Kategoriler
İş Yaşamımdan Kesitler

Eclipse Aviation İhalesi Sonuçlandı

New York, 17 Ağustos 2009 – Önce iflas koruma programına alınan ve hemen arkasından iflas eden Eclipse Aviation’un 17 Ağustos’ta “Varlık Satışı” şeklinde gerçekleşen ihalesini Eclipse Aerospace LLC isimli bir yatırımcı grubu aldı. İşadamları Ekim Alptekin ve Alphan Manas’ın kurmuş olduğu Eclipse Global LLC, ABD’li ortakları Alfred Mann ile gerçekleşen son dakika müzakereleri sonucu ihaleye girmeyip Eclipse Aerospace’i destekleme kararı aldılar.

Brightwell Holdings BV’nin başkanı Alphan Manas “İflas etmiş bir şirketin tekrar pazara dönmesi ve kaybettiği imajı yakalaması için mutlaka arkasında güven veren yatırımcıların olması gerekiyor. Alfred Mann, Fortune 500 listesinde olan, iş hayatı tarafından çok yakından tanınan ve sevilen bir işadamı. Onun ön planda olması şirketin tekrar hayata geçmesinde sıkıntıları ortadan kaldıracak. Biz ayrıca yanımıza Türk yatırımcılar da almak istedik ve Türk iş hayatının önemli isimleri ile görüştük. Bir uçağın ABD ve Avrupa uçuş izinlerini alması için yaklaşık 8-10 yıl ve 1 Milyar USD yatırım gerekiyor. Türkiye’den gelen desteğin şahsım ve Ekim Alptekin ile sınırlı kalması ve haliyle teknolojinin Türkiye’ye gelmesinin kesinleşmemesi üzücüdür,” dedi.

Kategoriler
İş Yaşamımdan Kesitler

3D Fotoğraf Geliyor

Genelde paylaştığım bilgiler içinde öngörülerim de olduğu için, zaman zaman geri dönüp bu öngörüleri değerlendirmek hem paylaşım hem de kendimi denetlemem (daha iyi öngörülerde bulunabilmek) için yararlı oluyor. 2006 yılında Platin Dergisi’ne “Televizyonun Geleceği” konusunda bir yorum yapmıştım: Daha sonra bunu blog’uma da taşımıştım: https://www.alphanmanas.com/?p=66

Orada vurguladığım konu; “Öncelikle LCD teknolojisi ve bağlı olarak kablosuz teknolojisi ile TV, önümüzdeki 3 yıllık dönemde gelişmekte olan ülkelerdeki orta sınıfın çok rahatlıkla sahip olabileceği bir noktaya gelecek. Daha sonra “3 boyut (3D)” teknolojisi evleri süslemeye başlayacak.” Çok isabetli bir öngörü olmuş. Çünkü 3 yıllık dönemde, yani 2009 yılına kadar LCD TV’ler gelişmekte olan ülkelerin orta sınıfının rahatlıkla sahip olacağı fiyat seviyesine geldiler. Gene aynı öngörü içinde 3 boyut teknolojisinin 2009 yılı sonrasında evlerimize gireceği bulunuyor. Apple mağazaları 3 boyutlu TV’leri mağazalarına koymaya başladı. Fiyatları pahalı ama satın almalar başlamış durumda.

Dr. Sadeg Faris yüzlerce patenti olan IQ’su hesaplanamayan bir mucit. Kendisi benim çok yakın dostum olur. Ben onun çırağı bile olamam ama böyle zeki bir insanı Türkiye’de teknoloji geliştirmek için ikna edebildiğime mutlu olmuştum. Dr. Faris ile kriz öncesi çok önemli 2 proje için işbirliğine gitmiştik: Deniz suyundan çok ucuza tatlı su elde etme ve metal bazlı yakıt hücreleri. Hatta bu işbirliği BusinessWeek’e de haber olmuştu. (BusinessWeek’de yer alan “Mission (Im) Possible” haberi için tıklayınız) Kriz tüm planlarımızı alt-üst etti. Kriz sonrası bu projelere tekrar eğileceğiz.

Dr. Faris Türkiye’ye geldiğinde bana “Alphan, 3D imaj yakalama ve saklama patenti bende. Gel seninle beraber 3D fotoğraf makinesi geliştirelim” demişti. %50-%50 ortaklıkla da şirket kuruluşuna gidecektik. Ben her büyük işte yaptığım gibi benimle beraber yatırım yapabilecek yatırımcı aradım ve tabii ki bulamadım. Yatırımcı adaylarına çekilmiş MRI’larımı vererek uzaydan gelmediğime (gerçi Türklerin de uzaylı olabileceği kuşkusu yaygındır. Çünkü kanları hep 2 renkte akar: sarı-kırmızı, siyah-beyaz, sarı-lacivert vs.) ikna ettikten  sonra çok anlamlı geri bildirimlerle karşılaştım. En anlamlısı ise 

Kategoriler
İş Yaşamımdan Kesitler

Solar Enerji Bizi Nasıl Kurtarır?

solar1“Solar Enerji Bizi Nasıl Kurtarır?” adı altında bundan üç (https://www.alphanmanas.com/?p=111) ve iki  (https://www.alphanmanas.com/?p=176) yıl önce blog’uma yazılar yazmıştım. Her 2 yazımda da PV dediğimiz photovoltaicler (acemi Türkçesi ile güneş pilleri) üzerinde durmuştum. PV’lerde alınacak çok yol var. Çünkü hem verimlilikleri her geçen gün artıyor, hem de kwh maliyetleri de bir o hızla azalıyor. Bugün elektrik üretmek için kurulum yapan bir firma ile gelecek yıl kurulum yapan firma arasında inanılmaz bir ilk yatırım maliyet farkı oluşuyor. Ben ayrıca PV tarlalarına karşıyım. Ne hikmetse taktım bir kere.

Güneş enerjisi kaçınılmaz bir gelecek. Ben de bunun farkındayım ama her yaptığım işte olduğu gibi giriş bariyeri yüksek ve yenilikçi bir iş yapmak istedim. O yüzden Yoğunlaştırmalı Güneş Enerjisi (Concentrated Solar Power – CSP) konusuna yoğunlaştım. Ortağı olduğumuz Greenway Solar bu alana yatırım yaptı: (http://www.brightwell.com.tr/GreenWay_Solar.asp). Tel Aviv Üniversitesi Fizik Fakültesi ile işbirliği içerisinde, Arie Cal ve Serdar Erturan gibi termodinamik ve yenilenebilir enerji konusunda güçlü teknik birikimi ve tecrübesi olan yönetici ortaklarla ilk etapta 10 MW’lık bir pilot proje geliştireceğiz. Bu konudaki teknoloji de Türkiye’de geliştirilecek. Yani sahibi Türkiye olacak. Amacımız tabii ki tüm dünyada söz sahibi olabilmek. Türkiye’nin güneş enerjisi alanında en yenilikçi olduğunu iddia ettiğimiz şirketine blog’umdan başarılar diliyorum.

Kategoriler
İş Yaşamımdan Kesitler Nostalji Köşesi

İlk Göz Ağrım; EXIM

1987 yılında Türkiye’ye Colonial Corporation’ın ülke müdürü olarak dönmüştüm. Amerika’da, Tennessee eyaletinin Woodbury kasabasındaki (http://en.wikipedia.org/wiki/Woodbury,_Tennessee) Levi’s fabrikasında bir süre çalıştıktan sonra şirketin New York merkez ofisinde çalışıp Türkiye’ye gönderildim. Akşamları ayıların indiği bir bölgedeki motelde kalıyordum. Camlarında demir parmaklıklar vardı. Akşam 21:00 gibi bütün kasaba uyurdu. Belki abartı olacak ama kasabanın neredeyse yarısı bizim fabrikada çalışırdı. Şirketimiz o zaman Vicks Corporation’un bir iştirakiydi ve ana firma 1986 yılında Fortune 500 listesinde orta sıralardaydı. Hem Colonial’ın hem de Vicks’in şirket jetleri vardı. Bu firmalar sonra yok olup gittiler. Ne acıdır ki Google’da Colonial veya Vicks yazdığınızda benim CV’im falan çıkıyor. O yıllarda internet olmadığı için bilgileri internete aktarılamadı. İş jeti sahibi diğer Amerikan şirketleri gibi fütursuzca harcamanın kurbanı olup şirketler mezarlığına gömüldüler. Türkiye’de Colonial Corporation adına büyük alımlar yaptık. Sears adına İzmir’den 1.5 milyon gömlek aldım. Sanırım o zaman İzmir’deki tüm üreticiler bana çalışmış olabilir. Colonial Corporation küçülme planları içinde Türkiye ofisini kapamaya karar verdi. Beni de kabul etmeyeceğimi bildikleri için Dominik Cumhuriyeti’ne göndermeyi teklif ettiler. Ben kabul etmedim, şirketten istifa edip Bodrum’a gittim. Eski ortağım beni o ara aramış buluşalım diye. Buluştuk, konuştuk. Daha sonra da Dilson Oteli’nde babam ve onunla biraya geldik. Babam bize “bak Emin sen çok iyi bir tüccarsın, Alphan da teknoloji konusunda çok araştırmacıdır. Bir araya gelirseniz çok güzel bir ikili olursunuz” dedi. İşte o gün Exim’in temelleri atılmış oldu. Exim ilk hali ile Export-Import’un ilk heceleri ile kuruldu. Aslında ilk hedef “her türlü ticaret” ti. Ama ben teknoloji konusunda daha yoğun bilgiye sahibi olduğum için bir anda yön değiştirerek barkod ve bilgi toplama teknolojilerine yöneldik.

Birkaç ay önce Exim ile geçmişteki bağımı bilenler bana Exim’in faaliyetlerini durduğunu söylemişlerdi. Forbes’un Haziran 2009 sayısında da bu konu ile ilgili haber çıkınca çok ama çok üzüldüm. Ortağımla ayrılmanın yaşandığı  2006 yılında (2005 sonuçlarıyla) Exim Deloitte’un Fast 50 programı ile, Türkiye’nin son beş yılda en hızlı büyüyen 39. teknoloji şirketi olmuştu. Hatta, Fast 500 EMEA (Güney-doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) programında yüzlerce uluslararası firmayı geride bırakarak, sıralamaya katılan 500 şirket içerisinde 185. olmuştu: http://fast50.deloitte.com.tr/comments-exim.aspx. 2005 yılı sonu itibariyle genel müdür Neda Seçkin’di ve şirket çift haneli Milyon Euro ciro gerçekleştirmişti.

Forbes’un 74. sayfasında yer alan “Küçük Büyüğü Yer mi?” başlıklı haberi yapan arkadaşımız Özer Turan detaylı bir araştırma yapmadan bu haberi yapmış. Keşke daha çok şirket ile konuşma fırsatı olsaydı. İki-üç kişiden oluşan iki şirket ile yaptığı görüşme sonucu çıkan haber de bu kadar sınırlı olmuş. Ben ona biraz yardımcı olayım: Haberde adı geçen veya geçmeyen gene bir masa bir kasa şirketler Exim’de daha önce çalışıp, onun know-how’ını, yazılımlarının önemli bölümlerini ve müşterilerini alıp çıkmışlar, sonra aldıkları müşterilere daha ucuza hizmet vermişlerdi. Müşteriler de daha sonra bu durum başlarına bela olacağını bile bile tamah edip bu hizmetleri almışlardır. Aynı durum yıllar önce Porcan’ın başına gelmiş ve şirket’ten ayrılanlar Porcan’ın yazılımını resmen çalıp bize, Exim’e gelmişlerdi. Porcan’ın ana ortağı sevgili dostum Şevki Can’a hemen haber verip bu durumu düzelttirmiştik. Bilişim sektöründe ne yazık ki etik kurallar çok fazla çalışmıyor. Logo gibi kurumsal hale gelmiş ve adı konmuş bir yazılımınız olmadığı sürece şirket içinde biriken know-how çalınıp gidiyor. Bunu engellemek de mümkün olmuyor. Forbes’daki haberde Exim’den ayrılmış arkadaşımız pişkin bir şekilde “büyük firmaların Ar-Ge yatırımına yeteri kadar önem vermedikleri için zamanla hantallaştıklarını söylemiş”: Peki kendisi küçük firma olarak nasıl bir Ar-Ge yapmış? Ar-Ge’sini Exim’in olanaklarını kullanarak ve Exim’de yapıp gitmediğini bize söyleyebilir mi? Piyasada Exim’in battığı haberlerini yaymak da ne kadar etiktir? Ben Exim’in ortağı olduğum yıllarda aynı haberler Porcan için de çıktığında hep sessiz kalmayı tercih ederdim. Çünkü böyle bir haber üzerine satış politikası oluşturmak etik değildir. Ayrıca Exim’in sahibi olan eski ortağımın şirketinin iflas etmesi olasılığı da yoktur. Piyasadaki rakiplerinin çoğunu satın alacak güce sahiptir ve sadece isterse faaliyetini durdurma yolunu seçer. (Not: Eski ortağımla 30 Mart 2010 tarihinde yediğim yemekte Exim’in faliyetlerini durdurmadığını, Teknoser adlı diğer şirketinin yönetiminde daha küçük bir kadro ile projelerine devam ettiğini duyunca mutlu oldum)

Exim benim ilk göz ağrımdı. Tırnaklarınızla büyüttüğünüz ve inanılmaz emeğinizin olduğu bir firmanın yok olması beni çok üzerdi. O kadar çok ilki Exim ile yaşadık ki bugün burada hepsini anlatmam gerçekten çok zor. Sanırım bölerek anlatmak daha iyi olacak. 

Kategoriler
İş Yaşamımdan Kesitler Nostalji Köşesi

Kablosuz POS’lar

Geçmişte yaptığımız projeler ve şirketlerimiz hakkında çıkan haberleri bilgisayar ortamında saklıyorum. Geçenlerde BT haber Dergisi’nde 4 Ocak 1999 tarihinde çıkmış haberi (buraya tıklayarak pdf formatında görebilirsiniz) görünce o günleri hatırladım. Kablosuz POS’ların (Kredi Kartı Terminali) Türkiye’deki ilk uygulamasıydı. Ericsson’un GH 337 modeli revaçtaydı o yıllarda. Tek sorunu SMS atmıyordu. Zaten o yıllar daha bizlerin SMS atmadığımız yıllardı. Hemen o yılda bereket 388 modeli çıktı da 1999 yılbaşı akşamı birçoğumuzun toplu mesaj atmaya başladığı yıl oldu. Bakın Ekşi Sözlükte GH 337 modeli hakkında neler söylenmiş: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ericsson+337

GPRS olmadığı için bilgi iletişimi dial-up olarak yapılmak zorundaydı. X.25 vardı paket anahtarlamalı olarak kullanılan. O zamanın PTT’sinde 1 yılda sıra gelirse iyiydi. Teknik terimlerle yordum sizi ama “mobil iletişimin emekleme dönemleriydi” demek istedim aslında.

İşte biz o yıllarda Kablosuz POS tasarlattık ve Türkiye’nin en önemli girişimcisi Mehmet Emin Karamehmet’in o yıllarda sahip olduğu Yapı Kredi Bankası’nda bankanın efsane Genel Müdürü yenilik önderi Burhan Karaçam’ın desteği ile uygulattık. İlk deneyenlerden biri de Çırağan Taksi’ydi. Çırağan Kempinski Oteli’nin yabancı müşterileri tabiri yerindeyse “dumur” oldular. Kendi ülkelerinde olmayan mobil POS’lar ile takside kredi kartı ile ödeme yaptılar.

Bunu yapan şirketimiz Planet’ti. Planet Gıda olarak kurduğumuz şirketi, inanılmaz bir manevra ile Planet Elektronik yapıp POS pazarına girmiş ve lider olmuştuk. Sonra da şirket Fransız Ingenico’ya satıldı. Hikayesi de Brightwell’in web sayfasında var: http://www.brightwell.com.tr/biryatirim2.asp

10 yıl öncesine dönüp biraz nostalji yapmak istedim.