Kategoriler
Haberler

İlk Yaratıcı / İnovasyon Projem (1985)

Tembelliğin Yaratıcılık ve İnovasyon Üzerine Etkisi

Akademisyen ve yazar Frank Gilbreth Sr, 1920 yılında “Popular Science Monthly” adlı bir dergide “Tembel adamdan çok fazla şey öğrenebileceğini, tembel insanların az enerji harcamak için çok düşündüğünü ve her adımı hesapladığını, bunların bir sonucu olarak az enerjiyle çok iyi iş üretebildiklerini” belirtmiş. Kendime hep sormuşumdur “Acaba benim yaratıcılık ve inovasyon yapma içgüdüm tembellikten mi geliyor?” diye. Çünkü gerçekten iş yaşamıma başladığım 1986 yılından itibaren yaptığım her iş, proje vb de hedefim, içine Yaratıcılık ve İnovasyon katmaktı. Yaratıcılık ve inovasyon da çoğu zaman hem işin süresini kısaltıyor hem de harcadığım gücü azaltıyordu. Zaten Osho’nun 2005 yılı kitabı: Creativity: Unleashing the Forces Within (Osho Insights for a New Way of Living)’de dediği gibi “Yaratıcı birey bir şeyi yapmanın en ekonomik yolunu, en az çaba sarf ederek yapma yolunu bilen kişidir. Bunu bulabilmek için yeniyi denemekten çekinmez“.

Bu sorunun cevabını aradığım olaylardan biri de 1985 yılında gerçekleşti. ABD’den tiroid ameliyatı olmak için acilen eğitimimi bırakıp Türkiye’ye dönmüş ve askerlik muafiyet sürem dolduğu için ameliyat sonrası askerliğimi yapıp dönmek durumunda kalmıştım. Bu durum bende inanılmaz bir baskı yaratmıştı. Bornova 57. Topçu Tugayı’nda başladığım 8 aylık askerlik hizmetimde ilk günden itibaren etrafımı gözlemlemeye başladım ve inanılmaz bir gerçek ile karşılaştım. Tugay’ın bütün bilgileri daktilo ile yazılan kağıtlarda tutuluyordu. Bundan sonraki aşamayı rahmetli babam Prof. Dr. Oğuz Manas’ın “İlkleri Gerçekleştiren Yenilikçi Profesör Oğuz Manas” kitabından alıntı yaparak aktarmak istiyorum:

57. Topçu Tugayı ile bir başka projeyi de oğlum Alphan Manas’ın önerisiyle gerçekleştirdik.

Alphan Manas’ın önerisi neydi?

Bornova’daki 57. Topçu Tugayı ülkemizdeki topçu birliklerine 8 aylık eğitim programı uygulayarak çavuş yetiştirme görevini yerine getiriyordu. Alphan da askerlik görevini 1985 yılında yerine getirmişti.. Bana, Tugay’da bulunan binlerce erin kayıtlarının daktilo ile yazıldığı ve aynı şeklide yapılan yerleştirme sınavları için daktiloda hazırlanmış listeler kullanıldığından söz etti. Testlerde verdikleri yanıtların yine elle değerlendirildiğini, ayrıca Tugay’daki kantin vs tüm kayıtların daktilo ile yazılarak tutulduğunu söyledi. Bunlara benzer pek çok işin bilgisayar desteğiyle yapılmasının herkese çok zaman kazandıracağını ve kaliteyi artıracağını düşünmüştü. Önerisi şuydu: “57. Tugay’ı bir veya iki terminal ile üniversiteye bağlayın, bir yazıcı verin, böylece işlerini tümüyle sizin sistemi kullanarak gerçekleştirsinler”. Programların hazırlanması aşamasında ben sizin merkezde görev yapayım ve böylece hem tugaya çok yararlı bir iş gerçekleştiririm hem de bilgisayar programlamanın analiz aşamasında kendimi geliştiririm”. Bana çok ilginç geldi. Size Kuleli askeri lisesi’nden arkadaşım olduğunu söylediğim Tugay Komutanı Tuğgeneral Abdullah Öztekin’e durumu anlattım ve Türkiye’de ilk kez bir Topçu Tugayı işlerini bilgisayarda gerçekleştirmiş olacak dedim. Çok memnun oldu ve çalışmalara başlamaya karar verdik. Oğlumun Tugay’da bulunduğunu ve kendisinin bu proje için görevlendirilmesi gerektiğini söyledim. Alphan’ı hemen çağırttı ve görevlendirdi. Alphan tüm çalışmaları topladı ve merkeze getirdi. Bu çalışmaların programlarının hazırlanmasında ve özellikle analiz aşamasında danışmanlık yaptı. Ayrıca gene askerliğini 8 ay olarak yapan üniversite mezunlarından bir grup oluşturdu. Onlar da test kitapçıkları için sorular hazırladılar. Programların bir bölümü hazır olunca iki terminal ve bir yazıcı, Tugay’daki bir oda içinde kuruldu. Bu oda, uzun süre Tugay’ın bilgisayar merkezi görevini yerine getirdi. Fazla verisi olmayan projeler bu merkezde yürütüldü. Çok fazla verisi olanların hazırlıkları bizde yapıldı. Alphan’ın askerliği bittikten sonra ise her dönem 57. Topçu Tugay’ına gelen üniversite mezunlarından bilgisayar deneyimi olan birisini seçip yanımıza aldık. 57. Topçu Tugayı bu projeyi gerçekleştirerek diğer askerî kuruluşlara örnek oldu. Alphan da bu hizmeti karşılığında Üstün Başarı Beratı aldı.

Gelelim benim tembellik durumuma. Bir proje için Ankara’ya 100 hafta süresince 80 kere gittiğimi hatırlıyorum. Tembel olsam zaten bunu yapmazdım. Ama gene de araştırmak istedim. Bu konuda “Girişimcilikte Tembellik ve Sosyal Sermayenin Yaratıcılık ve İnovasyon Üzerindeki Etkileri” adında 2020 yılına ait güzel bir doktora çalışması var. İyi bir kaynak olabilir..

Kategoriler
Haberler

Bölüm-2: Bu Ülkeden Niye Elon Musk Çıkmaz?

İnovasyon ve Girişimcilik Danışmanı olduğum Türkiye İhracaatçılar Meclisi, 8-10 Aralık 2016 tarihinde düzenlenen İnovasyon Haftası’nın açılış filmi olarak kullanılmak üzere benim 2030-2040 yıllarını içeren gelecek vizyonumu yansıtacak bir çalışma istedi. Bu konuda hemen yakın çalışma arkadaşım Murat Armağan ile biraraya geldim. Çünkü 2001 yılından beri konu ‘Gelecek’ olunca vizyonun tasarıma dönmesinde sürekli kendisi ile çalıştım, onun yaratıcı zekasını da işin içine kattım.

Derin Ekonomi dergisi Şubat ayında kapaktan girdiği Uzay Değil Deniz Kolonisi röportajında yaptığımız çalışmaları, ağırlıklı olarak Deniz Kolonisi‘ni anlattım.

Elon Musk ile Koloni konusunda farklı vizyonlara sahibiz. O Mars konusunda ısrarlı iken, ben Denizleri tercih ediyorum. Ben Mars’da Koloni fikrinin bu aşamada karşısındayım. Bunun için birçok nedenim var. Bugün gidilmeyen bir yer hakkında araştırma ruhunuz sizin dürtülerinizi açığa çıkarabilir. Ama onu önceden yaşamak durumunda kalsanız büyük bir olasılıkla bu fikrinizi değiştirirsiniz. Örneğin, uzayda bir kolonide yaşamak yerine denizin 1,000 metre altında yaşamak size teklif edilse biran tereddüt edersiniz. Bu tereddütü yaşarken uzaya gitmek size biran heyecan verici ve eğlenceli gelecek, hatta tercih sebebi olacaktır.
THY_logo_ve_Sehir_ici
İnovasyon Haftası Açılış Filminde de görülen Hyperloop bilindiği gibi Elon Musk’un vizyonu.

2040 yıllarında nüfusun Türkiye’de nasıl bir dağılıma sahip olacağına baktığımızda köy ve kasabaların ortadan kalkacağı aşikar. İlerleyen yıllarda yaşlanan nüfusla beraber çalışana düşen emekli sayısı artacağı için devletler sosyal güvenlik anlamında inanılmaz açıklar vermeye başlayacaklar. Bu duruma maruz kalan Türkiye’de vergiler sürekli artacak ve büyük şehirlerin dışına hizmet götürmenin bedeli de o oranda artacak. Tarım konusunda 2 önemli gelişme olacak. Dikey tarım şehirlerde yapılırken, robotlu tarım da şehir dışında yapılacak. Dolayısıyla arazi sahiplerinin artık köyde yaşamalarını gerektirecek bir durum kalmayacak. Yakın zamanda dünyada hayata geçecek, saate 1.200 km yapan HyperLoop hızlı ulaşımı ile ileriki yıllarda Türkiye’nin içinde seyahatler 2 saati geçmeyecek. O yıllara gelinceye kadar yerçekimsiz ortamda seyahatler başlayacak ama bugünün teknolojileri ile yerçekimli ortamda insan vücudunun rahatsız olmadan yapacağı seyahatte alacağı yük 0.5g kuvvetini geçemiyor. (g kuvveti serbest hareket eden bir nesnenin maruz kaldığı “kütleçekimsel olmayan” kuvvetlerin vektörel toplamıdır). Vücuda etki eden g gücü arttıkça baş dönmesi ve ağırlaşma gibi etkiler görülüyor.
tup
hvs5
2002 yılında Hyperloop benzeri bir konsept çalışmasını Murat Armağan ve diğer arkadaşlarımla birlikte yapmıştık. Bunu geleceğin uzun mesafe seyahat aracı olarak görmüştük. Maglev adı verilen manyetik kaldırma ve özel itiş teknolojisi kullanmıştık. Çalışmalarımız yukarıda. İnanın anlattığımızda inandırıcı bulan kimse karşımıza çıkmadı. Kaldı ki Maglev konusunda ABD’de birçok firma ile konuşup teknik olarak da ikna olmuştuk.

Sonuçta Elon Musk, Hyperloop’u tasarlarken her türlü finans kaynağına hızlıca ulaşabiliyor. Elbette bizler orada olsak onun benzeri bir başarı hikayesi yakalamadan bu olanakları geliştiremezdik. Ama en azından bir şansımız olurdu. Burada yaptığımız, gün geçtikçe “bizde yapmıştık“ın ötesine geçemiyor. Zamanla gelişen “öğrenilmiş çaresizlik” orta ve uzun vadede sizin bu hevesinizi de kursağınızda bırakıyor.

Yani ülkemizden Elon Musk kolay kolay çıkmaz. Rahat olalım.

Kategoriler
Sağlık

Göz Renginizi Lens Takmadan 15 Dakikalık Bir Operasyon İle Değiştirmek İstermisiniz?

fsqrcode - anket (göz)
Bu soruya “evet” cevabı verecek çok insan var. Bu talep, esmer nüfusun yoğun olduğu İran, Hindistan, Pakistan ve Körfez Ülkelerinde öyle normal bir arz ile karşılanamayacak kadar çok.

Son dönemde özellikle kadınlar akıllarını yüzleriyle bozmuş durumda. Durum böyle olunca yüzlerini de bozdular.

Şu anda bu konuda ortak olarak böyle bir patente yatırım yapmayı planlıyoruz. Ürün haline de çok hızlıca dönüşecek.Türkiye için de basit bir piyasa araştırması yapmayı düşünüyoruz. www.anketix.com firmasına

http://anketix.com firması bize bir anket programı hazırladı. Hiçbir şahsi bilgi vermeden cevaplanacak 2 sorudan ibaret bu anketi cevaplarsanız sevinirim. İlginize şimdiden teşekkür ederim.

Cevaplamak için sorular, altta link olarak verildiği gibi yukarıdaki resimdeki QR Kodu içinde yer alıyor. Bilgi olarak da aşağıda verilmiştir:

(ANKET İÇİN TIKLAYINIZ)

1) Göz renginizin 15 dakikalık bir operasyon ile kalıcı olarak değişmesini istermisiniz?

2) Bu operasyon için ne kadar öderdiniz?
– 7.000 – 8.000 TL
– 8.000 – 9.000 TL
– 9.000 – 10.000 TL