyordum. “O aslında benim yarattığım işleri benden daha çok bile hakkediyordu!!!” Eski ortağım ayrılma esnasında “bugüne kadar tüm iş geliştirmeyi sen yaptın, dolayısıyla tüm bilgi birikimi sende. Ben bu yüzden Teknoloji Holding’i istiyorum” demişti. Ben kendisine hak vermiştim. Universal Kredi Kartları A.Ş.’yi TMSF’den çok net olarak itiraz etmeme rağmen onu kırmamak adına satın almıştık. Onun da getireceği işler olmalıydı ve olacak bir başarı onun kendine olan güvenini arttıracak, o mutlu olacaktı. Şimdi ayrılma esnasında benim normal olarak “bu şirketi sen aldırdın ve ısrar ettin, senden kalması normaldir” demem gerekirken, dünyada görülmemiş bir şekilde “Açık Eksiltme” ile şirket ona kaldı. Yani üstüne para ödedim ve Bilyoner’i aynı gün ona satarken bu rakamı da hesaptan düştük (Sözleşme örneği için tıklayınız). Nasıl yani demeyin? Universal Kredi Kartları karşı tarafa en fazla para verende değil, en fazla para alanda kaldı çünkü şirket daimi olarak zarardaydı.

İş yaşamımdan verdiğim örneklere bir tane daha eklemek istiyorum. Gençler biz girişimcileri rol model olarak alıyorlar ve bu yüzden bizlerle zaman geçirip, onlara yol göstermemizi istiyorlar. TOBB Genç Girişimciler Üst Kurulu üyesi olarak 45 üye arasında en fazla konferans veren benim. Bu benim en başarılı “Girişimci” olduğumu göstermiyor. Benim “Hayır” diyemediğimi gösteriyor. Son anlarda kurtarıcı olarak arandığımı biliyorum. Akşamüstü saat 17:00′de sabah 9:00′da jüri üyesi oluverdiğim günler gibi. Öğrenciler bana yazıp, üniversitelerine davet ettiklerinde onları kıramıyorum. Ama artık bu şekilde devam etmem zor. Ne yazık ki zaten sağlık durumum nedeniyle yıl sonuna kadar lise ve üniversite konferanslarımı durdurdum. Ama gelecek yıldan itibaren daha yararlı olabileceğim başka bir yönteme geçmeyi planlıyorum. Beni rol model alan öğrencilere “başarı/başarısızlık hikayeleri” yerine daha farklı bakış akışı kazandıracak hikayeler anlatmak istiyorum. “Sınırlar” konusu bile kendi başına bir konu. Hatta kendi çocuklarım için bu konuda çalışmaya başladım bile.

SKY TÜRK 360 “Business Class” Programı

05 Nis
Nisan 5, 2012

Alphan Manas’ın konuk olduğu 26.03.2012 tarihli programın konusu “İstanbul’da Deniz Taksi, Yerli Otomobil, SAAB’ın Satışı ve Yurt Dışı Yatırımlar”

Yılın İşadamı Oldum Ama Olamadım

02 Nis
Nisan 2, 2012

Bana bir tanıdığım geçen yılın Aralık ayında http://www.kimolsun.com/default.asp diye bir sitenin “Yılın EN” lerini internet üzerinden verilen oylarla seçtiğini söyledi. Ben de girdim ve gördüm ki önde gidiyorum. Ne kritere bakarak oy veriliyordu, açıkçası bilemiyorum ama ipi ben göğüsledim ve “Yılın İşadamı” oldum. Bunun ilgili bana 29 Mart Perşembe 12:36’da aşağıdaki mail geldi:

————————————————————————————————————–

From: Abdullah Yaşar [mailto:iletisim@abdullahyasar.com]
Sent: Thursday, March 29, 2012 12:36 PM
To: ALPHAN MANAS
Cc: Brightwell Info; osivasli@kimolsun.com
Subject: Kimolsun.com 2011 Odulleri Daveti…

Sn. Alphan MANAS;

Türkiye’nin en büyük anket sitesi Kimolsun.com olarak düzenlediğimiz ‘Kimolsun.com 2011 Ödülleri’ anketlerinde ‘Yılın İşadamı’ olarak seçilmiş bulunuyorsunuz. Ödülünüzü 6 Nisan 2012 tarihinde Ramada Plaza İstanbul’da (Şişli) düzenleyeceğimiz ve AB Bakanımız Sn.Egemen Bağış’ın katılacağı ödül gecesinde takdim edeceğiz. Program akışı aşağıda yer almaktadır. Afişi ise ektedir.

Mümkün olan en kısa sürede şahsınıza ait yüksek çözünürlüklü bir portre görselini ve kısa bir biyografinizi bizimle mail yoluyla paylaşmanızı rica ediyoruz.

Teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz…

Abdullah YAŞAR
Kimolsun.com®

0 532 267 26 01
0 212 871 33 99

Program
19.30 – 20.30 Kokteyl
20.30 Açılış Konuşmaları
Sn.Abdullah YAŞAR – Kimolsun.com DK Başkanı
Sn.Egemen BAĞIŞ – Avrupa Birliği Bakanı
21.00 Ödül Seremonisi
22.00 Kapanış

Not: Kimolsun.com kuralları gereği ödül sadece sahibine takdim edilecektir. Şayet katılamayacaksanız en kısa sürede bildirmenizi rica ediyoruz. Tarafınıza ayrıca 5 kişilik davetiye gönderilecektir.

————————————————————————————————————–

Ben yoğun mail trafiğinde cevap verene kadar, bana 30 Mart 2012 saat 9:04’de de aşağıdaki mail geldi:

————————————————————————————————————–

From: Abdullah Yaşar [mailto:iletisim@abdullahyasar.com]
Sent: Friday, March 30, 2012 9:04 PM
To: ALPHAN MANAS
Subject: KO 2011 Odul Iptali…

Sn.Alphan MANAS;

Beklediğimiz zaman dilimi içersinde sizden bir yanıt gelmediği için ödülünüzü iptal ettik.
Bilginize sunar, iyi çalışmalar dilerim…

Abdullah Yaşar

————————————————————————————————————–

Yani anlayacağınız ben maile 1 günden daha az sürede, 20:28 saat gibi bir sürede cevap vermediğim için artık “Yılın İşadamı” olamıyorum. Bu beni inanılmaz üzdü!!!!

Bu ülkede seçme konusu gerçekten inanılmaz “hakkaniyetsiz”. “O Ses Türkiye” için de sms’i güçlü olanlar birinciyi belirlemişlerdir. Jüri üyesi olduğum NTV Türk Mucit’de gene birinci sevgili İskender Arıoba da sms’lerle birinci seçilmişti. Kendisi ile sıkça görüştüğüm için, sonrasında yaptığı çalışmanın başarılı olduğunu görmüştüm.

Diğer değerlendirmelerim şöyle:

  1. Ben “Serial Investor” um. Bunun Türkçe’deki karşılığı “Seri Yatırımcı”. Yani “İşadamı” tanımına uymuyorum.

  2. 2012 yılı yeni yatırımlarımızda başarılı olduğumuz bir yıldı. Prolo Oil’i www.prolooil.com İngiltere’de iflas masasından almıştık. Dünya çapında lisanslama konusunda çalışmalara başladık. Türkiye’de çok yakında lisansörümüz olacak. Böylece Türkiye’nin çok önemli beyaz eşya üreticileri de dahil olmak üzere ürünlerinde “organik poliüretan” kullanacaklar.

  3. Bunun yanında daha önce çıkmış olduğumuz savunma sanayii sektörüne çok önemli bir yatırımla geri döndük. “Radar Absorbent Material” (http://en.wikipedia.org/wiki/Radar-absorbent_material) key-word’unu şimdilik vermem yeterli. Dahası sonra gelecek.

  4. Daha önce yapmış olduğumuz Ege Madencilik bu yıl için zorlu oldu. Geçen yıl beklenen satışın gerçekleşmemesine rağmen yapılan fazla dekapajı bu yıl daha az dekapaj ile karşılayıp çok hızlı kömür alacağız. Ege Madencilik, Borusan Holding ile ortaklığımız olan Maya Enerji (http://www.brightwell.com.tr/page.asp?id=27&mid=5) sürecinde Termik Santral kurmak için  portföyümüze katılmıştı. Orta dönemde amacımız bu.

  5. Ana ortağı olduğumuz Deniz Taksi işletmecisi Teknomar’ın hisselerinin %100’ünün  Caprice Group’a devri konusunda 1 yıl önce imzaladığımız ortaklık ön anlaşmasına rağmen kreditör bankalar ve alt-yüklenicilerinden kaynaklanan aksaklıklardan dolayı süreç uzadı. Geçen hafta Teknomar hisselerinin devri konusunda pürüz giderildi. Bu süre içinde Teknomar’ın yönetimi zaten Caprice Group’daydı.

Sağlıksız geçirdiğim 2011 ve 2012 ilk çeyreğini takiben umarım sağlıklı 3 çeyrek ile başarılı bir 2012 tamamlarız.

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog