Kategoriler
Güncel

“I Am Legend” Filminin İzmir’deki Çekimlerine CHP’li Yüksel Çakmur Desteği

i-am-legend

“I am Legend” flminde New York’un o hazin halini gördüğümde İzmir’den bir manzara aklıma geldi: CHP’de yaygın olan “hesap sorma ideolojisi”nin anlamsız bir sonucu olan İzmir’in meşhur “Dünya Ticaret Merkezi” projesi. Yukarıdaki resim ile aşağıdaki resim arasında aslında çok fazla bir fark yok gibi. Bu manzara 11 yıldır İzmirlilerin gözü önünde.
Basmane

Kategoriler
Güncel

Damarımıza Basılınca Uyanıyoruz. İnşaat Yapmaya Devam Edelim, Nobeli de Boşverelim!!

Nobel

Ben 2 gün önce konu Nobel’e gelmeden “sahaya kaybetmek için çıkmak” diye başlık atarak anlatmıştım. Bugünkü gazetelerde Hürriyet, Radikal ve Star gazetelerinden 3 yazar daha konuya el atmış. Bu yazarların yazılarını Twitter yoluyla paylaştım. Bu yazıların altındaki ateşleyici, İngiliz genetik bilimci Richard Dawkins’in, Trinity Üniversitesi ile Müslümanların aldıkları Nobel ödüllerinin, yani bir anlamda Hristiyanlık ile Müslümanlığın bilimdeki başarılarının karşılaştırması. Ben bilimdeki başarıları Müslümanlık ile Musevilik de karşılaştırmak istiyorum:

1) Son 100 yıl içinde Museviler sadece bilimsel alanda 104 Nobel ödülü kazanırken, Müslümanlar yalnızca 3 Nobel kazandı.
2) Dünyada yalnızca 14 milyon Musevi (İstanbul’un nüfusu kadar) var. Buna karşılık Müslüman nüfusu 1.4 milyar.
3) Yani dünyada 1 Musevi’ye karşın 100 Müslüman var ama Nobel de başarı ters oranda.

Önceki yazımda da belirttiğim gibi sorunu sadece Müslüman olmakta aramak doğru olmaz. Biz inşaat sektöründe başarılı olan bir ülkeyiz. Kentsel Dönüşüm ile aslında geriye dönüşüm yaşayacağız, bunun farkında değiliz. Kentsel dönüşüm çok doğru proje ama paracıklar sadece toprağa akarsa ne olur işin sonu ona bakmak lazım.

Kategoriler
Güncel

Kaybetmek İçin Sahaya Çıkanlar Patetes Bile Soyamazlar

Bugünkü konumuz sahaya kaybetmek için çıkmak. Gerçi bugüne kadar takımlar adına kasti olarak yapanlar (şike) dışında buna rastlamadım ama toplum olarak buna sanırım alışmamız gerekecek. Çünkü alenen şike yapılır hale geldi.

Önce kısaca gündemimizde olan Faiz Lobisi konusunda kısa bir bilgi vermek istiyorum: Cari açığı düşük (hard currency) olan ülkelerde enflasyon, talebi düşürmek (ekonomiyi soğutmak) suretiyle düşürülür. Bunun ilacı da (borç verme) faizlerini arttırmaktır. Artan faiz talebi düşürür ve enflasyon da düşer. Cari açığı yüksek (soft currency) olan Türkiye’de enflasyonu düşürmek için de faizler yükseltilir. Kur-faiz-enflasyon üçlemesinde oynanabilecek tek çıpa vardır. Yukarıda iki durumda da faiz çıpası uygulanmaktadır. Faizden kaçmak imkânsız demek daha doğru olur. Ama bahsi geçen ülkelerde enflasyonun artış sebebi artan talep olmasına karşın, bizde ise (ara malı, üretim makinaları vb çoğunlukla yurt dışından geldiği için) artan döviz kurudur. O halde döviz kurunu düşürmenin tek yolu, sıcak para girişini arttırmaktır. (veya Merkez Bankası’nın döviz satmasıdır ki, bu ancak kısa süreli olabilir) Sıcak paranın ülkeye girmesi ile döviz ucuzlar. Yabancılar döviz satar, hisse senedi, devlet tahvili alır. Sonra da kaygan zeminde veya kâr realizasyonu sağlayıp ülkemizden çıkış yaparlar. Dövizin ucuzlaması aslında çok iyi bir durum gibi gözükse de kötü yönetilen, verimsiz şirketler için de kontrolden çıkma ateşleyicisidir. Bir paragraflık kur-faiz-enflasyon ilişkisinin özeti şudur: Bu ülke, dövizini katma değerli mal/servis ihracatından sağlayamadığı ve sıcak paranın esiri olduğu sürece, Faiz Lobisi gündemden düşmeyecek bir söylem olarak yaşamımızın bir parçası olacaktır. Cari açık için tüm suçu AKP hükümetine yüklemek haksızlık olur. Çünkü son 10 yılda girişimciliğin tanınmasında ve desteklenmesinde bugüne kadar yapılacak birçok şey yapılmıştır. Her yeni siyasi iktidarda olduğu gibi kendi sermayedarını (burjuva) yaratan AKP destekli burjuvazi de, Başbakan’ın aradığı Babayiğit’ler olamamıştır. İşin hüzünlü yanı bu trene eski burjuvazi de binip, babayiğitliklerini katma değer yaratmadıkları sahalarda göstermektedirler. (Bkz. NusrEt & Doğuş Holding)