Author Archive for: admin

Babayiğitler Elektrikli Otomobili 2023 yılında Otonom (Şöförsüz) Olarak Üretmeli

09 Kas
Kasım 9, 2017

5 Babayigit
Yıllardır süregelen Yerli Otomobil umudu sonunda gerçek oluyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda önayak olmasaydı projenin gerçekleşmesi gerçekten çok zordu. Bu yılın Eylül ayı başında Milliyet Gazetesinde yapmış olduğum bir röportajda destek olunduğu taktirde 2025 yılına kadar Yerli Otomobil’in yollarda olabileceğini söylemiştim. Babayiğit arayışları TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu önderliğinde aylardır devam ediyordu. Bu konuda geçenlerde adları açıklanan firmaların dışında yerli ve yabancı birçok firma ile görüşüldü. Çok sayıda öneri geldi. Bu öneriler arasında Hibrit, Elektrikli ve Menzil Arttırıcılı Elektrikli modeller olduğunu biliyorum. Sonuçta seçilecek model Elektrikli olmak zorunda. Piyasaya çıkış tarihi olarak Cumhurbaşkanımız ile aynı olumlu görüşe sahip değilim. Otomobilin 2023-2025 yılında piyasaya çıkmasının hem pil teknolojisindeki gelişim ve ucuzlamanın oluşması, hem de Türkiye’de altyapı hazırlığına zaman tanınması açısından yararlı olduğunu düşünüyorum.

Yerli Otomobil ile ilgili çıkan haberlere baktığımızda konunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılı TÜSİAD Genel Kurulunda yapmış olduğu çağrıdan beri 6 yıldır sıcak olduğunu görüyoruz. O yıllarda ve takip eden yıllarda sürekli gündemde olan konu Yerli Otomobilin içten yanmalı olacağıydı. Benim bu konudaki görüşüm hep netti. 2012 yılında Denizli’de MÜSİAD üyelerine konuşmuş ve bu konuşmada “İçten yanmalı motorlu araba işi yaş, bitiyor. İsrar ediyorum, 3 yıl içerisinde elektrikli arabada çok büyük değişiklikler olacaktır. İçten yanmalı olarak piyasaya çıkacak bir Türk arabası için ben çok ümitli değilim” demiştim. Bırakın 3 yıl beklemeyi, konuşmamdan 6 ay sonra Tesla S modelini çıkarıp elektrikli otomobilde devrimi başlattı.
Devamını oku →

“Saatlik Şöför Kiralama” İş Modeli Otonom Araçlara Geçiş Öncesi Boşluğu Dolduracak

02 Kas
Kasım 2, 2017

chauffeurdriving
Son dönemde Uber‘in agresif büyümesi şehirlerdeki Taksi’leri rahatsız ediyor. Birçok şehir Uber’i engellemek için önlemler alıyor. Ama Uber’in iş modeli o kadar basit ve akılcı ki o ülkedeki vergi kanunlarına uyduğu sürece Uber’in büyümesi engellenemeyecek. Uber’in 8 yılda $60 milyar değere ulaşmasını takiben birçok rakibi oluştu. Bunların en büyükleri Lyft ve Curb. Uber, Lyft ve Curb aynı zamanda Otonom (şöförsüz) otomobiller konusunda da çalışıyor. Aslında görünen o ki Uber ve rakipleri büyümelerine devam edecekler. Bu firmaların yanına kooperatif bazında, yani otomobil sahibi şöförlerin ortak olacakları yeni firmalar katılacaklar ve sonunda da otomobil üreticileri bu firmaları ya satın alacak yada kendileri yenilerini kuracaklar.

Şu anda “Car Sharing / Araç Paylaşım” olarak adı geçen iş modeli şöförsüz olan model. Şöförlü olan model, yani Uber ve Lyft’in iş modeli ise “On-demand Transportation Service / Talep Bazlı Taşımacılık Servisi“. 2025 yılında Otonom araçların piyasaya çıkmaya başlamasıyla otomobil satışları çok belirgin olarak azalmaya başlayacak. Bu yıllar Araç Paylaşımı ve Talep Bazlı Taşımacılık Servislerinin, yani 2 iş modelinin birleşmeye başlayacağı yıl olacak. Çünkü aralarındaki en önemli fark olan “şöför” kavramı o yıllarda ortadan kalkmaya başlayacak.

Bugün şöförlü şirket arabalarına baktığımız zaman, sabah evden alım ve akşam eve bırakma dışında şöförlerin neredeyse tüm gün oturduğunu gözlemliyoruz. 2025 yılına gelindiğinde zaten durum çok farklı olacak ama şimdiden bu şöförlerin saat bazında ve bir havuza bağlı çalışmaları farklı bir iş modeli olarak ortaya çıktı. Eğer arabanız varsa, zaman zaman çeşitli nedenlerle şöföre ihtiyacınız oluyorsa veya sürekli bir şöföre ihtiyacınız yoksa bu iş modeli size çok uygun. ABD’de de bu servis Dryver ile başladı. Türkiye’de de bu servise başlayan firmalar var. Arabanız varsa, zaman zaman çeşitli nedenlerle şöföre ihtiyacınız oluyorsa veya sürekli bir şöföre ihtiyacınız yoksa bu iş modeli size çok uygun. Örneğin ben İstanbul’da Alfred‘i kullanıyorum. Arabama bindiğim anda ücretlendirme başlıyor ve indiğimde bitiyor. Şöförler de oldukça eğitimli; part-time üniversite öğrencileri. Gayet memnunum. Bu iş modelinin başarılı olması için arz-talep dengesinin çok iyi oturması ve her türlü talebin maliyetine bakılmaksızın karşılanması gerekiyor. Çünkü memnuniyetsiz bir müşteri bir daha asla geri gelmiyor.

Sadece şöförün saatlik bazda kiralanması düşünülürken, diğer işlerde de saatlik modele geçiş başlıyor. Özlük haklarının kiralama yapan firmada olduğu personelin saatlik bazda (Çağrı Üzerine Çalışma) kiralanması önümüzdeki dönemde oldukça gündemde olacak ve tartışılacak konulardan biri.

Bölüm-2: Bu Ülkeden Niye Elon Musk Çıkmaz?

04 Şub
Şubat 4, 2017

İnovasyon ve Girişimcilik Danışmanı olduğum Türkiye İhracaatçılar Meclisi, 8-10 Aralık 2016 tarihinde düzenlenen İnovasyon Haftası’nın açılış filmi olarak kullanılmak üzere benim 2030-2040 yıllarını içeren gelecek vizyonumu yansıtacak bir çalışma istedi. Bu konuda hemen yakın çalışma arkadaşım Murat Armağan ile biraraya geldim. Çünkü 2001 yılından beri konu ‘Gelecek’ olunca vizyonun tasarıma dönmesinde sürekli kendisi ile çalıştım, onun yaratıcı zekasını da işin içine kattım.

Derin Ekonomi dergisi Şubat ayında kapaktan girdiği Uzay Değil Deniz Kolonisi röportajında yaptığımız çalışmaları, ağırlıklı olarak Deniz Kolonisi‘ni anlattım.

Elon Musk ile Koloni konusunda farklı vizyonlara sahibiz. O Mars konusunda ısrarlı iken, ben Denizleri tercih ediyorum. Ben Mars’da Koloni fikrinin bu aşamada karşısındayım. Bunun için birçok nedenim var. Bugün gidilmeyen bir yer hakkında araştırma ruhunuz sizin dürtülerinizi açığa çıkarabilir. Ama onu önceden yaşamak durumunda kalsanız büyük bir olasılıkla bu fikrinizi değiştirirsiniz. Örneğin, uzayda bir kolonide yaşamak yerine denizin 1,000 metre altında yaşamak size teklif edilse biran tereddüt edersiniz. Bu tereddütü yaşarken uzaya gitmek size biran heyecan verici ve eğlenceli gelecek, hatta tercih sebebi olacaktır.
THY_logo_ve_Sehir_ici
İnovasyon Haftası Açılış Filminde de görülen Hyperloop bilindiği gibi Elon Musk’un vizyonu.

2040 yıllarında nüfusun Türkiye’de nasıl bir dağılıma sahip olacağına baktığımızda köy ve kasabaların ortadan kalkacağı aşikar. İlerleyen yıllarda yaşlanan nüfusla beraber çalışana düşen emekli sayısı artacağı için devletler sosyal güvenlik anlamında inanılmaz açıklar vermeye başlayacaklar. Bu duruma maruz kalan Türkiye’de vergiler sürekli artacak ve büyük şehirlerin dışına hizmet götürmenin bedeli de o oranda artacak. Tarım konusunda 2 önemli gelişme olacak. Dikey tarım şehirlerde yapılırken, robotlu tarım da şehir dışında yapılacak. Dolayısıyla arazi sahiplerinin artık köyde yaşamalarını gerektirecek bir durum kalmayacak. Yakın zamanda dünyada hayata geçecek, saate 1.200 km yapan HyperLoop hızlı ulaşımı ile ileriki yıllarda Türkiye’nin içinde seyahatler 2 saati geçmeyecek. O yıllara gelinceye kadar yerçekimsiz ortamda seyahatler başlayacak ama bugünün teknolojileri ile yerçekimli ortamda insan vücudunun rahatsız olmadan yapacağı seyahatte alacağı yük 0.5g kuvvetini geçemiyor. (g kuvveti serbest hareket eden bir nesnenin maruz kaldığı “kütleçekimsel olmayan” kuvvetlerin vektörel toplamıdır). Vücuda etki eden g gücü arttıkça baş dönmesi ve ağırlaşma gibi etkiler görülüyor.
tup
hvs5
2002 yılında Hyperloop benzeri bir konsept çalışmasını Murat Armağan ve diğer arkadaşlarımla birlikte yapmıştık. Bunu geleceğin uzun mesafe seyahat aracı olarak görmüştük. Maglev adı verilen manyetik kaldırma ve özel itiş teknolojisi kullanmıştık. Çalışmalarımız yukarıda. İnanın anlattığımızda inandırıcı bulan kimse karşımıza çıkmadı. Kaldı ki Maglev konusunda ABD’de birçok firma ile konuşup teknik olarak da ikna olmuştuk.

Sonuçta Elon Musk, Hyperloop’u tasarlarken her türlü finans kaynağına hızlıca ulaşabiliyor. Elbette bizler orada olsak onun benzeri bir başarı hikayesi yakalamadan bu olanakları geliştiremezdik. Ama en azından bir şansımız olurdu. Burada yaptığımız, gün geçtikçe “bizde yapmıştık“ın ötesine geçemiyor. Zamanla gelişen “öğrenilmiş çaresizlik” orta ve uzun vadede sizin bu hevesinizi de kursağınızda bırakıyor.

Yani ülkemizden Elon Musk kolay kolay çıkmaz. Rahat olalım.

Yeni İstanbul Deniz’e Taşınmalı

26 Ara
Aralık 26, 2016

15355779_1160565967352670_6958052394964936880_n
Geçen Cuma (23/12/2016) günü Yeni İstanbul’un niye denize taşınması gerektiğini TV Net’te Para Politik Programı’nın 2. Bölümünde konuştuk. İlk bölümde ise Hyperloop’u ve Otonom Araçları konuştuk.

Denizde Yaşam fikri çok hızlı gelişiyor. 2008 yılında kurulan ve Denizde Yaşamı destekleyen SeaSteading Enstitüsü artık yaşamın denize kaymasını öneriyor.
denizde-yasam-1
Öte yandan yukarıdaki çizimde görülen Denizde Yaşam konseptini 2002′de arkadaşlarımla tasarlayıp 2004 sonrasındaki Gelecek Konferanslarımda paylaşmıştım.
Devamını oku →

Önyargılarımızın ve Bilinçaltı’mızın Başımıza Açtıkları… Bir de Dinlemeyi Öğrensek

11 Ara
Aralık 11, 2016

Yeni fikirleri dinlediğimizde bu veriler bilinçli bir biçimde işlenmeye başlamadan egomuz devreye girer ve bizi bu fikirlere karşı mücadeleye sokar. Benliğimiz ne güzel kendi halinde duruyordur. Niye değişmesini istesin ki?

Bunun üstesinden gelmenin tek nedeni dinlemeyi öğrenmektir. alçak gönüllülük Ego’nun düşmanıdır. Bunu becerenler yeni fikirleri hızlıca benimserler.

Yeni fikirleri, farklı fikirleri olanlar niye toplumda kabul görmezler? Bu toplumsal egonun yüksekliğindendir. Patronlar yüksek Egolu olduğu sürece iyi yönetici çalıştıramaz. Hele ki Danışmanlarla hiç çalışamaz. Egonun besini hızlıca ve haksız yükselme ve eğitimsizliktir.

Önyargılarımız yeni fikirlerin önünde büyük engeldir; Genelde kendi deneyimlerimizden değil, çocukluğumuzda bize dayatılan fikir ve görüşlerden oluşur. “Önyargılarımız kötüdür.” Demek yanlıştır. Ama bizim tecrübelerimiz değildir.

Basit formüllerle açıklarsak:
Benlik = Bilinçli Zihin = Ego
Ön Bilinç = Toplumsal faydadan çok ahlâk ilkeleriyle tetiklenen Süper Ego’nun bir kısmı
Bilinçdışı = Bilinçaltı = Süperego’nun kalanı = İD (İlkel Benlik)
Devamını oku →

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog