More Than Human: Embracing the Promise of Biological Enhancement
Ramez Naem

Businessweek’in 30 Eylül 2007 tarihli, 37 no’lu sayısının 56-61 sayfalarında yayımlanan Mission (Im) Possible yazısına ilişkin okur mektupları bir sonraki sayısında yer aldı. Ben fikirlere her zaman saygılıyım. Ama okuyucuların yorumlarını yaparken, hem yorum yaptıkları kişileri hem de yorum yaptıkları konuları araştırmalarını rica ediyorum.

1) Hakan Ülgen arkadaşım biraz ümitsizliğe kapılmış ve Teknoloji konusunda Türkiye için trenin kaçtığını söylemiş.

Buna katılmak mümkün değil. Çünkü son yüzyılda yapılan icatlara ve ortaya çıkan ürünlere bakıldığında her yeni günün yeni bir gelişmeye gebe olduğu görülecektir. Ama göz ardı edilmeyecek olan gerçekse, bundan sonra yeni bir icat/çözüm daha fazla yatırım ve özveri gerektirecektir. Sevgili Hakan’ı bu umutsuz yorumlarından dolayı “Önemli Yorumlar” listesine dahil ediyorum:

(2007) – “Teknolojinin bugün geldiği noktada neredeyse her kapı tutuldu. Türkiye için tren artık kaçtı.” – Hakan Ülgen (Businessweek okuru)

(1977)
– “İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum.” – Kenneth Olsen, Digital Equipment Corp.’un (Compaq satın aldı) başkanı

(1963) – “İnsanların büyük çoğunluğu için tütün tüketimi gayet sıhhi bir şeydir.” – Doktor Ian G. McDonald, Operator

(1962) – “Sound’larını beğenmedim, ayrıca gitar gruplarının modası geçti.” -Decca Record Plak Firmasının bir yöneticisi (Beatles’lar hakkında)

(1949) – “Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar.” – Popular Mechanics Dergisi

(1944) – “Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir. İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemez.”- Daryik F. Zanuck – Twenty Century Fox’un başkanı

(1927) – “Artistlerin konuşmalarını kim duymak ister ki?”  – Harry M. Warner, film endüstrisi yöneticisi (O sıralarda yeni icat edilen sesli film hakkında)

(1911) – “Uçaklar hoş oyuncaklar. Ama askeri bir değerleri yok.” – Mareşal Ferdinand Foch, I.Dünya Savaşı’nda Fransız Orduları Başkomutanı

(1903) – “Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.” – Henry Ford’un kredi talebi üzerine otomotiv sektörünün geleceği konusunda ekspertiz veren bir banka müdürü

(1901) – “Denizaltıların savaşta ne işe yarayabileceğini anlayamadım. En fazlasından mürettebatın boğularak ölmesine sebep olabilir.” – H. G. Wells – Yazar 

(1899) – “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi.” – Charles H. Duell – Amerikan Patent Dairesi Başkanı

2) Haberde yer alan “Metal Yakıt Pilleri” konusunda sınırlı bilgisi olan arkadaşımız Filiz Metin bizim yanlış yolda olduğumuzu söyleyip sağolsun “Hidrojen”i önermiş.

Tamam da ben kalkıp “Hidrojen kötüdür, enerji aracı (kaynağı değildir) değildir” demedim ki. Hatta 6 Aralık 2007 de Viyana da yapılacak UNIDO-ICHET konferansında “Hydrogen Business Opportunities in Turkey and About Sea Transportation Demonstration Project” konusunda konuşmacıyım. Dünya’dan davet edilen 8 konuşmacı’dan biriyim. Konferans ile ilgili İngilizce bilgi:

The twelfth session of the General Conference of the United Nations Industrial Development Organization (UNIDO) will take place at UNIDO Headquarters, Vienna, Austria, from 3 to 7 December 2007.  The General Conference is the highest governing body of UNIDO and holds its regular session every two years to guide the work of the Organization.

The overall theme of this year’s General Conference is “Industrial Development in a Changing Global Landscape”.  The Conference is expected to bring together some 1,000 participants including Heads of State and Government, Ministers and other high government officials, senior representatives of other United Nations organizations, prominent figures from the business sector and civil society, as well as experts from research and academic institutions. The Conference will examine the role of industry and of UNIDO in a rapidly evolving environment with a particular focus on the three thematic priorities of the Organization – poverty reduction through productive activities; trade capacity building; and environment and energy.  These priorities constitute the main pillars of the Organization’s contribution to the achievement of a socially responsive, employment-generating and environmentally sound and sustainable pattern of industrialization.

The General Conference will open on Monday, 3 December, with keynote addresses by invited Heads of State or Government and Ministers, followed by a high-level interactive session on the three thematic priorities of UNIDO. High-level dialogues will be held on the themes “Green Industry: promoting Growth and Protecting the Environment”, “Building Productive Capacities for Trade Competitiveness: Economic Partnership Agreements (EPAs)”, and “Wealth Creation for Poverty Reduction: The Role of Industry”.  These high-level dialogues will be followed by regional roundtables focusing on themes of specific interest to each of the regions.  In addition, a number of side events and exhibits related to the three themes and roundtables will be organized during the course of the Conference. One of them will be a panel session entitled “Hydrogen Activities Around the World” in which UNIDO-International Centre for Hydrogen Energy Technologies would like to take the opportunity to introduce its activities to the delegates to the conference with the intention of demonstrating the benefits that can be accrued from the widespread utilization of hydrogen as a fuel, with particular emphasis on the developing countries. The event will include a round table discussion panel and an exhibition of hydrogen technologies. The panel session will take place on Thursday 6 December 2007 from 1:00 to 3:00 PM.

Bizler her türlü olasılığı değerlendirmek zorunda olmalıyız. Örneğin hidrojen gibi gene su içinde bulunan Magnezyum’un da enerji aracı olarak kullanılması konusunda çalışılıyor.  Bir litre deniz suyunda 1.3 gram olarak elde edilebilen Magnezyum, Hidrojen’den 10 kat daha fazla enerji sağlayabiliyor. Ama bunun için 3276 derece ısı gerekiyor. Odaklanan güneş ışığı yanında lazer ile de desteklenerek bu sağlanabiliyor. Şimdi arkadaşımıza kalsak, bunu da denemesinler demeliyiz. Ama denenecek, yolu yok.

Haberin PDF Hali  

07/10/2007 BusinessWeek Türkiye

Video’yu izlemek için lütfen video’nun başlat butonuna tıklayın.

Ben NTV Türk Mucit programında bazı ürünlerin finale kalamamasına üzüldüğümü Forbes’un Ağustos 2007 sayısındaki köşemde belirtmiştim. Bunların arasında “Yangın Söndürme Bombaları” da vardı. Nedense yarışmacı biraz heyecan’ın getirdiği gerginlikle vücut dilini de biraz sert kullanınca biz jüri üyelerininin dikkatini sunduğu üründen uzaklaştırdı. Halbuki yarışmacının çözümü Türkiye’nin en önemli sorunlarından birine çare olabilecek nitelikteydi. Ama olmadı ve finale kalamadı. Ben bu çözümü devamlı olarak kafamda kurgularken bugün önüme New Scientist dergisinin 15 Eylül 2007 sayısı geldi ve korktuğum başıma geldi.

ntv.jpg

Weyerhaeuser firmasının geliştirdiği yöntemde 900 litre su ve yangın söndürücü taşıyan PVC torba yangından yaklaşık 70 metre yükseklikte yırtılarak yangına daha yoğun bir şekilde müdahale edilmesini sağlıyor. Uçaktan atılan bu konteyner’in kapağı otomatikman paraşüte dönüşüyor ve paraşüt’ün çekim kuvveti ile torbanın kapağının yırtılması sağlanıyor. Bu durumda kullanılacak uçaklar özel yangın söndürme uçağı olmak zorunda değil. Örneğin büyük bir askeri kargo uçağı (Örneğin: C-130 Hercules) 16 torba taşıyabilirken bu adet  C-17 Globemaster III uçağı ile 32 torbaya çıkabiliyor. Sistem insani kargo bırakma operasyonu ile bombalama arasında bir yöntemle çalışıyor. Arizona çölünde 150 metre yükseklikten bırakılan 5 PVC torba ile deneme başarılı olarak yapılmış.
Ben gene tekrar ediyorum: NTV Türk Mucit yarışmasındaki arkadaşımın çözümü çok daha güzeldi. Ve inanın tümüyle kendi fikri olduğunu anlıyorum. Çünkü bu kadar araştırmalar sonucu benzer bir çözüm göremedim.

Bu konuda kendimi eleştirmek istiyorum ama çok ta fazla haksızlık yapacağımı düşünüyorum. Çünkü bizler her konuda fikir sahibi olamayız ve yarışma formatı gereği hiçbir yarışmacının ürününü yarışma öncesi inceleme fırsatımız olmadı. Ama gene de tekrarlıyorum: Bu arkadaşın gayretini ve insanlığın yararına hizmet edecek bir çalışmayı değerlendirmediğimize de üzülüyorum.

 

Yatırımcı Alphan Manas ile mucit Dr. Sadeg Faris’in amacı devrimsel iki proje ile Türkiye’yi dünyanın gündemine taşımak. Acaba bu ikilinin planları hayal mi yoksa teknoloji kolonisi olmaya giden ülkemizin son kurtuluş çaresi mi?

Haberin PDF Hali

30/09/2007 BusinessWeek Türkiye

Her teknoloji yeni lider yaratır. Aslında YouTube’un WiMax ile lider olabileceğini düşünürken o şimdiden dar bant’ta bile liderliğe ulaştı. “User-Generated-Video/ Kullanıcı-Kaynaklı-İçerik” WiMax ile farklı bir boyuta taşınacak. Bu durumda yeni bir lider daha aradan sıyrılıp çıkabilir. Haberin PDF Hali

01/10/2007 Akşam Cebit Bilişim Eki 


goztepe2.jpg

Göztepe A.Ş.’yi satın alan Altınbaş Holding, Göztepe Spor Kulübü Derneği yönetimini de 28 Eylül 2007 tarihinde yapılan kongrede devraldı. Sarı kırmızılı kulübün isim hakkı ve logosunun da sahibi olan Göztepe Spor Kulübü Derneği’ne de başkan seçilen İsmail Hakkı Gül, “Büyük bir marka olan Göztepe, son 5 yılda çok yıpranmış. Bu markayı yeniden layık olduğu yere getireceğiz. Ancak kulübün istenen düzeye gelebilmesi için en az 3 yıl gerekiyor” dedi.

Göztepe’nin eski teknik direktörü, aynı zamanda Altınbaş Holding’in sportif danışmanı olan Rıza Çalımbay’da kongrede hazır bulundu. Yeni dernek yönetimi şöyle:

İsmail Hakkı Gül (Başkan), Cengiz Biçer, Hasan Yalçın, Öztekin Sevük, Turgut Tavşanoğlu, Mustafa Duran, Hulusi Derici, Yavuz Eğitimci ve Alphan Manas.

Çocukluğunda yazları oturduğu Güzelyalı 36 sokak’ta gündüzlerini arkadaşlarıyla sokakta ve Güzelyalı parkında oynayan, geceleri Gözümoğlu (yıkılmadan önce Göztepe sineması adını almıştı) sinemasına anneanne ve teyzesiyle giden, 80′li yıllarda Göztepe’nin her deplasmanına giden bir Göztepeli olarak böyle bir görev beni çok mutlu etti. Lige çıktığımız yıl Balikesirspor’u yendiğimiz maçta Sado’nun kafa golünü attığı 88. dakika da o ana kadar Balıkesirspor’u destekleyen Karşıyakalı taraftarların arasına dalıp, darp gördüğümü de hatırlamakla beraber artık fanatizmin hayatımda yeri olmadığını düşünüyorum. Babam Prof. Dr. Oğuz Manas Göztepe 1. ligdeyken kalecelik yapmış, ama Karşıyaka’da da hem Hentbol takımının kaleciliğini yapmış hem de Karşıyaka yüzme takımında iken kurbağalama da Türkiye ücüncüsü olmuştu. Ben Karşıyaka minikler ve yıldızlarda Basketbol takımında oynamıştım. O yıllarda Karşıyaka Eczacıbaşını Basketbolda darmadağın ederken hepimiz Kaf-Kaf diye bağırmıştık.

Altınbaş İzmir için bir şans. Bu şansı hep beraber kullanmamız gerekiyor. Tabii ki herkes kendi takımını tumaya devam edecek ama İzmir’i temsil edecek her türlü takıma ve değere sahip çıkmamız gerekiyor. En azından fanatizm’den uzak durmamız lazım. 



Tüm hakları Alphan Manas’a aittir. (c) 2003-2009