How Science Will Shape Human Destiny and Our Daily Lives by the Year 2100
by Michio Kaku

2009-11-23-02_Alphan_Yeditepe
Future Talks’un ikincisini 23 Kasım 2009’da Yeditepe Üniversitesi’nde yaptık. “Geleceğim Meslekleri ve İş Modelleri” adı altında yapılan bu buluşmada ben (Bu arada beni KGS’nin de mucidi olarak olarak yazmışlar. Allah göstermesin, OGS’den geri ve anlamsız bir teknolojiyi bu ülkeye kazandırmak gibi kötülüğüm olamaz. O teknolojiyi kazandıranları alınlarından öpüp kutlamak lazım!!!) ve benimle beraber Ünilever Türkiye Pazarlama’dan sorumlu Başkan Yardımcısı ve Türkiye Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cem Tarık Yüksel de konuşmacıydı. Cem Bey her defasında slaytlarını yeniliyor, farklı konulara değiniyor. Böylece ben de her defasında ilgiyle izleme fırsatını buluyorum.

Fotoğraflar İçin:
http://www.facebook.com/album.php?aid=132923&id=780159754

22.12.2009 Bugün Programı – SKY Türk

pnom

Kamboçya’nın Türkiye Fahri Başkonsolosu
ALPHAN MANAS’A KAMBOÇYA DEVLET NİŞANI VERİLDİ…

İstanbul, 14 Aralık 2009 - TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi) Başkanlığı desteği ile Kamboçya’nın Başkenti Phnom Penh’in 60 km doğusunda yer alan Batheay bölgesinde, 11 ayda tamamlanan 4,861 metre yol ve 108 metre uzunluğundaki beton köprünün açılışı kalabalık bir bürokrat grubu ve yaklaşık 4,000 kişiden oluşan yöre halkının katılımı ile Kamboçya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hor Namhong tarafından gerçekleşti.

Törenin onur konukları Türkiye’nin Kamboçya’dan sorumlu Tayland Büyükelçisi Çınar Aldemir, Kamboçya’nın Türkiye Fahri Bakonsolosu Alphan Manas ve Fahri Ticaret Ateşesi Volkan Öztürk oldular. Törende, Kamboçya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hor Namhong ve diğer bürokratların konuşmalarını takiben Türkiye’nin Kamboçya’dan sorumlu Tayland Büyükelçisi Çınar Aldemir ve Kamboçya’nın Türkiye Fahri Başkonsolosu Alphan Manas “Kamboçya Devlet Nişanı” ile taktir edildiler.

80 köyün yer aldığı ve 590 km2 alana yayılmış Batheay bölgesinde nüfus 108,524. Pirinç eken halk yaklaşık 21,000 hektarda ekim yapıyor. Kamboçya-Türkiye Dostluk Yolu adı verilen bu yol ve köprünün yapımı ile onlarca köy ve binlerce insan bu bölgeyi Phnom Penh’e bağlayan ana yol ile kavuşmuş oldu. Kambong Thmor adı verilen eski köprü yağmur sezonunda suyun 2-3 metre altında kalıyordu. Halk ulaşımını tekneler ile sağlamak zorunda kalıyordu.

Manas; ‘2010 yılının ilk yarısında Kamboçya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştireceğiz.’
Geçtiğimiz beş yıldır Kamboçya’nın Türkiye Fahri Başkonsolosu olarak çalışmalar yürüten Alphan Manas törenden sonra yaptığı yazılı açıklamada; ““Devlet Nişanı” bir insanın alabileceği en büyük devlet ödülüdür. Benim için sosyal sorumluluk çalışmaları, iş hayatımdaki çalışmalarım kadar ağırlıklıdır. Kamboçya Fahri Başkonsolosu olmamdaki en büyük amaçlardan biri yine sosyal sorumluluk kapsamında bu ülkeye destek olmaktı.” şeklinde konuştu.  Kamboçya’nın tarım ve tekstil/konfeksiyon alanlarında Türkiye ile önemli işbirliklerine açık olduğunu ifade eden Manas; “2010’un ilk yarısında Devlet Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan ve geniş bir işadamı topluluğu ile bu ülkeye ziyaret gerçekleştereceğiz. Bu arada THY’nin de Kamboçya-Vietnam seferlerini başlatma konusunda çalışmalar yaptığı konusunda duyumlar alıyoruz. Bu açılımlar her iki ülke arasındaki ticaretin gelişimine önemli katkıda bulunacaktır.” dedi.

Fotoğraflar için; http://www.facebook.com/album.php?aid=129765&id=780159754

HP’nin Türkiye’deki 20. yılı dolayısıyla 8 Aralık 2009 tarihinde Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen ”20 Yılda 20 Ödül” törenine yurt dışında bulunduğum için katılamadım. Bu aralar Elektrikli Araba projesine gömülmüş durumdayım. Dolayısı ile pek Türkiyede bulunmuyorum desem doğru olur herhalde. Sağolsun jüri 20 ödül içinde beni de ödül almaya değer bulmuş. Doğrusunu söylemek gerekirse benim yerime ödülü babam Prof. Dr. Oğuz Manas’ın alması daha doğru olurdu. Ama biliyorum ki jüri üyeleri büyük olasılıkla babamı ve yaptıklarını bilmedikleri için bu yola gitmişlerdir. Evet iş yaşamımın büyük bölümü Bilişim Teknolojileri ile iç içe geçti. Türkiye’yi çok önemli yeniliklerle tanıştırdık. Gecemi gündüzüme katarak kurumları, firmaları, patronları ikna etmekle geçti yıllarım. İlkleri gerçekleştirme hedefi koydunuz mu, işiniz daha da zorlaşıyor. Bunları anlatırken Bilişim Teknolojileri ağırlıklı çalıştığımız, kurucularından olduğum Teknoloji Holding geliyor gene aklıma. Teknoloji Holding, bir teknoloji şirketi olarak kuruldu. Yaptığımız her yatırımda yeni bir teknoloji ve yenilik olacağını bildiğimiz için adını Teknoloji Holding koymuştuk. Brightwell Holdings de şu anda yaptığım her yatırımda “Teknoloji” mutlaka var. Eski ortağım beraber yarattığımız Teknoser ve sıfırdan var ettiğim, daha sonra hisselerimi ortağıma sattığım Bilyoner dışında, gördüğüm kadarıyla Gayrimenkul, Faktoring, Leasing ve Sebze/Meyve Tarımı üzerine odaklandığı için Teknoloji Holding ismi ile örtüşmeyeceğini düşünerek Teknoloji Holding’i tarihin tozlu sayfalarına yollamış.

Ben Brightwell ile birlikte içinde daimi olarak “Teknoloji” olan işlere yönelmeyi sürdürüyorum. Aslında takip ettiğimi söylememekle birlikte yaptığımız işler çok örtüşen bir kişiden bahsetmek istiyorum. Vinod Koshla; Koshla Ventures’un sahibi: http://www.khoslaventures.com/people.html Sun Microsystem de “Açık Sistem ve “RISC İşlemci” gelişimine katıda bulunduktan sonra Kleiner Perkins (KPCB ) risk sermaye grubuna geçip,  yatırım yaptıkları Nexgen/AMD ile Intel monopolünü, Juniper ile Cisco monopolünü kırarak devamlı değer yarattı. Cerent’e yatırım yapıp büyüttüler ve sonra Cisco’ya 7.4 Milyar USD’ye sattılar. Burada kazandığı tecrübeyi kurduğu Koshla Ventures ile “Yenilenebilir Enerji” lere yatırım yaparak kullanmaya devam etti. Kömürü gazlaştırarak gene bir teknolojik yenilik kazandırdı.

Ben tüm bilgi ve para birikimimi Bilişim sektörüne borçluyum. O sektör “Amaç” iken sektörün nimetlerinden yararlanmayı bildik. Şimdi “Araç” haline gelip büyük oyuncuların sahne aldığı bir hale geldi. Dolayısı ile artık küçükler, büyüklerin hizmetinde olmak zorundalar. Zaten hiçbir sektör sonsuza kadar başladığı gibi gitmezki. Bir ülke nüfusu bile 400 yılda yaşlanıyor. Önemli olan her döneminde o sektörde neler yapabileceğinizi/yapamayacağınızı görüp ona göre hareket etmektir. Şimdi ben de ağırlıklı “Enerji” olmakla birlikte birçok alana yatırım yapıyorum. 3×135 MW Termik (Kömür) Santral kurma hazırlığındayız. Ortaya çıkacak ve şu anda AB normlarında sınır altında olan karbondiokside ileriki yıllar için çözüm bulduk bile: Algea. 5 yıl içinde tesisimizin yanına kuracağımız Algea (Deniz Yosunu) üretim tesisileri, çıkan karbondioksidi depolamaya gerek kalmadan otomatikman yok edecek.

BT Haber’de yayınlanan haberi okumak için tıklayınız.

Kamboçya Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’nın davetlisi olarak başkent Phnom Penh’de bir yol açılışına katılıyorum. Detayları dönüşte paylaşacağım.

Gazeteci arkadaşlarım toplantıya kasıtlı olarak katilmadığımı zannetmesinler diye paylaşıyorum.

05.12.2009 Işıltılar Programı – CNN Türk

2012
Fütüristler derneği başkanımız Ufuk Tarhan ve Milliyet Gazetesi’nden Itır Ilgaz ile Cadde eki için 2012 filmini beraberce seyrettik. Filmin “Özel Efekt” bölümleri harika ötesiydi ve senaryo doğal olarak çok bilindikti. Dünyanın sonunun “Güneş” yüzünden olacağı görüşüne fazlaca katıldığımı Nisan 2009’da “Kehanet” filmini seyrettikten sonra zaten paylaşmıştım: http://www.alphanmanas.com/?p=242

Ama daha Çin’den gelip ayağımın tozuyla gittiğim bu filmde Çin’in geleceğini sinemacılar gözüyle de görmüş oldum. Çin tasarlayıp üretecekti ve ABD onu pazarlayacaktı. Çünkü Çin otomobil üretimi aylık 1 milyona ulaşıp, 2009 yılı itibariyle ABD’deki 10 milyon satış rakamını 2 milyon ile geçip 12 milyon olacaktı. Yani o eski bakışla “Çin fasoncudur” yaklaşımı artık yoktu. Yeni bir sayfa açılıyordu ve bu sayfalarda yerini almayan üretici yok olmaya mahkum olacaktı. Öyle eskisi gibi “ABD patent alır, lisans ile Çin’e ürettirir” durumu da yoktu.

Çin de patent almaya başlamıştı. 2008 yılında Çin’de patent, faydalı model ve tasarım tescili olarak 828.000 başvuru yapıldı ve 411.000’i kabul edilidi. Ayrıca 1995 yılından beri başvurular yılda ortalama %30 civarında artarken, 2008 yılı sonunda Çin dünyada en çok patent başvurusu yapan 15 ülke arasına girdi. Elbette yapılan başvuruların çoğu basit ve sadece ülke içinde kullanılabilir gözükse de, bu gelişme gösteriyor ki Çin artık kopyacı bir ülke hiç değil. Türkiye rakamlarını ben söylemeyeyim, lütfen siz araştırın ve karşılaştırın. Durumun vahametini anlayın.

Milliyet Gazetesi’ndeki haberi okumak için tıklayınız.



Tüm hakları Alphan Manas’a aittir. (c) 2003-2011