Kategoriler
Bizim Neyimiz Eksik?

Sakal Bıraksam

sakal_biraksam

Söyleyeli 1 ay bile olmadı. Ocak 19 da yazdım: https://www.alphanmanas.com/?p=648 Başlık olarak da THY’yi Bekleyen Zor Günler dedim. “Yazın uçuşlar arttıkça taxi süreleri arttığı gibi uçakların gelişleri de gecikecek ve dolayısı ile devamlarında da gecikmeler kaçınılmaz olacak. Bu yaz THY’nin kabin amirlerine ve memurlarına yolcularla olan münakaşalara hazırlamak için sabır eğitimi vermeleri gerekecek.” dedim. Daha 1 ay geçmeden haklı çıktım.

Zaman Gazetesi bugün başlığı atıverdi: Kuyrukların sebebi pist çalışması ve hurda uçaklar http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=949964 Ama ne yazık ki her ikisi de çözülse sorun çözülemez.

Sevgili Murat Yalçıntaş “İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan gerçekleşen uçuşlarda yaşanan gecikmelerin, zamanla yarışan işadamları için bir problem haline geldiğini” söylemiş. Sevgili Yalçıntaş, bu birşey değil. Dahası gümbür gümbür gelecek. Siz asıl felaketi yazın göreceksiniz.

Yakında DHMİ yabancı Hava Trafik Kontrolörü transfer etmek zorunda kalacak. Çünkü şu andaki ekip hızla artan slot sayısını kontrol edecek tecrübeye ulaşmaları için zamana gereksinimleri var.

Daha önceki yazımda açıkladığım gibi:

1.      Askeri havalimanı ve müze Atatürk havalimanını terk etmeden,
2. 18-36 pistine (ICAO 4444 nolu döküman ve Bölüm 6.7 “Paralel ve Yakın-Paralel Pistlerde Operasyon” bölümünde Resim 6-2 ve 6-3 de görüldüğü/belirtildiği gibi) aynı anda iniş ve kalkışa izin veren, en az 760 metre uzaklıkta yeni bir paralel pist inşa edilmeden,
3. Havalimanı girişi dahil olmak üzere bazı binalar yıkılıp, yerleri değiştirilmeden,
4. Havalimanı sınırı yeni yapılan sahil yolu bağlantısına kadar çekilip, hatta bazı uygulamalar için yolun diğer tarafına geçmeden,
5. Yıkımlara bağlı olarak, taxi düzeni için yeni taxi yolları yapılmadan,
6. Hava Trafik Kontrolörleri eğitimden geçirilip, yabancılarla takviye edilmeden durum her geçen gün vahim olacaktır.

Bunlar benim gözlemlerim ve görüşmelerim sonunda ortaya çıkan konular. Elbette DHMİ yetkilileri bunları ve bunun dışındaki sorunları biliyordur. Devlet ile özel sektör arasındaki en büyük fark, her ikisi de sorunu görür ama devlet, bürokratik sorunları çözme iradesi gösterip, önlemleri hızla almada her zaman daha yavaş kalır.

Sanmayın ki THY filosu 3. havalimanını kaldırır. Bir havayolu aynı şehirde 3 havalimanına bölünemez. Dünyada örneğini pek görmedik. En azından uçak ve destinasyon sayısı bazında bana matematiksel olarak imkansız gibi gözüküyor.

Bir yolcu (biraz tecrübeli) gözüyle uyarı yaptık: Kaptanlar-kabin memurları-teknisyenler Airport Haber portalında beni topa tuttular. Keşke 1986 yılında New York’ta okurken/çalışırken olduğu gibi sakalım olsaydı. Belki daha çok ikna edebilirdim onları. Gerçi gerek kalmadı. 1 ay geçmeden, yani yaz gelmeden homurdanmalar başladı.

Kategoriler
Bizim Neyimiz Eksik?

Türkiye’de Yol Bulma Sanatı

Turkiyede_Yol_TabelalariTürkiye’de devlet kurumlarının uygulamalarına yönelik hep eleştirel yazılar yazılır. Ben de bu furya’nın içinde olmayı sevmemekle beraber, bu yazıyı yazarken en azından önerim olacağı için kendimi daha rahat hissediyorum.

Türkiye’de araba kullananlar özellikle otoyollarda çıkış noktalarını ismen ezberlemek zorundadır. Örneğin TEM otoyolu da denilen O.2’yi ele alalım. İstanbul’da yaşayanların hemen her gün kullandığı bu otoyolda bir arkadaşınıza örneğin Otogar çıkışını nasıl anlatırsınız? Önce otoyolun adı konusunda mutabakat sağlamanız gerekiyor. O.2 deseniz zavallı anlayamayacak. İlla ki TEM diyeceksiniz. Çünkü herkesin ağzı ona alışmış. Her caddeye isim vermiş olan bu ülke otoyoluna illa ki numara vermek zorunda hissetmiş kendini. Otoyola numara verilmesini veya karayolları envanterinde numara olarak saklamasına diyeceğimiz bir şey yok ama, halk isim olarak hafızada tutmayı daha çok benimsiyor. Dolayısı ile otoyola bir de isim vermek doğru olacak. Örneğin Mimar Sinan Otoyolu.

Gelelim Otogar çıkışına. Tarif edene aşkolsun, bulana da. Bulmanız için gözlerinizi tabeladan ayırmamanız gerekiyor. Peki neden otoyollarda çıkışlara numara verilmez? Örneğin Otogar çıkışı niye “25” numaralı çıkış olmaz. Eğer bu otoyol Edirne’den başlıyorsa, Edirne sonrası ilk çıkışa “1” numarası verirsiniz ve sırayla birer birer arttırırsınız. Aynı numaralı çıkış iki farklı yöne de varsa; örneğin, Sultangazi-Habibler (kuzey yönüne) ve Hal-Otogar (güney yönüne) ise, birine “K”, diğerine de “G” olarak yönlerin baş harflerini koyarsınız. Ama Türkiye de bireyler yöne göre yollarını bulmaya alışmadıkları için onları yormayalım derseniz (ki eğitmek için demekte yarar var), o zaman G ve K yerine A ve B dersiniz. Son olarak da her otoyolun bir yönünün olması gerekir. Bu da otoyolun başı ve sonu olarak tanımlanmalıdır. Örneğin Edirne ve Ankara.

Böylece Maslak’tan gelecek bir kişiye Otogar çıkışını tarif etmek için: Mimar Sinan otoyolu, Edirne istikameti, 26G numaralı çıkış demeniz yeterli olacaktır. Zaten kişi çıkış numaralarının artmasına veya azalmasına göre yönünün de doğru olup olmadığını anlayacaktır.

Basit dokunuşlar insanlara zaman kazandırır.

Kategoriler
Bizim Neyimiz Eksik? İş Yaşamımdan Kesitler

İlaçlara Gömülen Paralar

ilac_barkod

Geçen haftaki “Microsoft Tag Barkod” yazımı (https://www.alphanmanas.com/?p=325) yazdıktan sonra aklıma gene 90’lı yılların başındaki ilaçlar için yapılan barkod çalışması geldi. O zaman sağlık bakanı sayın Halil Şıvgın’dı ve İlaç ve Eczacılık İşleri genel müdürü de Kemalettin Akalın. Bu 2 isim çok güzel bir amaca hizmet için ilaçlarda barkod uygulamasını kabul ettiler. İlaçların farmesötik kodları oluşturuldu ve tüm üreticilere şirket kodları verilerek ilaçlara barkod basılmaya başlandı. Ben o dönemde kendimi tümüyle bu işe adadığım ve bunun çıkmasında danışmanlık yaptığım için doğal olarak da ilaç üreticilerinin %90’ı Exim’in müşterisi oldular. Aradan yıllar geçti ve barkod kullanımı sayesinde eczanelerin işleri inanılmaz kolaylaştı. Ama gelin görün ki hastaneler bir türlü kullanıma geçemediler. Sayıştay Genel Kurulunun 10.3.2005 tarih ve 5117/1 sayılı kararı ile Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan, “Sağlık Bakanlığına Bağlı Hastanelerde İlaç, Tıbbi Sarf Malzemesi ve Tıbbi Cihaz Yönetimi” hakkında Performans Denetimi Raporuna baktığınızda barkod kullanımının ne kadar sınırlı olduğunu görürüz: http://www.sayistay.gov.tr/yayin/dergi/icerik/der56m8.pdf

Bu uygulama ile ilaçlarda sahteciliğin önüne geçileceği ümidi olmakla beraber bunun olmayacağını o yıllarda dilimizin döndüğü kadar anlatmıştık. Bunun gerçekleşebilmesi için her ilaç için bir seri numarası basılması ve ayrıca da bu seri numaralarının çok yakından takibi gerekiyordu. Bu uygulama ilaç üreticilerinin önemli bir yatırım yapmalarını gerektirecekti. Görünen o ki Sağlık Bakanlığı bu konuda da düğmeye bastı.

Kategoriler
Bizim Neyimiz Eksik?

3G Geldi, Yaşasın!

Mobil operatörler sağolsun; bana yaşgünü hediyesi olarak 3G servislerini 30 Temmuz’da başlattılar. Tabi her Türk vatandaşı gibi bu kadar önemli bir geçişi hazmetmemiz mümkün olamadı. Kullanıcısı olduğum Turkcell dahil olmak üzere hemen hemen tüm operatörler bu geçişte sıkıntılar yaşadı. Telefon görüşmelerimizde kesintiler oldu. Dolayısı ile operatörleri yerden yere vurduk. Hani bu kadar haksızlık başka nasıl yapılır diye düşünsem aklıma başka birşey gelmiyor. Ben izninizle bu eleştirileri yapanlara şu soruyu soracağım: 30 Temmuz’dan beri kaç kere video görüşmesi yaptınız? Cevap sanırım “sıfır”. Ne elde edeceğinizi bilmezseniz sabrınız da olmaz tabi.

 

Türk vatandaşları için toplantı ve buluşmalarda en çok kullanılan sözcük “yoldayım, geliyorum, biraz gecikeceğim” dir. Ben bu konuda 3G öncesi bir sistem geliştirmiştim. Gayet manuel olan bu yöntemde bu mesajı atana “koordinatlarınızı enlem ve boylam olarak alayım” diye cevap yazmak oluyor. Çünkü “yoldayım” Türkiye’de “yeni çıktım, geliyorum” demektir.

 

3G servislerine bence eklenmesi gereken servis “Yoldayım-Geliyorum” servisidir. Buna göre kullanıcı karşısındakine “yoldayım, geliyorum, biraz gecikeceğim” diye mesaj attığında, karşıdaki *BBA (Bırak Bu Ayakları) mesajını cevaben yollarsa, sistem otomatikman mesajı atanın GPS koordinatlarına bakarak mekan bilgisi yollayacaktır. Örneğin “TEM Otoyolu Sarıyer-Levent kavşağı” şeklinde. Böylece biraz daha disiplin kazanmamız mümkün olacak. 3G için alışkanlıklarımızı değiştireceği şeklinde yorumlar yapılmıştı. Haklılarmış.

Kategoriler
Bizim Neyimiz Eksik?

Bizim Neyimiz Eksik? (Türkiye’de Trafikte Geçiş Öncelikleri)

Özellikle ABD’ye giden, okuyan veya belirli bir süre orada yaşayan Türk vatandaşları trafik konusunda biraz takık hale gelebiliyorlar. Sonra vatanlarına döndüklerinde ya uyum sağlama sorunu yaşayıp sağa-sola sataşıyorlar, ya da duruma anında adapte olup hayatlarını kendilerine zehir etmiyorlar. Her iki ülkede de bulunan bazı trafik işaretlerinin anlamları farklı olduğu için doğal olarak sorun yaşanmıyor değil. Örneğin ABD’de DUR tabelasında duruluyor. Biz de hafif frene basılarak geçiliyor. Veya bir yaya, yaya geçidine yaklaştığında ve orada bir trafik ışığı yoksa arabalar yavaşlıyor ve yol veriyorlar. Bizde ise arabalar bowling topu, yayalar ise labut kıvamında. Ata sporu olmasa da artık Türkiye’de çok sevilen Bowling, sürücülerimizin belleklerine o kadar yerleşmiş ki bir yaya geçidine yaklaştıklarında ve oradan -bırakın geçmeyi düşünmeyi- geçmekte olan yayalar varsa, birden en çok yaya deviren en yüksek puanı alıyor hissine kapılıp hareket ediyorlar. Bu olaya meruz kaldığım için, ben de hepimize yararı olacak “Trafikte Geçiş Öncelikleri” kılavuzu oluşturup değerli vatandaşlarımızla paylaşma gereği duydum.