Kategoriler
BusinessWeek Yazıları

Türkiye’den Robot Çıkar mı?

bw
Robot deyince ilk akla gelen “dünyayı istila eden makineler” olsa da dünyada robotik sektöründe son derece hızlı gelişmeler yaşanıyor.

Robotik sektörü dünyada hızla gelişmeyi sürdürürken Türkiye bu alanı geç fark etti  

Amerika’ya gittiğimde eğer iç hat uçuşu yapıyorsam mutlaka SkyMall dergisi alıp yeni çıkan ilginç ürünleri incelerim. 2002 yılı sonuydu sanırım, gözüme iRoomba adlı ev robotu ilişti. En yakın mağazaya uğradım ve alıp Türkiye’ye getirdim, İlk ürünlerden biri olduğu için tam olarak performans göstermese de benim beğenimi kazanmıştı. MIT’den robotik mühendisleri tarafından 1990 yılında kurulan iRobot, ilk ürünü iRoomba’yı 2002 yılında piyasaya sürünce, ben de piyasaya çıktığı ay bu ürünü satın alma lüksüne sahip olmuştum. Firma temizlik robotu olarak aradan geçen beş yılda tam 3 milyon robot sattı. Daha sonra ABD ordusu ile işbirliğine giderek Irak ve Afganistan’da kullanılan bin 400 adet taktik “Mobil Robotu” üretti. iRobot, Asimo’yu yapan Honda ve ilkokul öğrencileri arasında “Robot Programı Yarışması” yapan Lego firması benim bu alandaki üç favorim.

“Robot” dediğimiz zaman aklımıza hep “dünyamızın istilası” geliyor nedense… Bu karamsar beklentiye rağmen, rakamlara baktığımızda robotların hayatımıza aslında fazlasıyla entegre olduğunu açıkça görebiliriz. 2005 yılında 11 milyar dolar hacme sahip olan dünya robot pazarının, 2010’da 25 milyar dolara ulaşacağı, 2025’de ise 65 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor. 2005 yılında toplam pazarın yüzde 50’sini oluşturan ev kullanımı için üretilen robotların, 2010 yılında pazarın yüzde 70’ini, 2025’de ise yüzde 75’ini oluşturması bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu internet sayfasında en güncel bilgiler 2004 başına dayanmakla birlikte, sayfada robot kullanımı hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere yönelik ilginç bilgiler bulunuyor. Örneğin robot kullanımı için ölçü birimi; “On bin kişi başına düşen robot sayısı.” Buna göre; Japonya 322 robotla birinci konumda bulunurken, Güney Kore 138 robot ile ikinci sırada yer alıyor. ABD’de 63, AB ülkelerinde ise ortalama 93 robot bulunuyor. AB ülkelerinden Almanya’da 148, İtalya’da ise 116 robot günlük hayatın içinde yer alıyor. ABD özellikle ev robotu konusunda çok gelişmiş olmasına karşın, diğer ülkelerin daha fazla robota sahip olmalarının tek nedeni otomobil üreticisi olmaları… Artan üretim maliyetleri robot kullanımını arttırarak, önemli maliyet avantajları yaratıyor. Örneğin İngiltere, 1990 yılında 100 birimi başlangıç olarak kabul ederek, işçilik ve robot işçiliği ücretlerini karşılaştıran bir grafik oluşturmuş. İşçilik birim olarak artarken, robot işçilik birimi gittikçe azalmış. 2000 yılında aradaki fark 140 birim iken, 2006 yılında bu fark 180 birime çıkmış.

İnsanlığın “dünyayı istila edecek robot” beklentisine rağmen, bu tezi çürütmek için bilim dünyası robotlar üzerindeki teknolojik ve teorik çalışmalarını sürdürmektedir. Isaac Asimov, ünlü “Robot” serisiyle teknolojik açıdan tutarlı bir robot kavramı yaratmış ve robotların amacının insana hizmet olduğunu, bir robotun kendi amaçlarını insanların amaçlarına hiçbir zaman tercih edemeyeceğini; koyduğu üç Robot Yasasıyla belirlemiştir. Hepimizin aşina olduğu bu robot yasaları şu anda insanla robot arasındaki ahlaksal ve hukuksal ilişkinin temelini oluşturmaktadır. Isaac Asimov’un bu kurallarına rağmen, robotlar konusunda en ileride olan ülkelerden Amerika ve Japonya’nın robot sınıflandırmaları birbirinden farklılık göstermektedir. Amerikan Robot Enstitüsü (RIA) robotları dört farklı sınıfla değerlendirirken, Japon Robot Derneği (JARA) robotları Manuel, Sabit Sıralı Hareketli, Değişken Sıralı Hareketli, Playback, Nümerik Kontrollü ve Söz Dinleyen akıllı robotlar olarak altı sınıfta incelemektedir. Bu konuda ISO standardı olmasına rağmen, bu iki ülkenin iki farklı sınıflandırmasının olması, dünyada henüz robotlarla ilgili tam bir fikir birliğinin yerleşmediğinin en büyük göstergesidir.

Ülkeler arasında fikir birliği olmasa da robotlar gün geçtikçe akıllanmaya devam ediyorlar. Bugünlerde 10 bin MIPS’lik (saniyede yapılan işlem sayısı) robotlar yapılabilir durumda. Fare beyninin 50 bin MIPS ve insan beyninin 100 milyon MIPS olduğunu dikkate alırsak bizden akıllı robotları bizim kuşağın görmesi biraz zor, ama rakamlar bu sektörün önünün çok açık olduğunu gösteriyor.

Robot teknolojilerinin gelişimine en çok katkıda bulunacak ve geleceğin önemli mesleklerinden biri olacak Mekatronik, Türkiye’de ne yazık ki doksanlarda fark edilmiştir. Makine, elektrik, elektronik, kontrol ve bilgisayar mühendisliği gibi dört mühendislik eğitimini içeren bu meslek yeni dünyada aranan (birçok konuda derinlemesine bilgi sahibi olan) yönetici veya bilim insanı tanımına da uymaktadır. ABD’de mekatronik eğitimi üniversite ve endüstri desteği ile lise düzeyinde başlatılmaktadır. Türkiye’de ise önde gelen dehaların, elektronik ve bilgisayar mühendisliği alanlarını seçtikleri dikkate alındığında, konuya verilecek önem ve destek ile Türkiye’nin robot alanında büyük başarılara imza atması işten bile olmayacaktır. 

18/05/2008 BusinessWeek