Kategoriler
Hi-Tech

Uçan Board’lar (Hoverboard) Gerçek Olacak mı?

backtothefuture_hoverboard

Geçenlerde “Back To The Future” filminin en önemli ürünlerinden birinin videosunu gördük. Bu teknoloji ilk kez 1925 yılında San Antonio Light gazetesinde okurlardan birinin 50 yıl sonraki rüyası olarak çıkmıştı.
Ionocraft
Scientific American dergisinin Ağustos 1964 sayısında da “Geleceğin Ulaşım Teknolojisi” olarak tanıtılan Ionocraft Elektrohidrodinamik (EHD) cihazı, Biefeld–Brown etkisi ile motor gereksinimi olmadan havada itiş gücü oluşturmasını sağlıyor. Bu teknolojinin önündeki en büyük engel kablo ve enerji gereksinimi.

Kategoriler
Ben Söylemiştim Hi-Tech

Futbol Hatalarıyla Güzeldir Geyiği Out, Teknoloji In

Goool
Bir ara Futbol maçlarında çizgiyi geçmesine rağmen sayılmayan veya geçmese de sayılan goller yüzünden canları yanan takımları görünce isyan etmiştim. 30 yıllık teknoloji tecrübem, çözümün teknolojide olmadığını, kararda olduğunu söylüyordu. Bu konuda Melis Alphan ile 8 Mart 2009’da Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan bir röportaj yaptık. (Röportaj için Tıklayınız) Söylediğim şuydu: “Bugün elimizde pozisyon tartışmalarını ortadan kaldıracak teknoloji var. Kalenin içine iki kamera koymaya bakar. Ama FIFA yaşlı ve teknolojiden uzak bir kurum. Yenilikleri hayata geçiremiyor. Bunun yerine iki çizgi hakemi daha alıyor”.

Kategoriler
Haberler Hi-Tech

Nokia ve Microsoft: Mobil Pazarı Kaçıranların Kardeşliği

Google’da her istediğimi bulamadığım 2000’li yılların başında dergilerde okuduğum önemli haberleri kesip saklardım. Bugün sizinle Business Week dergisinde 22 Mayıs 2000 tarihinde yayınlanan “Wireless in Cyberspace” raporundan alıntılar yaparak birşeyler paylaşacağım (http://www.businessweek.com/2000/00_21/b3682028.htm). Raporun hemen başında da görüleceği gibi, IBM ile Nokia’nın 1 milyar USD’lik bir yatırımla “Sanal Kablosuz İletişim Şehri” kuracakları haberi yer alıyordu. Öyle ki, Helsinki Wireless Virtual Village (HWVV) olarak tanıtılan bu şehirde 2005 yılı itibariyle ilk 1 km çapta yer alan 1,000 firma ve 5,000 kişi mobil internet’ten yararlanacaktı. Sonra bu proje planlandığı gibi gerçekleşmedi.

Bu gelişmeden önce, Nokia 1999 yılında Kablosuz Internet’in geldiğini çok iyi bilerek IBM ile zaten işbirliği yapmıştı. Infoworld’un 1 Kasım 1999 tarihli sayısında “Wireless Race” adı ile çıkan bu haber aslında Nokia’nın bu pazara çok sıkı asılacağını gösteriyordu: http://books.google.com.tr/books?id=804EAAAAMBAJ

1999 yılından alıntı bazı önemli istatistikler sanırım pazarın ve gelişimin durumunu net açıklıyor:

1. ABD‘de mobil telefon penetrasyonu %25 iken, Nokia’nın üretildiği Finlandiya’nın da yer aldığı İskandinav ülkelerinde %60’dı.

2. ABD’de mobil telefonların %40’ı analog’du. Yani eyaletler arasında roaming yoktu. Bir başka eyalete gittiğinizde yeni telefon kiralamanız gerekiyordu.

3. İskandinav ülkesi İsveç’in en önemli firması Ericsson 5 yıl sonra toplam mobil telefon abonesinin 1.1 milyar’a, bunun da 400 milyon’unun mobil internet’e sahip olacağını söylemişti.

Dünyada mobil internet kullanıcı sayısı 2004 yılında ne yazık ki 400 milyon’a ulaşmadı. 400 milyon sınırı ancak 2009 yılında geçildi. Bu gecikme Nokia ve Ericsson’un moralini bozdu ve pazara olan güvenleri azalarak mobil internet’i destekleyecek ürün çıkarma iştahlarını da ortadan kaldırdı.

Halbuki Infoworld’da her 2 firmanın yer alan prototipleri ne kadar da heyecan vericiydi (Nokia ve Ericssoun’un 1999 yılındaki mobil internet prototiplerini yazının resminde görebilirsiniz). Ama 2004 yılına geldiğimizde Nokia 4 yıl önce tanıttığı prototip’i ürün haline getirmemişti ki, BBC’nin web sitesi bu ürünün prototip fotoğrafını kullanmıştı: http://news.bbc.co.uk/2/hi/in_depth/business/2001/3g/default.stm

Peki Nokia niye mobil internet pazarını kaçırdı? Bu konuda birçok yorum var. Bilişim sektörüne yıllarımı verdiğim için bazı gelişmelerin de yakın takipçisi oldum. Örneğin Symbian işletim sisteminin çıktığı yıllarda yapılan yorumları hatırlıyorum. Sanırım Nokia’nın 3 sorunu vardı: İlki “erken öten horoz olmak”, ikincisi Symbian işletim sistemi, üçüncü ve belki de en önemli sorunu işler bu kadar büyürken şirketin merkezini ABD’ye taşımak yerine Finlandiya’da bırakmasıydı. Böylece vizyon konusunda kısır kalmaya mahkum olmuştu. Zaten bunun böyle olduğunu Nokia CEO’su Stephen Elop’un 11 Şubat’ta yaptığı açıklamalardan belliydi. 2010 yılında Ar-Ge’ye Apple’ın harcadığının 2 katını (4 milyar USD) harcayıp, bunun %70’ini de Symbian için kullandıktan sonra, Microsoft ile anlaşma yaparak, Windows 7’yi (ve sonra çıkacak platformlarını) bundan sonra işletim sistemi olarak kullanacağını açıklaması ile bugüne kadar yapılan hataların listesini de ortaya dökmüş oldu. Microsoft tarafından gönderilmiş Truva Atı olmakla suçlanan CEO Elop’un konuşmasından beri Nokia hisseleri %50 değer kaybederken, 2007 yılında Apple’ın iPhone’u çıkarmasından beri de %75 değer kaybetti.

Nokia’nın acınası durumunu bir kenara bırakıp kurtarıcısı Microsoft’un Windows 7 işletim sistemi hakkındaki yorumlarımı da paylaşıp, kimin kimi kurtaracağı fikrini sizlere bırakayım. Ben yıllardır Microsoft Windows Mobile işletim sistemi kullanıcısıyım. Her türlü sıkıntısına (bug) karşın asla vazgeçmedim. O yüzden birçok eleştiriye de maruz kalmadım değil. Son 5 yıldır da HTC telefon kullanıcısıyım. Günün sonunda mobil telefonumu gerçekten bir bilgisayar gibi kullanıyordum. 2011 yılı itibariyle bakış açım tümüyle değişti. Neler mi oldu? Mobil telefondan beklentilerin çok yükseldiğini ve tek bir cihazın her iş için kullanılamayacağını hisseden Apple, iPad’i kullanıma sunmuştu. Önce iPad kullanıcısı oldum. Sonra heyecanla Windows 7 Mobile’ı beklemeye başladım. Bu yüzden HTC’mi de değiştirmem 1 yılımı aldı. Neyse Windows 7 Mobile yüklü HTC’mi kullanmaya başlayınca hayal kırıklığım tavana vurdu. Öncelikle “Tasks” fonksiyonu yoktu. Yani Windows’un temel ürünü, Microsoft tarafından mobil versiyona konmamış, 6 ay sonra dışarıdan bir firmanın ürünü olarak mağazaya eklenmişti. Eski versiyonlarda kullandığım birçok fonksiyon ortadan kalkmıştı. Örneğin “Kişiler” de kişi ve şirkete göre sıralama, şirket’e göre arama ile, kişiler içine alınan notlara göre arama da ortalıkta yoktu. Yani Microsoft en çok eleştiri aldığı “yüksek bellek harcıyor” konusunu belki halletti ama zaten yeni çıkan telefonlarda da bellek sorunu ortadan kalkmış oldu. Yani müthiş yanlış bir zamanlama yaptı.. Dünya ve Türkiye’de birçok şirket personeline mobil telefon numarası veriyor. Hatta bu numaralar kişilerin iş kartlarında da basılmaya başlandı. Sonuçta yöneticilerin 2 tane mobil numarası mevcut. Ama Microsoft Windows 7’de tek bir mobil numara girişi var (diğerlerinin de durumu farklı değil). Sonuçta sms göndereceğiniz kişinin sadece tek bir numarasına gönderim yapabiliyorsunuz. Diğer numarasına sms atmanız için önemli bir şaklabanlık süreci geçirmeniz gerekiyor. Bir de benim gibi, kişinin 2. mobil numarasını “Car Phone” diye kaydettiyseniz yandınız. Çünkü yeni işletim istemi bu numarayı telefonun ekranına bile getirmiyor. En komik tecrübemi sizinle paylaşarak konuyu noktalayayım. Bundan yaklaşık 1 ay önce Kınbrıs’a gittim. Orada telefonumu açtığımda KKTCELL operatörüne (Kuzey Kıbrıs Turkcell) girdim ve onu kullandım. Sonra Türkiye’ye döndüm. Her gün telefonumu akşamları kapatıp, her sabah açtığımda sevgili Microsoft bana Kıbrıs nostaljisi yaşatmaya devam ediyor. Çünkü telefonumda operatör olarak hala KKTCELL gözüküyor. Yani “bug kültürü” Microsoft’ta aslında devam ediyor.

Sonuç olarak, Microsoft, geçmişte çok bug’lı da olsa bir karizması olan işletim sistemi modelinden çıkıp bir Apple kopyası haline gelmiş. Ama kötü bir kopyası. İşte bu işletim sistemi Nokia’ya ilaç olacak.

Finlandiya Gayrı Safi Milli Hasılası (GSMH)’na katkısı %37.3 olan ve bugün geldiği durumla satın alınacak şirket konumuna düşen Nokia’yı günün sonunda Microsoft kurtaramazsa, Finlandiya hükümeti mi kurtaracak, merak ediyorum.

Kategoriler
Hi-Tech

Kindle’a Rakip Geliyor.

Babamın kitabını Amazon mu yoksa Barnes & Noble mı dijital olarak yayınlasın?

sony

Çok değil bundan yaklaşık 2 ay önce 10 Haziran 2009 da  “Kindle’a ve (Amazon’a) Nasıl Rakip Olunur?” diye bir yazı yazmıştım: https://www.alphanmanas.com/?p=255

Bu yazıda PlasticLogic firmasının ürününü çok beğendiğimi söylemiş, asıl sorununun içerik sağlamak olduğunu eklemiştim. Bunun için de potansiyel iş ortağının Google olabileceğini belirtmiştim. Bu alana yatırım yapan Google’dan önce Amazon yüzünden canı çok yanan Barnes & Noble firması/yayınevi hızlı davranıp PlasticLogic ile 20 Temmuz 2009′da münhasıran bir anlaşma imzaladı (basın bülteni için tıklayınız). Ben Kindle-2 kullanıcısıyım ve cihazdan çok memnunum. Özellikle yazı-ses çevrimi sayesinde kitapları dinleyebiliyorum. Ama CaseLogic ekrana dokunmatik bir özellik ortaya koyarak kullanım kolaylığını arttırıyor.

E-Book’un öncüsü Sony’nin yeni çıkardığı Sony Reader Daily Addition’da da dokunmatik ekran bulunuyor. Sony içerik için kendine  OverDrive (http://www.overdrive.com) firmasını seçmiş durumda. Özellikle kütüphanelere dijital yayın dağıtımı yapan OverDrive çok hızlı büyüme kapasitesine sahip bir firma. Görünen o ki bu alanda savaş kızışıyor.

Gelelim babam Oğuz Manas’ın kitabına. Yıllarını Türkiye bilişim sektörüne adamış, Türkiye’yi ilklerle tanıştırmış,  hakkında ekşi sözlükte bile sınırsız methiyeler düzülmüş (http://sozluk.sourtimes.org/?t=o%C4%9Fuz+manas) babam, tecrübelerini ve yaşadıklarını kitabında özellikle genç nesil ile paylaşacak. Türkiye’de gerçekleştirdiği otuzdan fazla projeyi, gençlik girişimlerini ve benimle olan hikayelerini de kapsayacak bu kitap, bu yıl sonuna kadar Elma Yayınevi’nden çıkacak. Ben de bu kitabın Amazon’dan Türkçe olarak yayınlaması için elimden geleni yapacağım. Bugün “Turkish” diye arama yapıldığında Amazon’da 90 kitap gözükmektedir. Bunların sadece %20’si Türklerin yazdıkları kitaplardır. O yüzden Amazon’daki varlığımızı arttırmak bizlerin boyun borcudur.

Arada laf kaynadı; ben 10 Haziran’da PlasticLogic için içerik ortağı bulmasını önerdikten 40 gün sonra firma içerik ortaklığı için Barnes & Noble ile anlaştı. “Ben demiştim” rekorumu 40 gün ile yenilemiş oldum.

Kategoriler
Hi-Tech

Kindle’a (ve Amazon’a) Nasıl Rakip Olunur?

Plastic Logic firması 21.5×28 cm (8.5×11 inches) boyutunda yeni bir e-reader (elektronik kitap/okuyucu) çıkardı. Sadece 7.5 mm genişliğinde olan bu cihaz gerçekten mükemmel. Ben Kindle’ın yeni versiyonunu (Kindle 2) satın aldım. Gerçekten muhteşem bir cihaz. Onda kitap okumak çok zevkli. Daha önce de e-reader konusunda yazı yazdığım için piyasadaki güncellemeleri yakından takip ediyorum. Sony’nin de e-reader’ı var ama başarılı değil. Piyasada birçok mp3 çalar var ama iPod uzak ara önde gidiyor. Bunun temel bir nedeni var: Kullanıcılar cihazdan çok toplam çözümü ve kullanım kolaylığını arıyorlar. Bugün Kindle’ı belki tek başına satıyor olsalar belki satın almayı tercih etmeyiz. Ama satıcı Amazon olunca ve yanında kitaplar satılıyorsa durum değişiyor. O yüzden Plastic Logic istediği kadar iyi bir cihaz üretiyor olsun sanırım iyi bir içerik ortağına gereksinimi var. Bu ancak Google gibi bir ortak olabilir. Apple’ın uzun dönemde e-reader konusuna gireceği kesin. Apple da piyasaya girerse e-reader kosunuda üretici sayısı sınırlanacaktır.

Demek istediğim şudur ki artık cihaz üreticisi olmak yetmiyor. Toplam çözümü vermek gerekiyor. Plastic Logic’in ürünü, Kindle’dan çok daha güzel ama arkasında hiçbir içerik üreticisi yok. O yüzden içerik bulamadığı taktirde ona yatan risk sermayesi paraları heba olup gidecek.

Bilişim fuarlarında hatırlarım her üründen yüzlerce üretici vardı. Ama gidişat odur ki, özellikle Tayvan ve Çinliler’in başını çektiği bu durum değişiyor. Artık daha az üretici görmeye alışmamız gerekiyor.