
12 Kasım 2009’da Hürriyet Gazetesi’nde Peugeot Pazarlama Direktörü Vincent Ricoux’un bir demeci (haberin tamamını okumak için tıklayınız.) vardı. Demecin önemli bölümlerini aşağıda bulabilirisiniz:
Peugeot Pazarlama Direktörü Vincent Ricoux, Murat Günak ve Alphan Manas’ın geliştirdiği Türk malı elektrikli otomobil projesinin çok ciddi olduğunu belirterek, “Elektrikli otoda rekabet aynı seviyede. Türk malı elektrikli otomobiller diğer markalardan önce pazara sunulursa ciddi rekabet ortamı yaratacaktır” dedi.
FRANSIZ otomobil üreticisi Peugeot’nun Pazarlama Direktörü Vincent Ricoux, dünyaca ünlü tasarımcı Murat Günak ve ünlü fütürist Alphan Manas’ın ortaklığında geliştirilecek ‘Türk malı’ elektrikli otomobil projesi konusunda yapılan yatırım kararının çok ciddi olduğuna dikkat çekti. Ricoux, “Otomotivde yeni bir marka yaratmak gerçekten büyük yatırım gerektiriyor. Ama elektrikli otomobilde rekabet henüz oluşmadığı için Türk malı elektrikli otomobil projesinin diğer markalardan önce pazara sunulması çok önemli. Bu gerçekleşirse Türk malı araçlar ciddi rekabet ortamı yaratacaktır” dedi.
Ciddiye alınmak insana gurur verir. Biz Türklerin en büyük korkusudur ciddiye alınmamak. Bir de kendimize olmayan güvenimizle birleştiğinde başarımızın önüne 2 tane önemli engel çıkar. Hem Murat Günak hem de ben komplo teorilerine inanmayan ve şahsi güveni büyük bireyleriz. Bilgi birikimimiz yüksek olduğu için fikir birikimimiz de o kadar fazladır. Trendleri deli gibi araştırmak, senaryo üzerine senaryo üretmek hayatımızın değişmez parçasıdır.
Türkiye’nin, kendi elektrikli arabası önündeki en büyük engeli yine kendisidir. Çünkü çekincesini tüm dürüstlüğüyle ortaya koyan Peugeot’tan korkmamızı gerektirecek bir durum yok. Çünkü o sözünü yüzümüze söylüyor. Ama yüzümüze söylemeyecek olan o kadar firma ve kişi var ki. Bunlar LOBİ adı altında bazı engeller koymaya çalışacaklardır. Örneğin bu projenin yegane başarısı ÖTV muafiyeti ve KDV indirimidir. Bu gerçekleşmezse bizim projemiz tarihe gömülür. Ayrıca şarj istasyonlarına takılacak sayaçlarda özel fiyatlama da gerekecek. Sonuç olarak bu projeyi Türkiye’nin isteyip istemediği çok yakında anlaşılacak. Bir örnek vererek konuyu derinleştirmek istiyorum. Mecliste beklemekte olan Yenilenebilir Enerji Kanununu bakan Ali Babacan beklemeye aldırdı. Bütçede güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir enerjilerle ilgili alım ve fiyat garantisi için bir düzenleme yapılması gerekiyordu ve aslında bunun için ayrılabilecek ne bir bütçe, ne de bir rakam vardı. Günün sonunda Kyoto protokolüne imza koyan Türkiye’nin kendisi ile çelişmemesi açısından bu kanunu geçirmesi gerekiyor. Gördüğünüz gibi, Kyoto protokolüne imza atmasına rağmen, devlet mantıklı olanı yapmakta zorlanıyor, gecikiyor.
Türkiye’nin Elektrikli Arabası’na gelince, satış adedi arttıkça devletin vergi (ÖTV, KDV, Motorlu Taşıt Vergisi) geliri azalacak. Bu durumda hesaba katılması gerekecek gelir kalemi ise azalacak petrol ithalatı olacak. Ama diğer önemli bir konu ise bu arabaları şarj etmek için üretilecek elektriğin fiyatı ve kaynağı olacak. Eğer biz elektrikli arabaları doğalgaz’dan ürettiğimiz elektrik ile şarj ediyorsak bunda bir mantık aramak gerçekten zor. Ben hükümet olsam bunu asla desteklemem. Peki neyi desteklerim? Örneğin jeotermal ile enerjiyi üretilirse, bunu desteklerim.
Murat Günak ile son dönemde dünyada neler oluyor diye etrafı kolaçan ediyoruz. Ben bir yandan dünyayı dolaşırken Murat da Avrupa’da gerekli ziyaret ve toplantıları gerçekleştiriyor. Son durağımız Paris’ti. Orada ikimizin de çok sevdiği Fiat 500 önünde fotoğraf çektirdik. Bu altın kaplamalı koleksiyon arabasını çok sade ve kullanımı inanılmaz kolay diye seviyoruz. İşte Türkiye’nin Elektrikli Arabası için de bunu düşünmek lazım.




Aslında hiç gereği yoktu. Herkes mutluydu, herkes stadın yapılmasını istiyordu. Ben niye kalkıp “Bu stad İzmir’e gereksiz” dedim ki? Gerçi dediğim iyi olmuş sanki. Çünkü sanki beni bekliyormuş gibi bazı destekler de almadım değil: Örneğin Yenigün gazetesinden sevgili Hasan Tahsin benim bakış açımdan konuyu işlemiş. Hayatın futbol’dan ibaret olmadığını görenler de mevcut: (
“Türkiye’nin Elektrikli Araba” projesi Hürriyet ve Sabah gazeteleri konuya tam sayfa ayırıp desteklemeleri birlikte Türkiye gündemine oturdu. Bu proje bana 2 koldan gelmişti. İlkinde 28 Temmuz da sevgili Faik Kurşunoğlu bana kısaca bu projeden bahsetmişti. Diğerinde ise Başbakanlık Tanıtım Ajansı, yönetim kurulu üyesi olduğum İSGİD (İstanbul Genç Girişimciler Derneği) de bir tanıtım toplantısı yapmıştı. Ben ameliyat olduğum için katılamamıştım. Daha sonra İSGİD ve Hatemoğlu Tekstil yönetim kurulu üyesi sevgili Efsane Turan benim bu proje ile mutlaka ilgilenmem gerektiğini söyledi. Ben de bazı incelemeler yaptıktan sonra, Murat Günak ile 8 Ekim de İstinye Park Masa Restaurant’da tanışarak yemek yedim. Fikirlerimizin uyuştuğunu anladıktan sonra iletişimimize devam ettik. 5 Kasım’da Londra’da bir toplantıya katılmak için yola çıktığımda 3 saatliğine Hannover’e uğradım ve Murat Günak ile prensiplerde anlaşarak bu işe girmeye karar verdik. Sonuç olarak tanışmamızı takip eden 2 aydan kısa bir süre içinde ortaklığa ve güç birliğine karar vermiş olduk. Bu Türkiye ölçeğinde çok kısa bir süre ama bizler biraz farklıyız. Murat Günak teknik anlamda tartışmasız lider, özgüveni çok yüksek, IQ, EQ ve SQ olarak zirvede ve bir o kadar alçak gönüllü bir insan. Ben bugüne kadar onlarca ortaklık gerçekleştirdiğim için, ortaklık kültürünü bilen ve bu konuda daima empati yapabilen biriyim. Dolayısı ile kimyamız uyuşmuş oldu.

Yarışmada ilk üçe girmeye hak kazananlara ödüllerini Bakan Binali Yıldırım verdi. Webstar Türkiye’nin birincileri 2500′er TL para ödülü ile Hürriyet.com.tr’den projeleri hayata geçtikten sonra 10 milyon reklam gösterimi kazandı.




