Akraba Manas ve Hitay’lar Niye Düşman Oldu?

23 Eki
Ekim 23, 2016

1977-08-00-03
Manas ve Hitay’lar akrabadır. Dolayısıyla eski ortağım E. Hitay ile ben de akrabayım. Yukarıdaki resim 1977 yılında çekildi. Yani birbirimizi 40 yıla yakındır tanırız. Aslında Manas ve Hitay’ların düşmanlığı diye bir durum da söz konusu değil. Aşağıda uzun bir blog yazısıyla anlattığım ve son bölümde de net olarak özetlediğim, Hitay’ın Manas’a olan engeleyemediği takıntısı mevcut.

Bugün Hürriyet Gazetesinde sevgili Jale Özgentürk‘ün Manas’ın borcu Hitay’ın ayıbı! başlıklı yazısı ile biraz daha okuyucu kitlesine ulaşacak bir durum ve açıklama zorunluluğu ortaya çıktı.

Borç, 2009 yılında İddaa (Inteltek) hisselerimizin Yunanlı Intralot firmasına satışı sonrasında firmanın bize 2005 yılı kâr payı ödemesini stopaj kesintisiz yapması, 2009 yılında Teknoloji Holding’den bunu talep etmesi, Teknoloji Holding’in bunu ödememesi (ki ortak karar alıp bu para o zaman ödenmiş olsaydı borç aslı kişi başı 440,000 TL’ydi. Ama bu kararı Hitay, o zaman tek başına sahip olduğu Teknoloji Holding adına bana sormadan kendisi aldı), Intralot’un Teknoloji Holding’e aynı yıl dava açması, 2014 yılında davayı kazanması, 2015 yılında da Yargıtay onayı ile borcun Teknoloji Holding tarafından ödenmesi üzerine dayanıyor. Ben, Teknoloji Holding hisselerimi devretmeme rağmen, ortaklığım süresince oluşacak borçlardan sorumlu olduğum için, Hitay’ın borcun yarısını bana rücu etmesi çok doğal. Doğal olmayan ise aşağıda detaylı anlattığım gibi bu borcun oluşmadığı tarihten önce bana olan her türlü saldırıları sonucu Hitay’ın aldığı mahkumiyete rağmen iflah olmaması, adıma açtığı çakma blogspotlar üzerinden mesnetsiz hakaretlere devam etmesidir. Ben kendisine o dönemde de söylediğim gibi borç aslı takipteki rakamın 1/5i oranındaki bu rakamı ona asla ödemeyeceğim. Kendisinin tebligat olarak şirket adresi bulamaması doğal. Brightwell Türkiye’deki İrtibat Ofisini resmi olarak kapadı. Fon olarak ortağım Zamier Ahmed’in ikametgahında Londra’ya taşındı. Türkiye’de sadece iletişim/ posta adresi var. Konsolosluk adresim internette var. Ama Konsolosluk haczedilemediği için oraya kendisini buyur etmeme rağmen gelmiyor.

Jale Özgentürk’ün teknik detaya girmediği bir konu var. Siz alacaklı olduğunuz bir insana Haciz Bildirimini Türkiye’deki 500 büyük firmaya (alfabetik sırada), dergi ve gazetelere, derneklere ve de alacaklısı olduğunuz kişinin Facebook ve Instagram arkadaşlarına yaparmısınız? Yaparsanız amacınız bellidir. Kanunda boşluk vardır. Hitay sayesinde bu boşluk da fark edilip yeni bir düzenleme yapılacaktır.

Zamanında Hitay, şirketinde kendisinden gizli evlenen bir çifti işten atmış, sonrasında TBMM’ne soru önergesi bile olmuştu. Doğal olarak onun boşlukları kullanma kurnazlığı sayesinde bu boşluk da düzeltilir. Mağdur olan yüzlerce insana başkaları eklenmez.

Arama motorlarında “alphan manas adlı ruh hastası bir ortağım vardı” diye arama yaptığınızda karşınıza gelen ve adıma düzülen methiyelerin hepsi E. Hitay‘ın ürünüdür. Mahkeme kararı ile sürekli engellememize rağmen kendisi vazgeçmeden inatla saldırmaya devam ediyor.
2012-08-16_Vatan_Holding_Sahibinin-Kufurlu_Mesajlari

Kendisi ile ortaklığımızın son dönemine kadar tolere edilebilir bir kişiliği vardı. Ama bir dönem geldi ki mecburen ayrılmak zorunda kaldım. Yukarıdaki gazete kupürü kendisinin saldırganlıkta nasıl bir noktaya gelebileceğini gösteriyor.

E. HİTAY NİYE SALDIRGAN OLDU?
Geçenlerde babam Oğuz Manas‘ın kitabını hediye ettiğim tanınmış bir astrolog bana attığı mailde “Babanızın biyografisinde tahminlere ve Bilyoner’deki çalışma stiline dair bölümü okudum. Gerçekten çok güzel çalışmalar ve çok ilham verici bir insan. Keşke sağlıklı olsaydı fikirlerini alıp, tanışabilseydim. Bilyoner’deki çalışmalarını gerçekten çok disiplinli yürütmüş, günde 8 saat tahmin çalışmak inanılmaz.” Bu mail bana çok ilginç bir öğreti sağladı. Bazı birikimler sadece tecrübe ile olmuyormuş. Babam ile ilgili yaptığı yorumlara baktığımda aslında sahip olduğum bilgiyi ve tecrübeyi oluşturmayı sağlayan genlerin ve o genleri bana aktaran ebeveynlerin yaşam ve tecrübelerini yakından inceleme fırsatını yaşamanın beni sürekli geliştirdiğini farkettim. Hatta daha da ileri giderek bilinçaltımı da etkiledeğini anladım.

Babam, danışman olarak çalıştığı Bilyoner.com‘da, Süper Lig dışındaki Türk Liglerinin tahminlerinin hazırlığında istatistiği çok iyi kullandı. Tüm yerel gazeteleri Türkiye’nin her yerinden getirtti ve oralardaki yorumları dikkatlice takip etti. Çok başarılı oldu. Ekibi onu çok seviyordu. Çünkü sahip olduğu her bilgi ve tecrübeyi paylaşıyordu.

Babam başarılı bir insandı, ama etten ve kemikten yapıldığını hep gösterdi. Yaptığı hataları paylaştı. Ne yapması gerektiğini ve niye yapmadığını/yapamadığını anlattı.

Öyle bir noktaya geldim ki, ondan daha başarılı olup ona kendimi göstermek gibi bir egoyu bana aşılamadığını gördüm. Bunun yerine ondan aldığım bayrağı daha ileriye götürmem gerektiğini hissettim.

İş hayatımın başında ziyaret ettiğim birçok firmada bana “siz Oğuz Manas’ın nesi oluyorsunuz?” diye sordular. Bu beni gururlandırdı ve hırslandırdı. Babama “bak baba bir gün sana -siz Alphan Manas’ın nesi oluyorsunuz?- diye soracaklar” dedim. 1994 yılında danışmanı olduğu Sağlık Bakanlığından beni telefonla aradı ve “Şu an Eczacılık İşleri Genel Müdürü Kemalettin Akalın beyin yanındayım. Bana -siz Alphan Manas’ın nesi oluyorsunuz?- diye sordu. -Alphan bu konu kapanmıştır. Seninle gurur duyuyorum.-” dedi.

Kendimi hiçbir zaman başkası ile karşılaştırmadım. Çünkü limitlerimi ve güçlerimi biliyorum. Ayrıca başkalarıyla doğup, büyüdüğüm ortam, oluşan tesadüfler ve aile yapımız farklı olduğu zaten aşikar. Ali Sabancı‘nın dediği gibi “Ailemden zengin doğduysam benim suçum mu?” yu kendime hep yön olarak alıyorum. Eski ortağıma E. Hitay’a Bilyoner dahil 100 milyon Dolarlık bir değer yaratıp bıraktıysam onun arkasında babamın önemli bir öngörüsü olduğunu görüyorum. Çünkü benim kendisinden farklı, annemden de gelen bir büyük risk alma gücümün olduğunu hissettiği için eski ortağım ile beni biraraya getirip onun ticari tecrübesinden yararlanıp gelişimimi sağlayacağını düşündü. Öyle de oldu. Sonrasında eski ortağım ile onun mutlu olacağı şekilde yollarımızı ayırdık. Çünkü birlikteliğimiz devam edemezdi.

E. Hitay ortaklığımız süresince sürekli beni takip etti. Takip, yarışa, yarış da sonu ayrılık olan bir sürece gitti. 2005 yılında hiç İngilizcesi olmadığı halde ben 1994 yılında gittim diye Harvard Business School‘a gitti. Günlük ödevlerini saat farkını kullanarak asistanına yaptırdı. Artık tehlike büyümüştü. Çünkü hedefinde ben vardım.

Ayrıldıktan sonra birkaç yılı sorunsuz atlattık. Kendini yeni şirketler kurup oyuncaklar yaratmaya adadı. Belirli bir dönem sonra yeni işlerin tümünde başarısız olunca inanılmaz bir marka olan ama adı benimle anıldığı için kendisinde rahatsızlık yaratan Teknoloji Holding‘i bile kapatıp yerine Hitay Holding‘i kurdu. Sonra da hedefi ben haline geldim. Ortak tanıdığımız Psikiyatr bir arkadaşımızın kendisi için koyduğu tanı olan Narsist Kişilik Bozukluğu saldırı şiddetinin artmasına neden oldu.

Bana saldırarak kendini rahatlatmak zorundaydı. Benim başarısız olmam onun en büyük hedefi haline geldi. Çünkü şunu söyleyerek kendisini rahatlatacaktı: “Bugün bana nakit para kazandıran işlerin hepsi senin projen. Ben başarılı değilim ama sen de başarılı değilsin ki.” Sonuçta kendisi başarı kavramını “başarısız hiç yatırımı olmamak” şartına bağladığı için böyle bir davranış onun için normaldi. Ama gerçek hayatta durum çok farklı.

Ben girişimciyim. Her girişimimde para kazanmak zorunda değilim. Kaybettiğim çok yatırımım oldu. Çoğununun hikayesini blogumda veya konferanslarda göğsümü gere gere çıkıp anlattım. Anlatmaya da devam ediyorum.

E. Hitay‘a da bir önerim var: Artık benim gibi olmaya çalışmasın. Ben onun gibi olmaya çalışmıyorum. Zaten ikimiz kendimiz olduğumuz dönemde Teknoloji Holding olarak başarıyı yakaladık.

Ekitekler:, , , , ,
Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog