How Science Will Shape Human Destiny and Our Daily Lives by the Year 2100
by Michio Kaku

“Küresel Isınma” ile “Çevreyi Mahvetme” konularını son dönemde iyice birbirine karıştırdık. “Küresel Isınma” ile ilgili geçen ay bir TV programına, tüm diğer akademisyen konukların yanında iş hayatından tek kişi ve bir “Fütürist” olarak katıldım. Gördüm ki, özellikle Türkiye’de teorik hayat ile gerçek hayat arasındaki bağlantının kopukluğu  Üniversite-Sanayi işbirliğinin önündeki en önemli engel.

O programda  önerilerden biri “jiplerimizi satmak”tı. Şu anda Volkswagen Touareg kullanan Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso 2012 yılı itibariyle arabalardaki CO2 emisyonunun 120 gram/km’ye düşürülmesi gerektiği ile ilgili bir öneri yapmış. Kendi arabası 265 gram/km yaptığı için önce tabii ki kendisi eleştiriliyor. Bunu sağlamanın 2 yolu var: Biyodizel ve Biyoetanol. Yaygın olarak şeker kamışı, şeker pancarı ve mısırdan biyoetanol elde ederken, biyoetanolden elde edilen enerjinin yaklaşık %30′nu fosil yakıt yakarak harcamayı gerektirdiğinden, hala fosil yakıtlar karşısında yeterince rekabet edici değildir. ABD’nin tüm yakıt ihtiyacını mısırdan biyoetanol üreterek karşılaması için hektar başına alınan verimin 20 ton olacağı varsayımı ile yaklaşık 75 milyon hektarlık (Türkiyenin yüzölçümüne yakın)  ekim gerekmektedir. Bu da 150 milyar USD lik bir yatırımla sağlanabilir. ABD yıllık 25 milyar ton civarında CO2 salımı gerçekleştirmektedir. ABD’de bu enerjiyi kullanacak araçların yıllık CO2 salımı 1.5 Milyar tondur. Yani tümüyle temiz yakıta dönülse bile elde edilecek kazanç sınırlıdır. Ama ABD neredeyse çıkardığı yeni bir ölçü birimi ile başka planlar yapıyor. Bu ölçü biriminin adı: Orta Doğu’dan gelen petrol yüzdesi. Yani ABD’nin hesabı bizlerden başka. Onlar Ortadoğu’dan daha az petrol almak istiyorlar.

Bugünkü tüketim hızıyla 2010 yılında dünyadaki petrol tüketiminin günlük 90 milyon varil civarında olacağı gözüküyor, petrol tüketimini azaltacak tedbirlerle ancak 1.1 milyon varil daha az petrole gereksinim duyulacak. Likit kömür (360,000 varil/gün), çöp ve arıtma atığından enerji üretimi, (365,000 varil/gün), enerji tasarrufuna yönelik buluş ve çalışmalar (Hibrid ve elektrikli arabalar, evlerde yapılacak enerji tasarrufu çalışmaları ile 300,000 varil/gün) ve biyoetanol ile biyodizel üretimi (100,000 varil/gün) petrol tüketimini azaltıcı ürün ve oranlar olacağı tahmin edilmektedir. Yani alınacak önlemler ve geliştirilecek teknolojilerle önümüzdeki 5 yıl içinde petrol tüketimi ancak %1.2 azaltılıyor.

ABD’de yılda 1.5 milyar ton CO2 emisyonunu, kullanılan araçlar gerçekleştirirken “Kömür Santralleri”nin yarattığı emisyon ise 2.5 milyar ton. Tüm dünyadaki “Kömür” kullanımı son 3 yılda önceki 23 yıldaki kadar arttı. Bunun %90 sorumlusu da Çin; Çin 2020′ye kadar bugünün 2 misli olacak olan enerji ihtiyacını karşılamak için her hafta 1 adet kömür santrali inşa ediyor. Bu açıdan baktığımızda Çin ve Hindistan (%8) “Global Isınma” için sorumlu tutulan CO2 sınırını en hızlı artıran maddelerin başında olan kömürün en büyük kullanıcıları. Önümüzdeki dönemde geliştirilecek teknolojiler arasında en ilginç olanlar kömürün daha verimli ve çevreci kullanımına yönelik olanlar olacak.

Gerek Kyoto Protokolü ile gerekse insanları bilinçlendirme yoluyla CO2 emisyonlarının azaltılması için çalışmalar yapılıyor olsa da, bunu durdurmak ve geriye çekmek mümkün olmayacaktır. Fakat Kyoto Protokolü’nü imzalamak ile çevreye verilen zarar en aza indirilmeye çalışılırken aynı zamanda bundan gelir elde etmek de mümkün olacaktır. Protokolün kabul edildiği 1997′de Türkiye bu sözleşmeye taraf olmadığından bir salım azaltması ya da sınırlaması getirilmemiş olmasına rağmen, bu protokolü imzalaması durumunda koşulları doğru belirleyerek emisyon ticareti yaparak kârlı çıkabilir. Tabii ki bu  süreçte öncelikli hedef hızla artan emisyon değerini düşürmek olurken, 2010′lu yıllarda enerji arzı sorunu yaşayacak olan Türkiye’nin  sanayisi ve henüz gelişmekte olan ekonomisi üzerinde oluşacak risk de gözden kaçırılmamalıdır.Türkiye hem çevre dostu Nükleer enerjiyi hem de çevre dostu olmayan Kömür enejisini elektrik üretiminde çeşitlendirme yapmak için kullanmak durumunda kalacak.

Güneşin 13.6 milyon Kelvin olan sıcaklığı 100,000 yıllık periodlarla sıfırlanmaktadır. Bunlar aynı zamanda dünyada meydana gelen buzul çağlarının da periodlarıdır. Yani dünya 100,000 yıl boyunca ısınmakta, buzlar erimekte ve sonra da tekrar buzul çağa geri dönmektedir. Bizim CO2 ve Metan salımlarını azaltarak bunu engelleme şansımız yok. Ama karıştırdığımız bir şey var: Biz yaşadığımız çevreyi mahvediyoruz ve kirletiyoruz. Aslında Al Gore’un desteklediği “An Inconvenient Truth” filminde gördüğümüz gerçek, çevreye verdiğimiz hasardı. Bizlerin öncelikle çevre bilincimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bu dönem Demokratlar ABD Başkanı çıkarırlar, çevreci Hillary Clinton şu an Demokrat aday Barack Omaha ile başa baş götürdüğü yarışı kazanır ve yanına da Barack Omaha yerine Al Gore’u başkan Yardımcısı olarak alırsa, ilerleyen günlerde belki daha çevreci bir ABD ile karşılaşabiliriz.

Forbes Nisan 2007

Alphan Manas’ın konuk olarak katıldığı, Gülname Kurtgöz’ün sunduğu TRT 1′de yayınlanan Tatil Gündemi Programı. NTV’deki Türk Mucit yarışmasının konuşulduğu program. 

Download link  

Dosya MP4 formatındadır ve QuickTime ile çalışmaktadır. 

2 yıl önce ABD’de geliştirilen bir teknolojiye sermaye yatırımı yapan ve Amerikalı firma ile Türkiye dahil 12 ülkeye hizmet götürmek için ortak firma kurma hazırlığında olan Tekonoloji Uzmanı Alphan Manas, organik atıklardan sıvılaştırılmış gaz veya elektrik üretecek. Bu teknoloji, belediyeleri nereye konulacağı bilinmeyen çöplerden kurtaracak, üstelik para kazandıracak.

Haberin PDF Hali

Mart 2007 Şehir ve Başkan Dergisi

NTV Türk Mucit Programı’nın 13 Nisan 2007 de İstanbul da yapılan seçmelerinde katılımcılardan biri tarafından “Yuvarlak Buzdolabı” tanıtıldı. Seçmeler esnasında sıkça karşılaştığımız durumun (yeterli derecede araştırma yapmadan çözüm oluşturma çabası) en şaşırtıcı örneğiydi bu. Çünkü bu ürünü ben, Kerem Güvenç ve Murat Armağan 2003 de tasarlamaya başlamış ve PCT (ABD) patent başvurusunu 2005 yılında yapmıştık.

 NTV

Ülkemizin insanları çok araştırma yapmadan sonuca gitmeyi yeğliyor. Milyarlarca Dolar yatırımlarla yapılan Ar-Ge çalışmalarının yanında bir sabah uyandığımızda aklımıza gelen fikirlerle başa çıkacağımızı düşünüyoruz. Bu da beni üzüyor.

İlgili videoyu indirmek için lütfen tıklayınız.

NTV

İcatlarına, projelerine güvenenlerin hayallerini gerçekleştirecek olan TV yarışması başlıyor. NTV’nin sponsorluğunda Türkiye mucidini arıyor yarışmasına katılımlar başladı.  “Teknoloji harikaları peşinde değiliz. Hayatı kolaylaştıracak orijinal projeler, insanların satın alacağı işler arıyoruz. Başvuru ve ayrıntılar http://www.turkmucit.tv/ adresinde” deniyor yarışmanın web sitesinde.

Bu yarışma Türkiye de bu formatta yapılan ilk program. Doğal olarak bundan sonra “Buzda Mucit”, “Mucitim Olur musun?”, “İcat Yapmak Lazım”, “Mucit Bizi Gözetliyor” ve son olarak “Mucitler Sirki” şeklinde kopyaları çıkarak Türk yaratıcılığında son noktaya ulaşılacak. NTV, asıl adı “American Inventor” adında ABC’nin sahip olduğu formatı format sahibinden lisanslayarak bu programı gerçekleştiriyor:
http://abc.go.com/primetime/americaninventor/bios/inventors.html

Program yapımcılarının ve ilgili TV kanalın görevinin patentleşmemiş ürünleri korumak olduğu bir ortamda kendi programlarının formatlarının alıntı (sanırım bir harf eksik çıktı) olmasının katılımcılara nasıl bir güven vereceğini de aslında yürekten merak ediyorum: http://www.kanald.com.tr/tv/gencbakis/yarisma.shtml.

Zaten Yeni Şafak Yazarı Bekir Hazar bunu hemen köşesinde sorgulamış: http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=4585&y=BekirHazar.

Ben format sahibine saygılı olan NTV’nin yarışmasının (Öz Türk Mucit) Jüri üyesiyim. Onlarca patent ve patent başvurusu olan bir kişi olarak bu programda Jüri üyesi olmak, hele Türkiye’nin büyük değerleri olan diğer Jüri üyeleri ile aynı masayı paylaşmak bana hayatımın en önemli mutluluklarından birini tattırıyor.

Bu amaçla sizlere programı tanıtmak, yakınlarınızda bulunan ve buluşlarını açığa çıkarmak isteyenleri bu yarışmaya katılmaya çağırıyorum.

Bundan sonraki hedefim ise “Jüri Üyeleri Portali” kurmak. Burada amaç, Türkiye de iki dijitli sayılara ulaşan Yarışma Programları için formata göre Jüri üyesi bulmak. Yani TV Kanalı yurt dışından aldığı veya kendi yarattığı formattaki Yarışmanın veya diğer TV kanalından arakladığı formatı değiştirerek oluşturduğu Yarışmanın adı ve türünü bu Portale girecek. Portal öncelikle Jüri üye tiplerini soru-cevap şekliyle belirleyecek. Portalin diğer bir özelliği ise Jüri oluşturma esnasında “Yapay Zeka” kullanması olacak. Yani hangi jüri üyesi kiminle daha iyi atışır veya atışabilir, reyting’i yüksek tutabilmek için değişken jüri seçim ölçütleri vb. Bunlar Portal tarafından hesaplanıp servis alan TV kanalına sunulacak. Böyle bir çalışmanın TV kanallarını rahatlatacağını düşünüyorum. Bu Portal tamamlanmış olsaydı bile NTV’deki “Türk Mucit” yapımcısı arkadaşlar servisimizden yararlanamayacaklardı. Çünkü bu programın amacı reyting yaratmak değil, Türkiye’den Mucit çıkarmak.

2006 yılından başlayarak, yıldan yıla 21. Yüzyıl zarfında beklenen, dikkate değer gelişmeleri ele alan ’21. Yüzyılın Ayrıntılı Yol Haritası’ derlemesi yeni piyasaya çıktı. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki orjinal web sitesinde bulabilirsiniz.

Kısaca bu derlemenin hazırlanış amacı insanlara kehanetlerle ilgili genel bir bakış açısı kazandırmak; bu nedenle kehanetler kaynakları verilerek okuyucuya sunuluyor. Fakat bu derlemenin en çarpıcı yanı ise, orijinal kaynak belirtilerek zaman aralığı verilen kehanetlerin en karamsar olanlarının seçilmiş olması. Derleme hazırlanırken konuların mantığa uygun bir şekilde ele alınması yerine detaylı ve geniş kapsamlı yansıtılmasına dikkat edilmiştir. Kehanetin kaynağıyla ve kehanetle ilgili tutarsız ya da güvenilir yargılara varmak tamamen okuyucuya bırakılmıştır. 

http://www-static.cc.gatech.edu/~pesti/roadmap/

[kml_flashembed movie="http://www.youtube.com/v/a7aOHpvdY9Q" width="425" height="350" wmode="transparent" /]

Apple, iPhone lansmanından sonra övgüden  ziyade eleştiri aldı. Steve Jobbs gibi başarılı bir yöneticinin hata yapmasını veya başarısız olmasını gizlice ummak insanın doğasında var ama ben Steve Jobbs’ın başarılı olmasını gönülden arzu ediyordum. Çünkü onun “Trend Setter – Trendleri Belirleyici” özelliği özellikle ABD gibi alışkanlıkların en önemli karar kıstası olduğu ülkelerde bir çok pazarı bir anda canlandırabiliyor.

ABD’de alışkanlıkların en belirleyici olduğu ürünlerden biri mobil telefonlardır. ABD pazarının lideri Motorola ilk ürünlerini kapaklı olarak çıkardığı için ABD’de bu bir standart (!!!) olarak kabul edilmiş ve pazara kapaklı modeller egemen olmuştu. Bu alışkanlık hâlâ devam ediyor. Amerikalılar kapaklı Motorola’larının yanına Palm Pilot’larını alıp mobil ofislerini bu şekilde oluşturduktan sonra imdatlarına son birkaç yılda BlackBerry yetişmiştir.

Dostlarım, arkadaşlarım ve iş hayatında yakın çalıştıklarım kullandığım mobil çözümler hakkında zaman zaman benden fikir aldıkları için son dönemde farkettiğim kadarıyla seçeneklerin artmasıyla karar süreçleri uzamaya başladı. Bugün birçok kişi tüm kayıtlarını mobil telefonları üzerinde tutuyor ve sahip oldukları bir bilgisayar ile bağlantıları mevcut değil. Bakıldığında bu yöntemden oldukça memnunlar ve diğer yöntem onlar için karmaşık geliyor. Bu tip kullanıcılar iletişim aracı olarak e-mail’den ziyade sms kullanıyorlar. Fotoğraf çekmek, video kaydı yapmak, MMS göndermek gibi multimedya özelliklere de rağbet etmiyorlar. Bu tip kullanıcılar için mobil telefon marka bağımlılığı da oldukça yüksek. Onlar farklı menülerle tanışmayı pek sevmiyorlar, o yüzden kullandıkları markanın yeni çıkan modelleri onların ilgisini çekiyor. Nokia bu konuda en çok tercih edilen ama Samsung’un benzer menüsü de Samsung’a ilgiyi arttırıyor.

Diğer tür kullanıcılar ise yarı-mobil olanlar. Onlar e-mail’lerini devamlı görmek, detaylı bilgi içeren adres defterlerine  (ev, iş, mobil no.lar vs.ı) sahip olmak istiyorlar ve bütün bunları  bir bilgisayar ile bağlantılı senkronize etmek istiyorlar. Bu tür kullanıcılar bir başka deyimle “arada” kullanıcılar. Yani hem cep telefonunun o muhteşem kullanım kolaylığından vazgeçemiyorlar (her şeyi tek elle halletmek, araba kullanırken çok daha rahat telefon araması yapabilmek), hem de “mobil ofis” uygulamalarından da vazgeçmek istemiyorlar. Bu tür kullanıcılar ağırlıklı “Symbian” işletim sistemini kullanan mobil telefonların müdavimi.

Üçüncü tür kullanıcılar e-maillerini anında görmek, onlara hemen cevap vermek istiyorlar. Kendileri için önemli olan birçok dosyayı (word, excel, power point, pdf, wav, vs) gelen e-mail ile beraber açmak, düzeltmek, hatta yanlarında taşımak istiyorlar. Onlar için gerçek mobil ofis anlayışı, gerçek olarak “mobil ofis” de budur. Fotoğraf çeken fakat düzenli olarak saklamayan bu kullanıcılar MMS de pek yollamıyorlar. Bu tür kullanıcılar için önlerinde 2 tane işletim sistemi/ürün grubu var: Microsoft Mobile kullanan PDA’ler ve BlackBerry.

Ben Microsoft Mobile kullanıcısıyım. Bu alışkanlığı edinmemdeki en önemli faktör, özellikle Word, Excel, PowerPoint vs tipi dökümanları hem mobil telefonumda saklamayı seviyorum, hem de yeni dökümanları mobil telefonumda hazırlıyabiliyorum. Şu an i-mate JASJAM kullanıyorum ve ilk kez bu model ile tek hareketle (jog-dial) telefon araması yapabiliyorum.

ABD’nin tartışmasız lideri BlackBerry şu an için Avrupa’da da GSM operatörleri tarafından daha çok tercih ediliyor. BlackBerry’nin mesajlaşma protokolleri mobil şebekeye özel tasarlandıklarından, örneğin, 5KB bir e-mail için  Microsoft Direct Push (MSFP) 12,591 byte trafik yaratırken  BlackBerry sadece 3,244 byte (4 kat daha az) ile aynı e-maili taşıyabiliyor. Bu durum şebeke operatörleri açısından daha az kapasite ile aynı servisi verme, kullanıcı açısından daha az maliyetle servisi kullanma avantajı getirmekte ve doğaldır ki kullanıcı daha az pil ömrü ile aynı mail trafiğini yönetebilmektedir. BlackBerry ile yeni tanışıp, hızlı adapte olamayan bir bölüm kullanıcılar da yanlarında mutlaka basit fonksiyonlu, tercihan küçük bir mobil telefonu da eksik edemiyorlar.

Yazımın başında iPhone’dan bahsettim. iPhone, mobil telefon, mesajlaşma (e-mail+sms), iPod, ve de fotoğraf makinesi/albümü özellikleriyle pazarda çok önemli bir testi de gerçekleştiriyor. Bu test sonucunda pazar daha net şekillenecek. ABD’de operatörlerin mobil telefonları ücretsiz verdikleri göz önüne alınırsa Apple’ın Cingular ile yaptığı işbirliğinin de başarılı olmaması durumunda MVNO (Mobil Sanal Operatör) olması bile gündeme gelebilir. Steve Jobs’ın yaptığı iPhone sunumunda  Apple Computer ismini de artik Apple olarak kullanmaya başlaması tüketici elektroniği pazarında birçok değişikliğin de habercisi gibi.

Kulislerde çok konuşulan bir diğer gelişme de Google’ın Orange Telecom ile yaptığı görüşmeler. Gphone muhtemelen Orange işbirliği ve HTC grup tarafından üretilecek bir PDA olacak. Gphone’un Google’ın mobil işletim sistemi ve Gmail, Google Earth gibi servisleri mobil telefon üzerine indireceği ve internete daha hızlı bağlantı sağlayacak özelliklere sahip olacağı da söyleniliyor.

Apple ve Gphone’un başarılı olmaları durumunda tek üründe birçok özelliği taşıyan mobil telefonlar pazarı ele geçirecekler. Aksi taktirde özellikler dağılacak ve birden fazla ürün olarak ceplerimize ve gelişen giysi teknolojileri ile giysilerimize entegre olmaya başlayacaklar.

Forbes Mart 2007

Amerika Birleşik Devletlerinin önde gelen bilim ve teknoloji müzelerinden biri olan The Tech Museum of Innovation, 2007 Tech Müzesi ödülleri için aday başvurularının 29 Ocak 2007 gunu açıldıgını açıkladı. Her yıl verilen bu ödüller , uluslararası alanda teknolojiyi insanlık yararına kullanan inovasyoncuları ödüllendirmesiyle tanınıyor. Başvurular için son tarih 26 Mart 2007 ydi. Başvuru tarihinin geçmesine rağmen müze ödülleri ile ilgili ayrintili bilgiyi www.techawards.org. web sitesinden inceleyebilirsiniz.

Applied Materials Inc. Tarafından sunulan Tech Müzesi Ödülleri 5 kategoride 25 aday seçiyor. Kategoriler çevre, ekonomik gelişim, eğitim olarak belirlendi. Bu 25 aday teknolojiyi inovatif yollarla küresel sorunları çözmek için kullananlar arasından seçildi. 25 adayin calismalari San Jose de bulunan Tech Museum of Innovation da ve resmi ödül web sitesinde  sergilenecektir. Her kategoriden kazanan aday 50000 $ para ödülü alacak.

(devamı…)



Tüm hakları Alphan Manas’a aittir. (c) 2003-2011