
Haber başlığına bakıp marka olduğumu sanmanızı istemiyorum. Bu konuda gidecek çok yolum var, onu biliyorum.
Geçenlerde Airport TV de canlı yayına konuk oldum. Kanalın portali de gün içinde bunu duyurdu. Duyuruyu da “Dahi Türk” başlığı ile yaptı. Hakketmesem de bana böyle bir yakıştırma yapılması beni mutlu etti ama başıma gelecekleri de biliyordum. Siz eğer bir kişi için çok abartılı bir tanımda bulunuyorsanız ve o kişi tüm çevre tarafından tüm yaptıklarıyla tanınmıyorsa vay haline o kişinin. Birçok kişi onun üstüne gidecektir: “Yaptıkları nedir ki?”, “Ben de aynısını yapardım.”, “Zaten o yıllardır yurt dışında var” Bu çok normal bir durumdur. O arkadaşa şunu sormak lazım: Peki niye sen veya bir başkası yapmadı bunu?
Aynı şey daha önce defalarca başıma geldi. Örneğin bir röportajımda konu IQ’ya gelmişti. Ve benim zekam masaya yatırılmıştı. Sonuçta birçok kişi bu konuda inanılmaz yorumlar yaptılar. Dolayısıyla daha önce yaptırdığım IQ test sonucumu paylaşmama ramak kalmıştı. Bunu bu aralar daha bilimsel ve kurumsal olarak aslında yapmaya karar verdim. Yakında açıklayacağım.
Arena dergisi 2009 yılı Haziran sayısında beni “Türkiye’nin Bill Gates’i” ve “Türkiye’nin Efendisi” olarak açıkladı. (Arena dergisinde çıkan haber için tıklayınız) İnanılmaz utandım. Türkiye’nin Bill Gates’i olmak için gerekli şartlar nedir?’ Bence değerli bir bilişim şirketine sahip olmaktır. O zaman burada Türkiye’nin Bill Gates’i Tuğrul Tekbulut’tur. Çünkü Logo Yazılım Microsoft ile en çok benzerlik gösteren halka açık şirkettir. Ama bu değerli şirketi kriz öncesi anlaşma aşamasında olduğu yabancı fona satmış olsaydı onu şimdi sırtımda taşırdım. Demek ki Bill Gates olmak için önce değer yaratmak, sonra da bu değeri en iyi zamanda paraya çevirmek lazım. Ben Türkiye’nin Bill Gates’i bu anlamda değilim.
Ben Internet şirketleri içinde en değerli olanını yarattım. O da “Bilyoner”. Bugün Bilyoner ve Nesine’nin içinde bulunduğu ‘Yasal Bahis Platformu′ pazarı 2010 da 1 Milyar TL olacak (HaberTürk Ekonomi’de çıkan haber için tıklayınız). Bunun yanında 7 yıl önce İddaa bayilerinin “Fatura Ödeme Merkezi” olmaları konusunu Spor Toto’ya kabul ettirmiş olmam bugün bu bayilere ek gelir olanağı sağladı. Bilyoner hisselerimi 2 sene önce Logo Yazılım’ın bugünkü piyasa değerinin üzerinden satmıştım. Internet servislerini Bilişim sektörü içinde değerlendirmezsek, Bilişim sektöründe birçok ilki yaptığımız (yaptım dersem, o zamanlar ortak olduğumuz için ortağıma haksızlık etmiş olurum) da gerçek. Çoğu zaman erken öten horoz olma pahasına.
Evet kişiler hakkında görüşlerimiz eskiden daha çok kendi bilgi ve yorumlarımızla oluşurdu. Şimdi ise çevrden gelen bilgi ve yorumlar kararlarımızın %80’nini etkiliyor. Alphan Manas’ı tanımlamak için bu ara en çok kullanılan “OGS, İddaa ve Deniz Taksi’nin Mucidi”. Şimdi bu da çok iddialı bir tanım. Ama bu tanımın çıkmasında 3 farklı neden var ve üçü birleşince bu tanımı oluşturmuştur. Ben gerçekten bir mucidim. Birçok patentim var ve bu patentlerimi blogumda sizlerle paylaşıyorum: http://www.alphanmanas.com/?cat=10 2008 yılında NTV Türk Mucit yarışması jüri üyesiydim. Gerçekten de OGS, İddaa ve Deniz Taksi (kaçak olup da iptidai koşullarda boğazda yıllardır bir yerden bir yere yolcu taşıyanlardan bahsetmiyoruz tabii ki)’nin Türkiye için fikir babası ve proje lideriyim. Dolayısı ile benim mucit olmam ve NTV Türk Mucit yarışması üyesi olmam’dan dolayı bir gazeteci arkadaşım benim için OGS, İddaa ve Deniz Taksi’nin mucidi tanımı yapıvermiş. Daha sonra bu tanım yerleşmiş.
Ben artık bu tanımlardan öteye hareket etmek istiyorum. Türkiyeye çok önemli bir ilk kazandırmak ve Türkiye’nin çok önemli bir teknolojiye sahip olmasını istiyorum. Bunu Eclipse Aviation’ı satın almaya çabalayarak yaptım. Başaramadım. Ama ondan aldığım derslerle çok daha güzel bir proje yapacağım. Yakın zamanda “Türkiye’nin ….. ….. Projesi’nin Mucidi” olarak anılmak istiyorum. Bu proje ile ilgili çalışmaya ve günlük yazmaya başladım bile.
01/06/2009 tarihli Arena Dergisindeki söyleşiden bazı sorular;
- Bir proje adamının prensipleri ve karakteri sizce nasıl olmalı?
- İyi bir fikir nedir, nasıl anlaşılır?
- Başlarken olumsuz tepkiler aldığınız bir proje oldu mu?
- Düşünüp, vazgeçip ardından pişman olduğunuz bir fikriniz var mı?
- Türkiye’de girişimciliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
- Yeni fikirlerin önü nasıl açılmalı?
- Türkiye girişimcileri bu ekonomik durumda ne yapmalı?
- Sizin şu anda üzerinde durduğunuz bir proje var mı?


Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümünde 3. yıl stajımı 1978 yılında Beymen fabrikalarında yaptım. O zaman Ayamama deresi çok rahat akar, suları Yeşilköy’den denize dökülürdü. Bugün Basın Ekspres Yolu üzerinde rahatlıkla görülen Altınyıldız/Beymen fabrikalarına ancak E-5 üzerinden gidilirdi ve Beşiktaş’ta arkadaşımla beraber kaldığımız evden yaklaşık 1 saatte fabrikaya ulaşırdık. Kendime Türkiye’nin en iyi 3 konfeksiyon tesisinden birini staj yapmak için seçmiştim. Bence ilki tartışmasız İGS’ydi. Dünyada çıkmış tüm yeni makineler İGS de mevcuttu. Beymen’de imalat şefi Ferdane Öndül’e bağlı olarak çalıştım. Başladığım andan itibaren stajyer olarak değil, bir Beymen personeli gibi çalıştım. Devamlı sorguladım. İtalyan yöneticiler olmasına rağmen, elbette yapılanlara saygı duydum ama birçok yenilik konusunda öneriler getirdim. O yıllarda Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Avrupa çapında bir okuldu: Binası Almanlar tarafından yapılmış, her türlü yeni teknoloji makine parkına sahip ender okullardan biriydi. Okulun yeni mezunlarından biri olacaktık. İnanılmaz teorik bilgiye sahiptik. Zaten bunu ABD de State University of New York (SUNY) de Üretim Yönetimi lisans üstü eğitimi alırken fark ettim. Teknik bilgi olarak sınıfımdaki tüm öğrencilerin çok ilerisindeydim. Pratik olarak da çok iyiydik. Hatta daha sonra çalıştığım Tenba’da bile bozuk makineler için üretimin aksamaması adına acil müdahaleyi ben yapıyordum.








