More Than Human: Embracing the Promise of Biological Enhancement
Ramez Naem

2parca_araba

Teknoloji Holding’de THEMA diye bir dergi çıkarırdık. Bu dergide ben de zaman zaman gelecek ile yazılar yazardım. Bunlardan biri de Haziran 2004’te çıkan “Geleceğin Ulaşım Şekli” yazısıydı: http://www.alphanmanas.com/?p=29

Buradan aynen alıntı yapıyorum: “Taşıtların Tasarımı ve Kullanımı: Taşıtların hibrid olması aslında üretim açısından da başka bir noktayı ortaya koyuyor. Benim görüşüm taşıtın karoseri ve üst gövdesi ayrı ayrı üretilebilecek. Sadece birleşme standardı tanımlı olacak. Bu durumda iki önemli değişim yaşanabilir: Birincisi taşıtlar tümüyle elektrikli olacakları ve/veya benzeri güç kaynakları ile donatılacakları için karoser’i üretmek için çok önemli bir know-how sahibi olma gereği ortadan kalkacak. Taşıt üreticiliği yapı değiştirecek. Zaten gittikçe işçiliğin daha ucuz olduğu ülkelere kaydığı bu iş kolunun benim bakış açımla geleceği bu şekilde şekillenecek. İkinci değişim ise TASARIM olacak. Belirlenmiş sabit karoseri standartları üzerine oturmuş binlerce tasarım firmasının ürünü “Taşıt Üst Gövde”leri piyasada olacak. Internet aracılığı ile kişiler anında tasarımlarını yaratıp “Taşıt Üst Gövde”lerine sahip olacaklar. Önümüzdeki 100 yıl içinde tüm dünya ülkelerinin tek bir Patent ve Faydalı Model kanununa bağlandığı, Patent ve Faydalı Model’in alımının da Internet üzerinden yapay zeka’dan faydalanılarak saniyeler bazında alındığı göz önüne alınırsa tasarım firmalarının gücü daha da artacak.”

Bu fikrimi aynı yılın (2004) Eylül ayında MIT’de yapılan Emerging Technologies Conference’da açılış konuşmasını yapan (http://mitworld.mit.edu/video/248) General Motors’un (GM) Başkanı G. Richard Wagoneer ile tanışıp paylaştım. Kendisi ilginç bulduğunu söyledi. Ben de kendi kendime keyiflendim.

2005 Detroit Auto Show’da GM, 2 parçadan oluşan Sequel konsept arabasını tanıttı: http://www.autoconcept-reviews.com/cars_reviews/gm/GM-sequel-concept-2005/cars_reviews-gm-sequel-concept-2005.html

Demek ki GM bunun üzerinde çalışıyordu ve ben kendisine bu konuyu açınca, içinden bana bir gülüş attı.

Son günlerde Türkiye’nin gündeminde Türkiye’nin gururu, tasarım dehası Murat Günak tarafından tasarlanmış, MINDSET kod adı ile tanıtılan elektrikli araba projesi var. Bu projeye T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı da destek veriyor. (devamı…)

Fütüristler Derneği ve Bahçeşehir Üniversitesi İşbirliği İle Türkiye’nin İlk Fütürizm Okulu 3 Ekim 2009’da Açılıyor…

Yeni kurulan bir şirket en az 3-7 yılda yatırımını geri ödüyor. Peki bu durum yeni bir anlayışın oturtulması için nasıl diye sorgularsak; durum orada da farklı değil. Fütüristler Derneği’ni 2005 yılında kurduk. O günden beri her gördüğüme “fütürizmi” anlatıyorum (bu arada yakın zamanda Barkod’larla ilgili yazdığım 2 yazıda da belirttiğim gibi 90’lı yılların başında Barkod’u anlatmıştım gördüklerime, çevreme, dostlarıma, soranlara). Derneğimizin kurucuları ve üyeleri de aynı şeyi yaptılar: Fütürizmi anlattılar. Bu ülke “kervan yolda düzülür”, “istim arkadan gelsin” gibi deyimlerin/söylemlerin ülkesi. İşi kurarız, sonra da iş planı yaparız. Veya yatırım için paramız vardır ama işletme sermayemiz yoktur. Buna rağmen işe gireriz. Sonra başarısız olunca “Şark” kültürünün fertleri olarak biranda kaderci oluveririz. “Kısmet değilmiş” deriz (ben Türk milletinin %100’ünü değil, çoğunluğunu kastediyorum. Herkes hemen üstüne alınmasın. Onlar zaten kendilerini biliyorlar). Çünkü bu felsefe irdelemeyi değil teslimiyetçiliği destekler. Şimdi “böyle bir kültür hamuruna fütürizm katmak sizin ne işinize” diyebilirsiniz. Ama olmuyor. Birileri bunu yapmalı ki, bu ülkede strateji, planlama, inovasyon ve geleceği kurgulamak gibi kavramlar anlaşılsın ve benimsensin. Gençlik bu anlamda en önemli umudumuz.

Gerçekten son 4 yılda çok önemli mesafe kaydedildi ve gerçek hedef kitlemiz üniversitelere ulaşıldı. Üniversitelerde “Fütürizm Kulüpleri” açılıyor. Bunu birçok projede öncülüğünü ispat eden Bahçeşehir Üniversitesi başlattı. Onu Yeditepe Üniversitesi takip etti bu hafta. Yaşasın!… Emeklerimizin karşılığını alıyoruz. Başkanımız Ufuk Tarhan ve yönetim kurulunu kutluyorum. İnanılmaz bir performans sergiliyorlar.

Şimdi gerçek bir başarının altına daha imza atılıyor. İmzanın altında gene sayın Enver Yücel ve sahibi olduğu Bahçeşehir Üniversitesi ile Fütüristler Derneği var. Üniversiteye bağlı BÜSEM (Bahçeşehir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi) bünyesinde Fütürizm Okulu açılıyor. Bu okulda ben de 23 Ocak 2010’da “Yatırım yapmak için yeni alanlar ve işler” dersini vereceğim. İş arkadaşım Volkan Öztürk de 31 Ekim 2009’da “Alternatif gelecekler ve senaryolar” dersini verecek.

http://www.futurizm.org/futurizm/Futurizm%20Okulu-1-2009.pdf

ilac_barkod

Geçen haftaki “Microsoft Tag Barkod” yazımı (http://www.alphanmanas.com/?p=325) yazdıktan sonra aklıma gene 90’lı yılların başındaki ilaçlar için yapılan barkod çalışması geldi. O zaman sağlık bakanı sayın Halil Şıvgın’dı ve İlaç ve Eczacılık İşleri genel müdürü de Kemalettin Akalın. Bu 2 isim çok güzel bir amaca hizmet için ilaçlarda barkod uygulamasını kabul ettiler. İlaçların farmesötik kodları oluşturuldu ve tüm üreticilere şirket kodları verilerek ilaçlara barkod basılmaya başlandı. Ben o dönemde kendimi tümüyle bu işe adadığım ve bunun çıkmasında danışmanlık yaptığım için doğal olarak da ilaç üreticilerinin %90’ı Exim’in müşterisi oldular. Aradan yıllar geçti ve barkod kullanımı sayesinde eczanelerin işleri inanılmaz kolaylaştı. Ama gelin görün ki hastaneler bir türlü kullanıma geçemediler. Sayıştay Genel Kurulunun 10.3.2005 tarih ve 5117/1 sayılı kararı ile Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan, “Sağlık Bakanlığına Bağlı Hastanelerde İlaç, Tıbbi Sarf Malzemesi ve Tıbbi Cihaz Yönetimi” hakkında Performans Denetimi Raporuna baktığınızda barkod kullanımının ne kadar sınırlı olduğunu görürüz: http://www.sayistay.gov.tr/yayin/dergi/icerik/der56m8.pdf

Bu uygulama ile ilaçlarda sahteciliğin önüne geçileceği ümidi olmakla beraber bunun olmayacağını o yıllarda dilimizin döndüğü kadar anlatmıştık. Bunun gerçekleşebilmesi için her ilaç için bir seri numarası basılması ve ayrıca da bu seri numaralarının çok yakından takibi gerekiyordu. Bu uygulama ilaç üreticilerinin önemli bir yatırım yapmalarını gerektirecekti. Görünen o ki Sağlık Bakanlığı bu konuda da düğmeye bastı. (devamı…)

bw3
Eclipse Aviation’u satın alma fırsatı bu ülke için ne yazık ki kaçtı ve şimdi “bu projenin ucundan nasıl tutarız”ın peşine düşüldü. Tabii ki bundan sonra yapılacaklar asıl hedefin çok dışında ve Türkiye’nin elde edebileceği belirli faydaları (makus talihimiz: fasonculuk) sağlamanın ötesine geçemeyecektir. Eclips Aviation ihalesi ile ilgilenmeye başladığımdan beri Türkiyede havacılık ile ilgili çalışmaları da inceleme fırsatım oldu. Hem potansiyal yatırımcılardan aldığım geri bildirimler, hem devlet kurumlarının bakışı, hem de edindiğim diğer bilgiler henüz Türkiye’nin bu tip büyük açılımlara yatkın olmadığını gösteriyor. Öte yandan dünyanın en büyük ikinci barosu olan İstanbul Barosu’nun bünyesinde iyi bir vizyon sergileyerek Nisan 2008 de “Havacılık ve Uzay Hukuku Komisyonu” kurulmuş. Kuruluş amacı, havacılık sektörünün hukuki ihtiyaçlarının tespiti olmak üzere hem hava hukuku hem de uzay hukuku alanında sektörel ihtiyaçları tespit edip, bunların hukuki olarak irdelenmesini sağlamak. 4857 sayılı İş Kanununda,  hava taşımacılığının asli görevini ifa eden çalışanların sosyal haklarını ve güvencelerini taşıyan bir kanun bulunmuyor. Yaklaşık dokuz yıldır tasarı niteliğinde olan Hava İş Yasa Tasarısı’nın akıbetini kimse bilmiyor. Havayolları ile pilotlar, kabin memurları vs çalışanlar arasında yapılan hizmet sözleşmeleri tatmin edici değil. Örneğin kabin memurlarının kıdem tazminatları yok. Ama bu konuda TÖSHİD (Türkiye Özel Sektör Hava İşletmecileri Derneği), TALPA (Turkiye Airlines Pilots’ Association) ve TASSA (Havayolları Kabin Memurları Derneği) biraraya gelip çözüm üretmesi gerekiyor. En azından uluslararası yasa hükümleri incelenerek, ilgili tüm tarafların ortak noktada buluşabileceği bir metnin ortaya çıkarılması gerekiyor. (devamı…)

ms_tag

TOBB Milli Mal Numaralama Merkezi (MMNM) 1988 yılında kuruldu: http://www.tobb.org.tr/organizasyon/hukukmusavirligi/mevzuat/tobb/mmnm.pdf Daha önceki yazılarımdan birinde de belirttiğim gibi: Exim, Barkod, Porcan, Romar ve Teleteknik gibi şu an var olmayan veya inaktif firmalar üye olarak danışmanlık yapmaya başladılar. Alo 260 gr. Türkiye’de 1990 yılında ilk Barkod basılmış ürün olarak tarihe geçmiştir. Procter & Gamble’ın Barkod danışmanlığını da Exim olarak biz yapmıştık. Bir barkod eksperi ve Exim’in kurucu ortağı olarak yaklaşık 17 yıl hem danışmanlık yaptım, hem de bağlantılı proje satışlarına destek oldum.

Tek sıra barkodlar, 2D barkodlar ve Matrix barkodlar bu 17 yıl boyunca hayatımdaydı hegün. Ki o günler arkadaşlarımıza, dostlarımıza ne iş yaptığımızı anlatmakta zorluk çektiğimiz yıllardı. “Barkod” anlatmak için pandomimciler gibi elimle çizgi işaretleri, barkod okutmak içinse su tabancası ile su fışkırtır gibi canlandır falan yapıyordum. O işten nasıl para kazandığımızı da anlayamıyorlardı anlattıklarımız. İyi ki de anlayamamışlar, anladıklarında biz bayağı yol almıştık, lider firma olmuştuk. Şimdi apartman altlarındaki dükkanlarda Barkod’a dayalı sistemler, çözümler satılıyor. Ne zaman bir barkod görsem, Bursa’da koli üzerine basması için verdiğimiz barkod filmini bozuk zannedip çizgilerin arasındaki boşukları da doldurup blok halinde basan matbaa aklıma gelir. O yıllar geldi ve geçti…

Sanırım 2005 yılıydı. Fütüristler Derneği’ni yeni kurduğumuzda sevgili kurucu üyemiz o zamanki Hürriyet yazarı Yurtsan Atakan’a bazı haberlerin altına 2D (DataMatrix) barkod basarak hızlı ulaşım sağlamaktan bahsetmiştim. Ama o yıllarda bu önerim sadece PC için geçerli olacaktı. Çünkü mobil telefon ekranları oldukça küçüktü.

2 hafta önce Hürriyet gazetesinde “TigTag” barkodu görünce etkilendim. Bu bir öncülüktü. TigTag Hürriyet’in kullandığı ticari bir isimdi. Barkod’un tasarımcısı Microsoft ve Barkod’un adı “Tag HCCB”. Yani yüksek kapasiteli renkli barkod: http://www.microsoft.com/tag/ Bunu takiben HaberTürk hemen benzer bir uygulamaya gitti ve kare içinde rakam bastı: 1 metin ve 2 de video içindi. Biraz aceleye geldi ve “mee too” oldu. Öncelikle sadece ilgili günde kullanılabiliyor. Örneğin 2 gün sonra gazete önünüze gelse ve barkodu okutsanız, 2 gün öncesinin değil de o günün haberine ulaşabilirsiniz. Çünkü HaberTürk hergün aynı sayıları, yani 1 ve 2’yi kullanıyor.

Microsoft’un bu Barkod’u çıkarmasının nedeni data trafiğini ve bağlı olarak işlemci hızlarını da arttırmak. Bu da uzun dönemde Microsoft’a yarıyor. Birçok uygulama da Tag barkod ile başlayabilir. Örneğin iş kartlarımızı Tag barkod ile basıp cep telefonu okuttuğumuzda tüm bilgiler Outlook kontakları içine atılabilir.

2009-01-07-02_Dogan-Holding-2008-Yaraticilik

Doğan Holding’in her yıl düzenlediği ve kazananların düzenlenen büyük bir törenle ödüllendirildiği “Yaratıcılık Ödülleri” 2008 yılı içinde sahiplerini buldu. Kendi alanlarında tecrübeli ve başarılı jüri üyelerini biraraya getiren jüri başkanımız sevgili Nuri Çolakoğlu yönetiminde 7 Ocak 2009 tarihinde gerçekleştirilen seçimleri yaparken çok iyi projelerle karşılaştığımızı farkettim. Dolayısı ile bu çalışmalarından dolayı hem Doğan Holding’i hem de bu organizasyonu düzenleyen ekibi kutlamak istiyorum.

Yarışmanın jüri üyelerini saymak istiyorum:

- Nuri M. Çolakoğlu – DYH, TVYD Başkanı,Jüri Başkanı, DYH Yönetim Kurulu Üyesi
- Alphan Manas – Brightwell Holdings BV, Türkiye Fütüristler Derneği, Başkan
- Gani Müjde – Peynir Gemisi, Yapımcı/Yazar     
- Hakan Gören- Reklam Verenler Derneği, Yönetim Kurulu Başkanı  
- Prof.Dr. Hüsamettin Koçan – Marmara Üniversitesi, Öğretim Üyesi  
- Jeffi Medina – Reklamcılar Derneği, Yönetim Kurulu Üyesi   
- Melkan Gürsel Tabanlıoğlu – Tabanlıoğlu Mimarlık, Mimar 
- Meral Saçkan – MPR İletişim, Genel Müdür    
- Mustafa Oğuz – Most Productions, Yapımcı   
- Tayfun Bayazıt – Yapı Kredi Bankası, CEO     
- Dilruba Çatalbaş Ürper  – Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi, Dekan
- Aka Gündüz Özdemir – Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu, Başkan 
- Cem Yılmaz – Sanatçı     
- Özalp Birol – Pera Müzesi, Genel Müdür    
- Edip İlkbahar – Alarko Turizm Grubu, CEO     

Bugünlerde yaşanan bir kavram kargaşası var: “İnovasyon”, “Yenilikçilik” ve “Yaratıcılık” kelimeleri bazen çok içiçe kullanılıyor. Aslında İnovasyon ile Yenilikçilik birbiri ile çok benzerlik göstermesine rağmen her ikisinin de temelinde Yaratıcılık yatıyor. Yani yaratmadan her ikisini gerçekleştirmek mümkün olmuyor. Yaratım ile ortaya çıkan bir çözüme, tasarıma, patente vs ticari bir anlam kazandırabilme veya  katma değer oluşturabilme başarısı sonucu İnovasyon ve Yenilik ortaya çıkıyor.

fasondami

“Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütün dünyada şirketler arasında birleşme kültürünün bulunduğunu belirterek, yurtiçi ve yurtdışındaki Türk şirketlerinin de birleşerek daha güçlü hale gelmesi gerektiğini söyledi”. Düsseldorf’ta Türk işadamlarıyla 12 Eylül 2009’da söyleşen bakanın bu açıklaması yazılı basında yer aldı:
http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1138646

BusinessWeek’teki köşemde 21 Aralık 2008’de “Fütürist Yaklaşım ve 2009 Tahminleri“ başlığıyla yayınlanan (http://www.alphanmanas.com/?p=210) yazımda Sayın Şimşek’ten 10 ay önce aynı yaklaşımla Türk şirketlerinin ayakta kalabilmeleri için birleşme opsiyonunu mutlaka göz önüne almalarını söylemiş, ayrıca önemli bir saptamada da bulunmuştum: “Size Türk kültüründe alışık olmamamıza rağmen değer verilmesi gereken çok ilginç bir birleşme hikayesi anlatmak istiyorum”. (devamı…)

2009-07-14-21_Siemens_Healthcare_ToplantisiSiemens Sağlıkta Ortak Vizyon toplantısı 14 Temmuz 2009’da yapıldı ve İndeks Konuşmacı Ajansı ile ilk birlikteliğimizle bu toplantıya konuk konuşmacı olarak katıldım.

İndeks Konuşmacı Ajansı bu haberi kendi sitesinde şu şekilde yayınladı:

İndeks Konuşmacı Ajansı konuşmacısı Alphan Manas, Siemens’in düzenlediği “Sağlıkta Ortak Vizyon” toplantısında “Gelecek bakış açıları ve gelecek senaryoları” konulu bir konuşma yaptı.

Gelecek tasarımları ve senaryoları ile görsellerle interaktif bir şekilde gerçekleşen konuşma, dinleyiciler tarafından merakla ve ilgiyle takip edildi. Sunumun giriş kısmı sağlık sektöründe dataların ve bilginin teknolojinin getirisi ile ülkelere göre nasıl fark yarattığı yönündeydi. Manas, ABD ve Türkiye kıyaslamasını örneklerle yaptı.

Konuşmanın içeriği daha çok teknolojik inovasyonu doğuran etkenin ihtiyaçlar olduğu ve ihtiyaçlar arttıkça yaratıcılığın daha hızlı geliştiği konuları etrafında yoğunlaştı. Manas sunumunda, inovasyon ve teknolojik tasarım konularında altı çizilen gelecek tasarımlarına geçmeden önce bugünün tasarımlarının bundan yıllar önce birer hayal olduğunu, bu nedenle hayallerimizin çoğunun gelecek için de aslında birer öngörü olduğunu sıklıkla vurguladı. Manas, bu izdüşümü anlatırken kendi patentli tasarımlarından ve yeni girişimlerinden söz etti.

http://www.indeksiletisim.com/konusmaci_ajansi/detay.aspx?SectionID=w73H7Vh4dhpeJe6iXTIk6w%3d%3d&ContentID=ru4a1QQfIWWfgsp29afEYQ%3d%3d



Tüm hakları Alphan Manas’a aittir. (c) 2003-2009