Aylık arşiv:Mart, 2010

“Türkiye’deki Benzin ve Mazot Fiyatlarının Yüksekliği, Yabancı Petrol Devlerinin Suçu” Geyiğine Hoş Geldiniz

28 Mar
Mart 28, 2010

Geçenlerde bana ‘Bir gün benzin almayın” boykotu maili geldi (okumak için tıklayınız). Türkiye’deki benzin/mazot fiyatlarının yüksekliğinin nedeni Shell, Total, BP gibi yabancı petrol devi dağıtım şirketleriymiş. Maili gönderen 35 yıllık arkadaşım. Amerikada yaşıyor ve Türkiyedeki konulara biraz uzak. Ona da maili benim 40 yıllık başka bir arkadaşım yollamış. Şaştım kaldım. Hadi son göndereni anlarım ve biraz kredi veririm de, diğeri Türkiye’de yaşıyor ve Türk piyasalarını yakından takip ediyor. Yani devekuşu gibi yaşamadığını, bilgisinin olduğunu varsayıyorum. Bunu ilkokul mezunu birisi yollasa, diyeceğim ki “bilmiyor gariban, bari bilgilendirelim”. Herneyse ben de kendime bir görev atadım ve ilgilenenleri bilgilendirmeye karar verdim.

Crude Oil (ham petrol) konusunda fiziksel piyasalarda gerçekleştirilen işlemler Platts adlı kurum tarafından raporlanıyor. Her günün sonunda hem bölgesel, hem de ham petroller ve ürünler bazında bir “uzlaşma” fiyatı açıklanıyor. Bu fiyat, petrol endüstrisinde fiziksel alımlarda “endeks” fiyatı oluşturuyor. Akdeniz bölgesi, İtalya için açıklanan Platts fiyatları Türkiye için fiyat oluşum temelini meydana getiriyor.

Aşağıda 06/03/2010 tarihinden geçerli KDV Dahil satış fiyatı 3,76 TL/Litre olan 95 Oktan kurşunsuz Benzin fiyatını oluşturan tüm elemanları bir arada göreceksiniz.

(Shell İstanbul Avrupa depo satış ve perakende satış fiyatları kullanılmıştır)

Platts Tarihi : 05/03/2010
USD Kuru Tarihi : 06/03/2010
95 Oktan
Kurşunsuz
Benzin
Fiyat Değişim Tarihinde USD Kuru 1,5457
Platts (Ton/USD) 759,00
Rafineri Kar Oranı 4,5678%
Rafineri Cif USD Ton Fiyatı 793,67
TL/Ton Fiyat (*) 1226,78
Yoğunluk (**) 0,760
Rafineri Karı Dahil Mal Bedeli (TL/Litre) 0,93235
Ö.T.V. (TL/Litre) 1,89150
EPDK Payı/Litre 0,00174
Rafineri Satış Fiyatı /Litre 2,82559
Litre/TL
Ana Dağıtım Şirketi Maliyeti 2,82559
Ana Şirket Depo Satış Fiyatı 3,01124
Ana Dağıtım Şirketi Karı 0,185651
Maliyet Kar Oranı 6,57%
Bayi Maliyeti 3,01124
KDV siz Satış Fiyatı 3,18644
Bayi Karı 0,175201
Maliyet Kar Oranı 5,82%
Bayi + Ana Şirket Kar Toplamı 0,360852

* (Yoğunluk x Ton Fiyat)/1000

** Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenir

Özetle;

Mal bedeli 0,89TL olan 1 litre benzin fiyatı üzerine 1,89 TL ÖTV  + 0,57 TL KDV olarak toplamda 2,47 TL vergi yükü biniyor. Bu fiyata 0,40 TL (rafineri + Bayi+Ana Dağıtım şirketi karı) eklenince araçlarımıza konulan yakıt fiyatı 3,76 TL’ye çıkıyor.

Rafineri, Ana dağıtım şirketi ve bayi’ye ait kar marjlarının (40 kuruş) üçte ikisinden fazlasının depolama ve nakliye gibi maliyetlere gittiğini varsayarsak;  sektörün bu 3 oyuncusu toplamda 20-25 kuruş gibi bir kar elde ediyor. Yani petrolün rafine edileceği limanda (örneğin Aliağa-İzmir) gemiden iner inmez, hiç depolanmadan, hemen oracıkta rafine etmeden arabamıza koymaya kalkışsak; tüketici 40 litrelik deposu olan bir araç deposunu doldurduğunda 8 TL ucuz yakıt alır. 40 litre X 3.76TL = 150 TL yerine 142 TL öder.

Litresi 3,76 TL’ye 95 Oktan Kurşunsuz Benzin’den alınan 2.47 TL’lik vergiden devletin feragat etme olasılığı ise mevcut bütçe açıklarıyla güzel bir rüyadan öteye gidemez gibi duruyor.

Ben 10 Mart 2010’da CNN Türk’deki Ufuk Turu programında sevgili Emin Çapa’ya söylediğim gibi çoluk-çocuk, genç-yaşlı demeden devletin bütçe işini anlamaya başlamamız lazım. Yoksa böyle mailler atıp kendimizi ve çevremizi aldatmaya devam ederiz.

Fransız Politikacılar ve Sendikacılar

24 Mar
Mart 24, 2010

Assemblee_Notionale

Heuliez orta ölçekli bir Fransız firması iken başkanlık seçimlerinde Nicolas Sarkozy’nin rakibi tanınmış bayan politikacı Segolene Royal’in bölgesinde olması dolayısıyla ülkenin gündemine oturmuş durumda. Öylesine ki şirket tam bir şehir efsanesi durumunda. Halkın çoğu fabrika’nın hangi şehirde olduğunu bile bilmemekle birlikte şirketin adını çok iyi biliyor. Şirketin bulunduğu şehir Cerizay’dan trene bindiğimde bana selam verenler olduğunu görünce gözlerime inanamadım. Fransa da yaşayan Türkler de sağ olsunlar beni destekliyorlar. Orada okuyan öğrencilerimiz Heuliez’de staj yapmak ve çalışmak istiyorlar.

Son ziyaretimizde sendika yöneticileri benimle tanışmak istediler. Heuliez’de 3 tane sendika güçlü: CFDT, CGC ve FO. Temsilciler ile 18 Mart 2010 da yaptığımız kahvaltıda şirketin kurtuluşu için düşündüğümüz çözümleri paylaştık. Şirketin son 2.5 yıldır yaşadığı sıkıntılara bakıldığında, benim son 2 aydır neredeyse her hafta onlarla beraber olmam ve çözüm yaratmaya çalışmam pozitif algılanıyor. Sonuçta kurtuluş reçetesini de artık acilen bekliyorlar.

Sabah bölge milletvekili Jean Grellier’in de katıldığı kahvaltı sonrası beraberce fotoğraf çektirdik. Jean Grellier’in danışmanı bayan Nasserra Hamroune ertesi gün (19 Mart) bizi Assemblee Notionale’e (Millet Meclisi) davet etti. Orada yediğimiz öğle yemeği öncesi meclisi gezdik, başka milletvekilleri ile tanıştık. Meclis seçimler nedeniyle tatil olduğu için ben de fırsat bilip bakan koltuğuna oturup resim çektirdim. Fransız meclisinde toplam 577 milletvekili var. Bunun 10 tanesi Heuliez’in bulunduğu bölgeden seçiliyor. Dolayısı ile Heuliez ile ilgili alım veya benzer bir çözüm gerçekleştiğinde ve işçilerin büyük bölümü işlerini kaybetmediği taktirde büyük bir destek alacağız. Fransa’nın AB üyeliğimize karşı olması’nın arkasında tabii ki birçok sebep yatıyor. Ama unutulmaması gereken en önemli konu iki ülkenin insanlarının birbirlerini tanıması ön yargıları ortadan tümüyle kaldıracağı ve destek sağlayacağı kesindir. Örneğin yöre halkının, Türk insanı olarak beni tanıdıktan sonra Türkiye’ye olan ilgisi de arttı.

CNN Türk’te “Ufuk Turu” Programı (Geleceğin Dünyası)

20 Mar
Mart 20, 2010

10.03.2010 “Ufuk Turu” Programı – CNN Türk

Çinli Şirketler Türkiye’ye Geliyor

16 Mar
Mart 16, 2010

Yazı yazarken bazen girdiğim yerden çıkmıyorum. İlginç sonuçlar oluşmuyor değil. Bu sefer en azından çıkacağım yeri bilerek başlıyorum.

İzmir Belediyesi yıllar önce Akbil benzeri bir ihale yapmaya karar vermişti. Sanırım 1999 olabilir. Belediye’nin ayırdığı bütçe çok düşük olduğu için çözüm ararken ben Sümerbank ile bir teklif yapmak üzere çalışma yapmıştım. Sümerbank sistemi kuracak, karşılığında da parayı toplayacaktı. Gerçekleşmedi ve İzmir Belediyesi dar bütçesi ile Güney Kore’den bir sistemi direkt satın aldı. O yıllarda İngiliz Wayfarer isimli bir firma ile temasımız olmuştu: http://www.wayfarer.co.uk/ Bize verdikleri fiyata baktığımda gerçekten firmaya acımıştım. O kadar önemli bir servis için kazandıkları para çok azdı. Bu şekilde yaşamalarının zor olduğunu düşünmüştüm. 2003 yılında Schlumberger’in Otopark Bilet Sistemleri bölümünün çalışanları tarafından satın alınması ile Parkeon doğdu, 2007 yılında Barclays Private Equity bu şirkete yatırım yaptı ve sonunda da İngiliz Wayfarer’i satın aldılar. O zamanlar 3 kuruşa satın alınabilecek Wayfarer bugün Parkeon tarafından satın alındı ve 2008 yılını 176 milyon Euro ciro ile kapattılar. Akbil gibi dünyada benzeri olmayan bir sistemi yaratan Türk mühendisleri ne yazık ki İstanbul ile sınırlı kaldılar. Şimdi de interoperability (sistemler arası uyum) olmadığı için sistemi değiştirmek zorunda kalıyorlar. Bu sistemdeki Akbil token’larını sağlayan Dallas Semiconducters firması bile dünyada tek örnek olan İstanbul Belediyesini broşürlerinde kullanmıştı.

Koç-Unisys ile kazandığımız OGS sistemi ihalesi Refah-Yol’dan Ana-Yol hükümetine geçiş esnasında iptal edilip, daha sonra “ülke güvenliği” gerekçe gösterilip (!!!!) Aselsan tarafından ihalesiz olarak alınıverilmişti. Bu ülkenin teknoloji kazanması için hareket eden bizler o zaman OGS Tag’lerinin Türkiye’de üretilmesi için Mikes ile anlaşma imzalamıştık. Bunların hepsi çöpe, Türkiye’nın F-16’larının modernizasyonunu yapacak teknolojiye sahip olan Mikes de güme gidip, Aselsan tarafından bedavaya yakın bir fiyata satın alındı. Benim için “KGS’nin mucidi” diyenlere şunu demiştim: “Allah göstermesin, OGS’den geri ve anlamsız bir teknolojiyi bu ülkeye kazandırmak gibi kötülüğüm olamaz. O teknolojiyi kazandıranları alınlarından öpüp kutlamak lazım!!!”. Peki niye KGS doğmuştu? Çünkü OGS pahalıydı: Küllüyen yalan. OGS’nin fabrika çıkış fiyatı 11 USD’dir. Ama Türkiye’de yıllarca 50 USD’ye satıldı. Yani arada fahiş karı yapanlar yüzünden KGS diye anlamsız ve güdük bir sistem doğmuştur. KGS sadece transit geçiş yapanlara veya 34 dışı plakalı arabalara verilebilirdi. İstanbul plakalı her araca OGS alma zorunluluğu getirirdiniz olur biterdi. Bu yıllarca önce yapılabilirdi. Belki bankalar OGS yerine KGS gibi kendi temassız banka kartı vermek isteyebilirler derseniz onunda kolayı var: OGS’nin içine bu tip temassız kartların takılabildiği modeli vardı. O ithal edilirdi. Pamukbank genel müdürü Bülent Şenver ve genel müdür yardımcısı Hakan Binbaşgil (Akbank) ile Karayolları Genel Müdürlüğüne gidip, bu işi anlattığımızda yıl 1992 idi. Ama illa da devlet bankası olacak diye yıllarca Ziraat Bankası’nın peşine takıldı herkes.

Şimdi söyleyeceğimizi söyledikten sonra bizim ne yaptığımıza bakalım: 1999 yılında başlayan Elektrik Dağıtım İşletmeleri’nin özelleştirme hayali ile birçok yatırım yapmıştık. Bunlardan biri de Ankara kökenli 1991 yılı kurulumlu Teknosis A.Ş.’ydi. Bu şirket elektrik, su ve doğalgaz abone yönetimi yazılımı konusunda Türkiye’de gerçekten tek sayılabilecek bir firmaydı. Rahmetli Teknoloji Holding’de bu şirketi satın alıp eksiğimizi tamamlamak arzusundaydık ve bu arzumuzu 2004 yılında gerçekleştirdik. O zamanlar Kayseri ve Civarı Elektrik Dağıtım A.Ş. genel müdürü Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı sayın Taner Yıldız’dı. Kayseri’de çok önemli yenilikler gerçekleştirdik. Yıllar yılları kovalarken bizlerin de sinirleri gerilmeye başlamıştı. Teknosis gibi bir şirketimiz vardı ama çok az gelir elde edebiliyorduk. Çünkü elektrik dağıtım özelleştirmeleri bir türlü başlamıyordu. 2008 yılının başında şirketin genel müdürü Neda Seçkin ve Brightwell’deki arkadaşlarla kendi içimizde bir arama toplantısı gerçekleştirdik. Yeni vizyonumuz Elektronik Ücret Toplama otomasyonu oldu. Özellikle belediyeler şehir içi taşımacılığını bankalar işle beraberce geliştirecekleri projelerle otomasyona sokmak istiyorlardı artık. Zamanlama iyiydi. Şirketi bu yöne doğru itelemeye karar verdik. Hemen pilot bir bölgede yazılım çalışmalarına başladık ve yaz sonu hem Garanti Bankası hem de ABD’li Verifone firması ile projeler üzerinde konuşmaya başladık. Sonuçta New York borsasına (NYSE) kote olan Verifone Mart 2009 yılında Teknosis’i özellikle taşımacılık sektörüne yönelik yazılımlar geliştirmek amacıyla satın aldı:

http://81.21.165.14/teknosis/basin/BULTEN_VeriFone_Teknosisi_satin_aldi.pdf

Tekrar başa dönersek, son zamanlarda artık ürün satmak yerine servis satmak firmaların yaşam kaynağı olmaya başladı. Yaşanmakta olan ekonomik kriz aslında bu değişimin de zorunlu habercisi oldu. Bu gelişimi Çin’i izleyerek daha iyi yorumlayabiliriz. Ekonomik krizin yansıması Çin’in ihracatının azalması ile başlamıştır. Böylece Çin’de inanılmaz bir kapasite fazlası ortaya çıkmıştır. Bu ortaya çıkınca doğal olarak Çinli firmalar şapkalarını öne alıp durum değerlendirmesi yapmaya başlamışlardır. Logitech kablosuz mouse’u 3 USD’ye üreten Çin aynı mouse’un ABD mağaza fiyatının 40 USD olduğunu görmektedir. 9.90 USD olan Barbie bebek için Çinli üreticinin kazandığı ise sadece .99 USD’dir. Çin artık farkına varmıştır ki ve de Taiwan’lı komşusundan anlamıştır ki, Dell’i geçerek bugün dünyanın 2. büyük üretici haline gelen Acer gibi yüksek kar marjlı ve teknoloji içereren markalara sahip olmak artık kaçınılmazdır. 2008 de 560 milyon mobil telefonun çoğu yabancı markalar için üretilmiştir. Aynı durum üretilen 20.6 milyar giyim eşyası, 6 milyar ayakkabı ve 137 milyon bilgisayar içindir. Çin biliyor ki bundan sonraki işçilik ağırlıklı üretim merkezinin son durağı Uzak Doğu’da Burma’dır. Çinli firmalar artık yola çıkıp firmalar ve markalar satın almaya başlayacaktır. Kendi ürünlerini satmak yerine o ürünlerin kullanıldığı sektörlerde ayni sermaye ile katılarak ortak haline gelecektir. Örneğin Termik Santral için sistem satmak yerine Termik Santral’in ortağı haline gelecektir. Aralık 2009’da Geely Automobile’in Ford’dan Volvo’yu satın alması marka açlığının göstergesidir. İflas eden SAAB’ın üretim teknolojisini de gene Çinli BAIC satın almıştı.

Çin’i izleyelim ve gelecek trendleri için kopye çekelim.

Sabah Gazetesi’de “Çinli Şirketler 2 milyar $’lık yatırım için Türkiye’ye geliyor” başlıklı yazıyı okumak için tıklayınız.

Bloomberg HT’de “Ekonomi Soruyor” Programı (Türkiye’nin Elektrikli Arabası Projesi)

12 Mar
Mart 12, 2010

05.03.2010 “Ekonomi Soruyor” Programı – Bloomberg HT

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog