<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alphan Manas Blog</title>
	<atom:link href="http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.alphanmanas.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 May 2012 21:50:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kağıt Para Ne Zaman Ortadan Kalkar</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2494</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2494#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 21:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2494</guid>
		<description><![CDATA[Bankalararası Kredi Kartları Merkezi (BKM), nakit para hareketini ortadan kaldırararak, Cumhuriyetin 100. yılında tüm işlemlerin ödeme sistemleri üzerinden gerçekleşmesini hedeflediği haberi geçenlerde Finans Gündem’de yayınlandı: http://www.finansgundem.com/haber/nakitin_10_yillik_omru_kaldi/91543 BKM başkanı sevgili Soner Canko söyleşisinde: 2023 yılı “Nakitsiz Ödemeler” hedefimiz doğrultusunda Mayıs 2011’den beri “Bay Bay Nakit” sloganlı kampanyamızın iletişim faaliyetlerini sürdürmekteyiz. Alışverişlerde nakit yerine banka kartı kullanım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/BluePay_General_01.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-large wp-image-2497 aligncenter" title="BluePay_General_01" src="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/BluePay_General_01-1024x768.jpg" alt="" width="555" height="416" /></a></p>
<p dir="ltr">Bankalararası Kredi Kartları Merkezi (BKM), nakit para hareketini ortadan kaldırararak, <span style="background: yellow;">Cumhuriyetin 100. yılında tüm işlemlerin ödeme sistemleri üzerinden gerçekleşmesini hedeflediği haberi</span> geçenlerde Finans Gündem’de yayınlandı:</p>
<p dir="ltr"><a href="http://www.finansgundem.com/haber/nakitin_10_yillik_omru_kaldi/91543">http://www.finansgundem.com/haber/nakitin_10_yillik_omru_kaldi/91543</a></p>
<p dir="ltr">BKM başkanı sevgili Soner Canko söyleşisinde: <span style="background: yellow;">2023 yılı “Nakitsiz Ödemeler” hedefimiz</span> doğrultusunda Mayıs 2011’den beri “Bay Bay Nakit” sloganlı kampanyamızın iletişim faaliyetlerini sürdürmekteyiz. Alışverişlerde nakit yerine banka kartı kullanım bilincinin artırılması amacıyla gerçekleştirdiğimiz kampanyayı gelecek yıllarda da devam ettireceğiz. Özellikle Türkiye’nin yeniliklere daha açık olan genç nüfusu banka kartlarının kullanımı için potansiyel oluşturmaktadır. Mevcut trende ek olarak mobil ödemelere geçiş, dijital cüzdan uygulaması gibi projelerimiz bu geçiş sürecini hızlandıracaktır.” dedi.</p>
<p dir="ltr"><span style="background: yellow;">THEMA, Teknoloji Holding</span>’in çeyrek bazında (yılda 4 kez) çıkardığı bir dergiydi. Diğer şirketlerden farkımız kendi yaptığımız işleri anlatmıyorduk. Her sayıda benim “<span style="background: yellow;">Futurix</span>” diye bir köşem vardı ve 2 sayfa yazardım. Dergiyi o dönem <span style="background: yellow;">Rabia Akbulut</span> hazırlıyordu. Kendisi bu konuda çok başarılıydı. Çok yakın çalışıyorduk. Beni çok destekliyordu. Çünkü “Teknoloji” ve “Vizyon” açısından beni şirketin dış yüzü olarak görüyordu. Bunu devamlı dile getiriyordu. Elimde onlaca maili var ama şimdilik birini sizlerle paylaşmak isterim (mail için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/RabiaAkbulutYazismalar_Nisan2005.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>). Aynı Rabia (Akbulut) Facebook’da son günlerde benim için söylemediğini bırakmadı (Rabia Akbulut: <a href="http://www.facebook.com/#%21/profile.php?id=611338448&amp;sk=wall">http://www.facebook.com/#!/profile.php</a> Alphan Manas battı, delirdi. 18 yıl boyunca adının &#8220;başarılı bir işadamı&#8221; olarak anılmasını sağlayan hayattaki en büyük şansına, eski ortağı Emin Hitay&#8217;a saldırıyor sürekli.. Case study olarak incelenecek bir karakter, bir deli&#8230;.) Dikkate almıyorum. Çünkü onun gerçek duygularını biliyor ve içinde bulunduğu şartların ona bunu söylettirdiğini biliyorum.</p>
<p dir="ltr">THEMA’nın Sonbahar 2004 sayısındaki yazımın başlığı “<span style="background: yellow;">Fiziksel Para’nın %95’i, 2024 yılında kalkacak</span>” (yazı için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/2004Sonbahar.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>). Eee çok farklı düşünmüyoruz. Devletimiz 2023’ü hedefliyor. Ama ben bunu 8 yıl önce söyledim. İnanın bana 8 yıl çok büyük bir zaman. Çünkü 2004 yılında kredi kartlarıyla yapılan harcama 44 milyar TL iken, 2011 yılında bu rakam 546 milyar TL’ye çıktı. Kredi kartı sayısı da nerdeyse ikiye katladı.</p>
<p dir="ltr"><span style="background: yellow;">Bakın o yıllarda kullanıcılar (bankalar, süpermarketler vb) vizyonsuzlukdan neler yapıyordu</span>: “15 Şubat 2005 tarihli Tercüman gazetesi haberine göre Almanyadaki <span style="background: yellow;">Edeka süpermarketleri</span> parmak izi ile ödeme uygulaması başlatmıştı. Bu uygulamadan yararlanmak isteyenlerin önce mağazaya banka hesap numaralarını ve parmak izi örneklerini vermeleri gerekiordu. Kasım 2004’de ülkenin batısındaki Rüelzheim kasabasında başlayan uygulamanın büyük rağbet gördüğü belirtilmiş, ancak yine de bazı güvenlik uzmanları ve tüketici dernekleri bu uygulamanın yeterince güvenli olduğuna ikna olmadığı belirtilmişti.” Bu uygulama hiçbir zaman tutmadı. Parmak izi akıllıcaydı ama bu şeklide lokal uygulamalar anlamsızdı ve başarılı olamazdı.</p>
<p dir="ltr">Benim <span style="background: yellow;">Şubat 2002’de tasarladığım</span> (sevgili Murat Armağan’a destekleri için teşekkürü borç bilirim) <span style="background: yellow;">Blue-Pay</span> uygulamasında bir saat, saatin üzerinde parmak izi okuyucusu ve sim kart (ürün için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/BluePay_Sim_Installation_2.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>) vardı. Parmak izi okuyucusunun amacı, büyük tutarlar için kullanıcının onay vermesiydi. Sim kart’da para yüklemek vb on-line uygulamalara olanak tanımak içindi. Bugün kontaksız kartlar off-line çalışıyorlar ve limitleri uygulama başına 35 TL. Benim sistemimde NFC (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/NFC">http://tr.wikipedia.org/wiki/NFC</a>) yerine daha uzun mesafe ile haberleşen Zig-Bee veya Bluetooth vardı. <span style="background: yellow;">Tasarımımdan 2 yıl sonra</span>, 2004 yılında Nokia, Philips ve Sony NFC Forum oluşturdular ama NFC içeren ilk telefon Nokia-6131, 2006 yılında piyasaya çıktı. Bu da ödeme amaçlı değil, başka uygulamalar (akıllı poster) için planlanlanmıştı. Ürün konusunda o kadar heyecanlıydım ki, ürünü aldığım gibi atlayıp Ericsson’un merkezi İsveç’e Janez Skubic ile görüşmeye gittim. Kendisi Bluetooth konusunda patentleri olan Ar-Ge mühendisiydi. Hatta ürün için Ingenico ile de görüştüm, bana destek vereceklerini söylediler (Ingenico ile iletişim görüntüsü için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/BluePay_Pos_Communication.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>). Janez Skubic ürünü çok beğendi ama Ericsson prosedürünü aşmak için zamana ihtiyaç vardı. Benim de hayatıma İDDAA girip tüm zamanımı almaya başlayınca, işin peşini bırakmak zorunda kaldım.</p>
<p dir="ltr">THEMA dergisi 38. Sayfada bulunan resimdeki tasarımımım ise mobil telefon entegreli düşük frekenslı bir ödeme kartı. Tasarım yılı 2003. Gösterdiğimiz kişiler, hatta Ingenico gibi bu işin içinde olan firmalar bile şaşkınlıklarını gizlemediler.</p>
<p dir="ltr">Bana soracacağınız soruyu biliyorum: <span style="background: yellow;">Madem bunların hepsini çok önceden görebildin. O zaman niye ürün ve çözüm haline getiremedin?</span> Soru bilindik ama cevap da aynı hep: “Doğru yerde değilim”. Türkiye, dünyayı değiştirmek için uygun bir ortam ve alt yapıyı sağlayamıyor. Bunu belki de Avrupa’nın birçok ülkesi de sağlayamaz. Ancak İngiltere, Fransa ve İtalya uygun olabilir; ve tabii ki ABD. <span style="background: yellow;">Ama şunu biliyorum ki, bu ülkede yaşadığım sürece, bazen başarılı, bazen de başarısız olacak uzgörü, proje, iş modeli ve yatırımlarla sizlerin arasında (sahalarda) olmaya, tecrübelerimi paylaşma ve gençlere yol göstermeye devam edeceğim.</span></p>
<p dir="ltr">Bakarsınız yarın bir başarısızlık hikayesinin nedenlerini size detayları ile paylaşırım. “Özgüven oldukça, varlıklı olmak değil, zengin olmak önemlidir”. Her yatırım başarı getirecektir diye bir kural yoktur. Ama ders çıkarılmazsa da hatalar tekrarlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2494</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karizmayı Çizdirmek İçin Gerekli Şartları Bilmekte Yarar Var</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2479</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2479#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 06:43:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2479</guid>
		<description><![CDATA[Bu ülkede karizmayı çizdirmek için birkaç şart vardır: Önce sizi yere göğe sığdıramazlar, Sonra çok fazla ortalıklarda gözükürsünüz (TV programları, röportajlar, jüriler) Yaptığınız girişimler mümkün olduğu kadar az kişinin cesaret edeceği girişimler olur, Girişim çabalarınızı basın yakından takip eder. Çünkü haber atlamak istemez. Basın zanneder ki, giriştiğiniz her girişim başarılı olacaktır, Sonra bir anda tılsım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><img class="size-full wp-image-2485 aligncenter" title="2012-04-19_Haber Express_Manasin Hayali_izmir_Projeleri" src="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/2012-04-19_Haber-Express_Manasin-Hayali_izmir_Projeleri.jpg" alt="" width="254" height="460" /></p>
<p dir="ltr">Bu ülkede karizmayı çizdirmek için birkaç şart vardır:</p>
<ol>
<li>
<p dir="ltr">Önce sizi yere göğe sığdıramazlar,</p>
</li>
<li>
<p dir="ltr">Sonra çok fazla ortalıklarda gözükürsünüz (TV programları, röportajlar, jüriler)</p>
</li>
<li>
<p dir="ltr">Yaptığınız girişimler mümkün olduğu kadar az kişinin cesaret edeceği girişimler olur,</p>
</li>
<li>
<p dir="ltr">Girişim çabalarınızı basın yakından takip eder. Çünkü haber atlamak istemez. Basın zanneder ki, giriştiğiniz her girişim başarılı olacaktır,</p>
</li>
<li>
<p dir="ltr">Sonra bir anda tılsım bozulur. Önemli olan algıdır. Doğru ya, basın kandırılmıştır.</p>
</li>
</ol>
<p dir="ltr">Bunun en önemli örneğini İzmirde basılan <span style="background: yellow;">Haber Ekspres</span>’in haberinde görüyoruz. Gazete benimle ilgili geçenlerde bir haber yapmış: “<span style="background: yellow;">Manas’ın Hayali İzmir Projeleri</span>”. <span style="background: yellow;">Yani gazete benim projemin hayali olduğunu tam 4 yıl 9 ay sonra anlamış</span>. Maşallah çok hızlı kavramış durumu.</p>
<p dir="ltr">Efendim biz Karaburun-Üçkuyular-Konak-Karşıyaka-Bostanlı-Foça hattında (ring hattı bilgisi için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/izmir_Korfez_Ring_hatti.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>) yolcu taşımacılığı yapacakmışız da yapmamışız. Evet şu an yapmıyoruz. Yapmıyoruz, ama bir sorun bakalım niye yapmıyoruz.</p>
<p dir="ltr">Üçkuyular-Karaburun hattının açılışını İzmir Büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu Temmuz 2007’de yaparken, bu açılışa Haber Ekspres’de katılmış ve haberi “<span style="background: yellow;">Karaburun 80 Dakika</span>” diye başlık ile duyurmuştu (haber için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/2007-07-08_HaberEkspress_Karaburun_80_dakika.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>). Peki biz bu yola nasıl girdik? Karaburun ahalisi ve o yöreye seyahat eden İzmirliler üzerinde uluslararası araştırma kuruluşu IPSOS-KMG’ye bir araştırma yaptırdık (araştırma için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/2007-07-08_HaberEkspress_Karaburuna_bir_iki.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>). <span style="background: yellow;">Araştırmada Türk halkının önlenemeyen gazına maruz kalmışız</span>. Öylesine ki, bu ring hattını deniz otobüsü manyağı yapsanız, hala taşınmayı bekleyen yolcular kalacak sanırsınız.</p>
<p dir="ltr">Biz bu yola çıkarken niyetimizi net belli ettik: İzmir Büyükşehir belediyesi eğer bizi sadece Üçkuyular’a sıkıştırır ve diğer hatları bize açmazsa bu iş çökecekti. Çünkü Karaburun&#8217;a gidecek yolcunun Konak’dan yola çıkması gerekir. Heyhat, İzmir Büyükşehir belediyesi bize bu hattı hiçbir zaman vermedi.</p>
<p dir="ltr">Karaburun belediyesi ile yaptığımız sözleşmede, 6 ay boyunca şirket zarar yaptığı taktirde sözleşmenin sonlandırılması konusu net olarak belirtilmişti (sözleşmenin sonlandırılması ile ilgili ihtarname için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/Karaburun_ihtarname.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>). Çünkü biliyorduk ki, bizim başarımız ve başarısızlığımız bize değil dış faktörlere bağlıydı. İnanın 1 ayda en az 6 gün balık ağları takılarak pervanelerin zarar görmesine neden oldu.</p>
<p dir="ltr">Bu süreç içinde Haber Ekspres beni yeri göğe koyamadı. Örneğin Yaşar Eyice’nin İzmir’in Muhtarı köşesinde “<span style="background: yellow;">Karaburun’a bir iki</span>” yazısı benden ve babam Prof. Oğuz Manas’dan övgüyle bahsediyordu. Peki bu arada ne oldu?</p>
<p dir="ltr">Haber Ekspres yukarıdaki haberinde ayrıca benim 2011 yılında İzmir’e elektrikli araba fabrikası kurma sözü verdiğimi yazmış.Benim böyle bir sözüm olmadı. Sadece elektrikli araba’nın pilleri için üretim merkezinin Manisa olabileceğini belirtmiştim: <a href="http://www.milliyet.com.tr/elektrikli-otomobil-pilleri-manisa-da-uretilecek/ekonomi/sondakika/15.08.2010/1276791/default.htm">http://www.milliyet.com.tr/elektrikli-otomobil-pilleri-manisa-da</a></p>
<p dir="ltr">Bunu söylerken Fransa’dan satın aldığımız Tilter marka elektrikli araba’nın pillerinin üretimini baz almıştım. Ama bunu da başaramadık. Çünkü diğer ortaklarımız (Orhan Holding ve B Plas) devam etmeme kararı aldığı için şirket hisselerimizi bir Amerikalı fon satın satın alacak.</p>
<p dir="ltr">Girişimci’ye vurmak mübahtır. Mehmet Emin Karamehmet için de bu yapıldı. Adamın Turkcell hisselerini yabancılar gayri-kanuni yollarla kapmak isterken, biz Türkler destek verdik. “Seri Girişimci” bir İzmirli’ye diğer İzmir&#8217;li basın, arşivlerini zahmet edip karıştırmadan vurmuş farketmiyor. Vurmaya devam&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2479</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teknoloji ile Havacılık Neden Çok Uyumlu Değil</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2469</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2469#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 07:03:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2469</guid>
		<description><![CDATA[Annem hep söyler: Ben çocukken havada uçak görsem, yaptığım ne olursa olsun, durup gökyüzüne bakarmışım. Bugün de dikkatimi çekti: Işıkta beklerken, lodosta iniş yapan uçakları arka arkaya dizilmiş görünce, arkamdaki arabaların kornası ile kendime geldim. Konumuz “lodos” olunca bazılarımızın aklına Atatürk Havalimanı&#8217;ndaki uçak rötarları geliyor. Ben bu konuda 2 yıl önce bir yazı yazmıştım: http://www.alphanmanas.com/?p=674 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annem hep söyler: Ben çocukken havada uçak görsem, yaptığım ne olursa olsun, durup gökyüzüne bakarmışım. Bugün de dikkatimi çekti: Işıkta beklerken, lodosta iniş yapan uçakları arka arkaya dizilmiş görünce, arkamdaki arabaların kornası ile kendime geldim. Konumuz “lodos” olunca bazılarımızın aklına Atatürk Havalimanı&#8217;ndaki uçak rötarları geliyor. Ben bu konuda 2 yıl önce bir yazı yazmıştım: <a href="http://www.alphanmanas.com/?p=674">http://www.alphanmanas.com/?p=674</a> Oradan 2 önemli alıntı yapıyorum:</p>
<blockquote>
<ol>
<li><span style="text-decoration: underline;">Demişler:</span> Zaman Gazetesi bugün başlığı atıverdi: Kuyrukların sebebi pist çalışması ve hurda uçaklar <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=949964">http://www.zaman.com.tr/haber</a><span style="text-decoration: underline;"><br />
Demişim:</span><span style="background: yellow;">Ama ne yazık ki her ikisi de çözülse sorun çözülemez</span>.<span style="text-decoration: underline;"><br />
Oldu:</span> Geçenlerde kalkış için 23. sırada olduğumuz anonsu yapıldı</li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Demişim:</span> Yakında DHMİ yabancı Hava Trafik Kontrolörü transfer etmek zorunda kalacak. Çünkü şu andaki ekibin hızla artan slot sayısını kontrol edecek tecrübeye ulaşmaları için zamana gereksinimleri var.<span style="text-decoration: underline;"><br />
Oldu:</span> Bugün Hürriyet gazetesi 19. sayfada haberi yapmış: “<span style="background: yellow;">İngiltere’de önemli havalimanlarının hava trafiğini öneten NATS ile Almanya’da sivil-askeri tüm hava trafik kontrol hizmetini veren DFS kuruluşları ile çalışma yapılacak.</span>”: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/20491588.asp">http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/</a> )</li>
</ol>
</blockquote>
<p>“Söylemiştim” geyiğini bir kenara bırakalım ve THY ile Pegasus’un aynı anda başlattığı cep telefonunda 2 boyutlu Barkod’lu biniş kartı uygulamasına bakalım. 2012’ye gelmeden önce sizlerle 18 yıl öncesine, yani 1994 yılına geri dönelim. THY Bilgi İşlem Daire Başkan Yardımcısı Nur Gökman ile bağlantıya geçtik. “<span style="background: yellow;">Barkod’lu Bagaj ve Biniş Kartı Otomasyonu</span>” önerisi getirdik. Fikir muhteşem de, acaba dünyada uygulayan var mı? O yıllarda ayıptır söylemesi “yok”. İşin ilginci zaten IATA (Uluslararası Hava Taşımacılığı Otoritesi)’nın da böyle bir dökümanı ve dayatması da yok. Ne mi oldu? Barkod’lu Bagaj ve Biniş Kartı Otomasyonu yüzünden THY’nin Köln uçağını 24 dakika rötara soktuk. Durum böyle olunca THY bu uygulamadan vazgeçti. THY o yıllarda Fransız IER yazıcısı kullanıyordu. Yazıcı termal bir yazıcıydı ve termal yazıcı kafaları pahalı olduğu için mümkün olduğu kadar geç değiştiriyorlardı. Ama eski yazıcı kafası demek çoğu pixel’in eksik olması demekti. Bu sorun  Barkod basmaya başlayınca ortaya çıktı (İkizlerimden birinin ilk biniş kartı pixel sorununu net gösteriyor: <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/05/2002-08-31-01_Dinc-Bilet.jpg" target="_blank">Tıklayınız</a>). THY, bizimle yaptığı test sonrası da Barkod basmaya devam etti. Yıllarca Barkod’umsu birşey THY biniş kartlarına bizim sayemizde/yüzümüzden basılmaya devam etti.</p>
<p>Bugün yapacağım uçuş için bana SMS ile biniş kartım QR (iki boyutlu) Barkod olarak geldi. İlk bakışta heyecan verici ama, benim için demode. Çünkü Bunu 2007 yılında önce Continental Havayolları kullanmaya başladı: <a href="http://www.intomobile.com/2007/12/05/continental-airlines-trials-paperless-boarding-pass-using-mobile-phones-and-barcodes/">http://www.intomobile.com/2007/12/05/</a> Diğer havayolları manyetik kartlı uçuş kartı kullanmaya devam ettiler. Bu konuda detaylı bilgi için: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bar-coded_boarding_pass">http://en.wikipedia.org/wiki/Bar-coded_boarding_pass</a></p>
<p>THY o yıllarda biraz daha sabırlı olsaydı sanırım dünyada öncü bir uygulayıcı olacaktı. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’nın tek başına çabası yetmedi. Onu en azından çok iyi biliyorum. <span style="background: yellow;">İşte bu ülkenin dinamiği budur. “Aman ilk deneyen, uygulayan biz olmayalım”</span>. Şimdi geriye dönüp bakıyorum da, deli gibi “ilkler”in peşinde olmuşum. Kendimi gereksiz yere yorduğumu artık çok iyi anlıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2469</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgüven ve Rol Model Para ile Satın Alınmıyor</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2461</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2461#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 22:41:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2461</guid>
		<description><![CDATA[Çok başarılı bir akademisyenin oğlu olmanın gurunu hep yaşıyorum. Öyle bir baba ki, hayatı “sınırsız” geçti. Sadece başkaları için yaşadı hayatı. Buna annem, kız kardeşim ve ben de dahilim. Onun hayatında “hayır” veya “imkansız” olmadı. Pragmatik olduğu için üniversitenin “çözümcül hocası” oldu. YÖK, Prof. Dr. Refet Saygılı yerine babamın rektör olması gerektiğini raporladığında hayatı değişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><a href="https://lh3.googleusercontent.com/s1LruzFVHefU4n4EhIv3fWThzDxd7H3YQ9XRUIfve2gemCBH52W_UYEmZyYSYBt5uw5mcf6MHbtUH7anmv4OF9oqnmobKSi8WAs2K_2BBrmDbFcE32Y" target="_blank"><img id="internal-source-marker_0.0019603036099805626" src="https://lh3.googleusercontent.com/s1LruzFVHefU4n4EhIv3fWThzDxd7H3YQ9XRUIfve2gemCBH52W_UYEmZyYSYBt5uw5mcf6MHbtUH7anmv4OF9oqnmobKSi8WAs2K_2BBrmDbFcE32Y" alt="" width="553" height="395" /></a></p>
<p dir="ltr">Çok başarılı bir akademisyenin oğlu olmanın gurunu hep yaşıyorum. Öyle bir baba ki, hayatı “<span style="background: yellow;">sınırsız</span>” geçti. Sadece başkaları için yaşadı hayatı. Buna annem, kız kardeşim ve ben de dahilim. Onun hayatında “<span style="background: yellow;">hayır</span>” veya “<span style="background: yellow;">imkansız</span>” olmadı. Pragmatik olduğu için üniversitenin “<span style="background: yellow;">çözümcül hocası</span>” oldu. YÖK, Prof. Dr. Refet Saygılı yerine babamın rektör olması gerektiğini raporladığında hayatı değişti.</p>
<p dir="ltr">Öz güvenimi hep yükseltti. Ehliyetimi aldığım günün ertesinde, ben de şöför koltuğunda, Murat 124 arabamızla Kuşadasına gidiyoruz. Virajda araba savruldu ve kayarak yoldan çıktık. Bana baktı ve “devam” dedi. Ayaklarım titriyor ve kekeliyorum ama, konu kapandı. Özgüven’in satın alınmadığını, oluşup, korunabildiğini zamanla öğrendim. Çok güçlü görüntülerin arkasında zayıf özgüven’lerin saklı olduğunu hep müşade ettim. Babam benim için bir rol model’di ve onun sıkı takipçisiydim. Nedense akademisyen olmayı tercih etmedim ama <span style="background: yellow;">sosyal sorumluluk</span> anlamında onun peşinden gitmeyi tercih ettim. Şimdilerde <a href="http://www.mensa.org.tr">www.mensa.org.tr</a> de <span style="background: yellow;">üstün yeteneklileri</span> desteklemek için elimden geleni yapıyorum. Dönüp baktığımda babamın gerçek anlamda “<span style="background: yellow;">Türkiye’nin Hawkins</span>”ini desteklediğini görüyorum. Bu tesadüf olamaz dedirten bir durum gerçekten.</p>
<p dir="ltr">Elma Kitabevi’nden çıkan babamın “<span style="background: yellow;">İlkleri Gerçekleştiren Yenilikçi Profösör Oğuz Manas</span>” kitabından (<a href="http://www.elmayayinevi.com/elma-yayinevi-Urunleri-ilkleri-gerceklestiren-yenilikci-profesor-oguz-manas-183.aspx">http://www.elmayayinevi.com/yenilikci-profesor-oguz-manas-183.aspx</a>) bir alıntıyı sizinle paylaşmak istiyorum.</p>
<p dir="ltr">Yukarıdaki haber <span style="background: yellow;">1988 yılında Sabah gazetesi</span>nde çıktı. O zamanlar ortalarda internet falan olmadığı için “<span style="background: yellow;">Viral</span>” etki olmadı ama, üniversite camiasında çok konuşuldu. Babamın ağzından sizinle konuyu paylaşıyorum:</p>
<blockquote>
<p dir="ltr">”Atilla doğuştan felçliydi. Babası, Mehmet Özerdim, Almanya’da işçiymiş. Orada kazandığı paraların büyük bir kısmını Atilla’nın tedavisi için harcamış. Babası, onu okula kucağında taşıyarak götürmüş ve eğitimini sağlamaya çalışmış. Liseyi dışarıdan bitiren Atilla, üniversite giriş sınavında Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü kazanmıştı. Babası, Atilla okusun diye büyük fedakârlıklarda bulunuyordu. Okula yeni başlayacağı zaman, bir gün odama babası gelmişti. Atilla’dan bahsedip Bölümümüze devam edip edemeyeceğini sormuştu. Elimizden geldiğince yardımcı olacağımızı ve Atilla’nın öğrenciliğinden gurur duyacağımızı söyledim. Koskoca adam hüngür hüngür ağlamaya başladı. “Hocam bize gittiğimiz her yerde güçlük çıkarırlarken siz yardımcı olacağınızı söylüyorsunuz, bu durum beni çok duygulandırdı” dedi.</p>
<p dir="ltr"><strong>Atilla’ya destek olmak için neler yaptınız?</strong></p>
<p dir="ltr">Babası Atilla’yı arabası ile okula getiriyor, kucağına alıp bölüm binasına çıkarıyor ve tekerlekli sandalyesine yerleştirip derslere sokuyordu. Bu nedenle, ilk desteğimiz çok eski olan tekerlekli sandalyesi yerine yenisini hediye etmek oldu. Okulda Atilla’yı herkes çok seviyordu. Atilla da kendisine sorulan her soruya ayrıntılı cevap verdiği gibi, programlamada karşılaşılan güçlüklerde yol gösterici olarak görev yapıyordu. Baba-oğlu yakından izlemeye almıştım. Atilla ağzındaki bir çubukla pek çok kişiden daha hızlı bilgisayar kullanıyordu. Atilla’nın babası emekli bir işçiydi, emekli maaşı ile hem evi geçindirmeye, hem de Atilla’nın masraflarını karşılamaya çalışıyordu. Durum gerçekten de çok üzücü bir tablo çiziyordu. Bir gün Mehmet Bey’e Atilla ile ilgilenmediği zamanlarda yapabileceği bir iş önerdim. Bu iş için kendisine bir ücret ödeneceğini, böylece Atilla’nın yaşamı için destek olabileceğimizi söyledim. Mutluluktan âdeta uçuyordu. Atilla’nın öğrenciliği boyunca bu destek devam etti.</p>
<p dir="ltr"><strong>Başka neler yapıldı Atilla için?</strong></p>
<p dir="ltr">Mehmet Bey dersler bittikten sonra Atilla’yı eve götürüyor ve akşam 8’de tekrar okula getiriyordu. Çünkü Bilgisayar Mühendisliği’nde okuyan öğrenciler saat 8’den sonra Merkez’deki terminalleri kullanarak ödevlerini yapıyorlardı. Terminal adedi kısıtlı olduğundan ortaklaşa ve sırayla kullanılıyordu. Öyle ki öğrencilerin bazen sabaha kadar kalması gerekiyordu. Diğer öğrenciler öncelik verdiklerinden Atilla daha kısa sürede çalışmasını tamamlıyordu. Ancak yine de terminal başında 3-4 saati geçiyor ve gece yarısı babasıyla eve dönüyordu. O günlerde uzak erişim ile terminal uygulamaları yeni başlamıştı. İlk ciddi ve tekli uygulamayı Atilla için yapmaya karar verdik. Atilla’nın Güzelyalı’daki evine gerekli donanımı yerleştirdik ve modemlerle Bornava’daki Merkez’e bağladık. Atilla’ya bu desteğimizin karşılığı olarak zaman zaman Merkez için gerekli bazı program parçalarının yazılması görevini verdik. Belki de Atilla, Türkiye’de uzak erişimli bilgisayar kullanan ilk kişilerden biri oldu. Atilla Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü çok büyük bir başarı ile bitirdi ve gereklilikleri yerine getirdikten sonra asistan olarak aldık.</p>
<p dir="ltr"><strong>Akademik kariyeri devam etti mi?</strong></p>
<p dir="ltr">Yüksek lisansını birincilikle bitirdi. Tezini Hindistan’daki bir kongreye tebliğ olarak gönderdik, kabul edildi. Tüm harcamaları döner sermaye olanaklarını kullanarak biz karşıladık. Atilla, tekerlekli sandalyesi, ağzındaki çubuğu ile tebliğini sununca bütün katılanlar kendisini ayakta alkışlamışlar. Hintli bir profesör, Atilla’nın babasının yanına gelmiş ve “Böyle bir insanın okumasına, üniversiteye gitmesine, asistan olmasına ve Hindistan’daki bu kongreye katılmasına olanak sağladığı için Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini bütün kalbimle kutluyorum ve ayrıca sizi de ailecek yaptığınız fedakârlıktan dolayı tebrik ediyorum” demiş. Yüksek lisansını tamamladıktan sonra, Atilla doktoraya başladı ve iki yıl sonra tezinin birinci bölümünü sunmak üzere onu İtalya’da San Remo’da yapılan bir kongreye göndermeye karar verdi. Ancak bu kez döner sermaye bütçemiz uygun olmadığından masrafları karşılamak üzere seçenekler aramaya başladık.</p>
<p dir="ltr"><strong>Nasıl çözüm buldunuz?</strong></p>
<p dir="ltr">İlk aklıma gelen THY’nin genel müdürüne bir yazı yazıp durumu anlatmaktı. 15 gün geçti fakat hiçbir ses çıkmadı. Ben de çok yakın arkadaşım, o zamanlar Sabah gazetesinde bulunan Güngör Mengi’yi aradım ve durumu ona aktardım. Ertesi gün Ruhat Mengi geldi ve Sabah gazetesinin ilk sayfasında çıkan röportajı yaptı. Bu röportajın diğer bölümünde, benim THY’nin genel müdürüne mektup gönderdiğimden de söz edilmişti. Sabah gazetesinin bu yayını üzerine genel müdür hemen beni aradı ve özür diledi. Mektubun kendisine ulaşmadığını, gerekli direktifi verdiğini, hemen THY’nin İzmir satış bürosuna gidilip biletlerin alınabileceğini söyledi. Ayrıca o zamanki Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Faruk Öztimur, beni aradı ve ne gibi bir desteğe ihtiyaç duyduğumuzu sordu. Ben de uçak bileti sorununu çözdüğümüzü, otel ve diğer giderler için yaklaşık 3.000 dolara ihtiyaç olduğunu belirttim. Bir saat içinde Berna Yılmaz (eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın eşi) beni aradı ve “Atilla için gerekli 3.000 doları bu akşam bir arkadaşım aracılığı ile size ulaştıracağım” dedi ve Mehmet Bey’in ev adresini aldı. Aydın Milletvekili, gerekli parayı akşam Mehmet Bey’e teslim etti. Ertesi gün Berna Hanım beni tekrar aradı ve “Atilla için özel bir uygulama yapmak istiyorum, bu nedenle uçuş programını bildirir misiniz?” diye sordu. Kendisine uçuş ve varış saatlerini bildirdim. Atilla ve ailesi, İzmir-İstanbul-Milano uçuşunu gerçekleştirip Milano havaalanına inince özel bir arabanın kendilerini beklediğini görmüşler. Araba, Türkiye’nin Milano Büyük Elçiliği’nin arabasıymış. Şoför, aileyi San Remo’ya götürmüş ve yine seminer bittiğinde Milano havaalanına geri getirmiş.</p>
<p dir="ltr"><strong>Seminer nasıl geçmiş?</strong></p>
<p dir="ltr">Atilla doktora çalışmasının birinci bölümünü sunmuş ve çok beğenilmiş. Kendisini gelecek yıl Rusya’da yapılacak kongreye davet etmişler. Mehmet Bey bunu aktardığında gerçekten çok duygulanmıştım. Berna Hanım’ı arayıp teşekkürlerimi sunduğumda, Atilla için bir fon oluşturacağını ve bu fondan Atilla’nın her yıl kongrelere gidebileceğini, ayrıca kitap, periyodik ve bilgisayar gibi gereksinimlerinin karşılanacağını söyledi. Daha sonra Berna Hanım’ın engelliler için ne gibi olanaklar sağladığını basından ve Konfederasyon Başkanı Faruk Öztimur’dan dinledim. Bu vesile ile kendisine saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.</p>
<p dir="ltr"><strong>Atilla, Rusya’ya gidebildi mi?</strong></p>
<p dir="ltr">Ertesi yıl Atilla’yı Rusya’ya göndermeye karar verdiğimizde bu seyahat için gerekli tüm giderler Berna Hanım’ın oluşturduğu fondan karşılandı. Çok başarılı bir sunum yapmış. Ancak dönüşte uçakta fenalaşmış ve Moskova’da hastaneye kaldırılmış. Üzülerek belirteyim ki hastanede Rus doktorların yabancı dil sorunu nedeniyle Atilla kurtarılamadı ve vefat etti. Hepimizi büyük bir üzüntüye boğan bu vefattan dolayı, kendim dâhil, bütün yetkilileri sorumlu tuttum. Böyle kıymetli bir elemanımızı yanında mutlaka bir doktorla göndermekte yarar vardı. Ancak düşünememiş ve önlemini almamıştık. Cenazesi için İzmir’de Konfederasyon’un da katılımı ile özel bir program yapıldı. Törene Berna Yılmaz da geldi. Atilla’yı her zaman kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz. Kendisi bütün engellilere örnek teşkil eden bir insandı. O hâliyle bile neler yapılabileceğini gösterdi ve uzun yıllar Konfederasyon, Atilla’yı örnek göstererek programlar düzenledi. Kendisine Allahtan rahmet, başta anne ve babası olmak üzere tüm yakınlarına tekrar baş sağlığı diliyorum.”</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2461</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuvalet Konusunda Özgün Çalışmalar</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2450</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2450#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Apr 2012 21:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2450</guid>
		<description><![CDATA[2009 yılında yazdığım “İnovasyonda Sınır Tanımayın” yazımın (http://www.alphanmanas.com/?p=245) üstünden 3 yıl geçtikten sonra yine inovasyon ve tuvalet anahtar sözcüklü bir yazı yazıyorum. Sevgili Murat Armağan ve Kerem Güvenç ile 2002-2005 yıllarında hafta sonlarımızda hobi olarak başladığımız bazı patent çalışmaları projeye dönüşmüştü. Bunlardan biri Deniz Taksi oldu. Hiçbir patenti o yıllarda para kazanmak için almamıştık çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/baslikTuvalet.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-full wp-image-2455 aligncenter" title="baslikTuvalet" src="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/baslikTuvalet.jpg" alt="" width="548" height="391" /></a></p>
<p dir="ltr">2009 yılında yazdığım “<span style="background: yellow;">İnovasyonda Sınır Tanımayın</span>” yazımın (<a href="../../../../../?p=245">http://www.alphanmanas.com/?p=245</a>) üstünden 3 yıl geçtikten sonra yine <span style="background: yellow;">inovasyon</span> ve <span style="background: yellow;">tuvalet</span> anahtar sözcüklü bir yazı yazıyorum.</p>
<p dir="ltr">Sevgili Murat Armağan ve Kerem Güvenç ile 2002-2005 yıllarında hafta sonlarımızda hobi olarak başladığımız bazı patent çalışmaları projeye dönüşmüştü. Bunlardan biri <span style="background: yellow;">Deniz Taksi</span> oldu. Hiçbir patenti o yıllarda para kazanmak için almamıştık çünkü bu ayrı bir iş ve bizim günlük işlerimizin arasında bu yapı yoktu. Ama Deniz Taksi’nin para kazanacak bir proje olduğu anlaşılınca, bunu Teknoloji Holding’in içine katmıştım.</p>
<p dir="ltr">Sinemalarda kayıp-kaçağı engelleyecek olan patentimiz ve projemiz hakkında 2009 yılında bir yazı yazmıştım <a href="../../../../../?p=469">http://www.alphanmanas.com/?p=469</a>. Bunu gerçekten para kazanmak amaçlı almıştık ve ürünü hazırlamıştık ama Türkiye&#8217;deki sinemalar bunu kullanmak istemeyince proje rafa kalktı.</p>
<p dir="ltr">Son dönemde tuvalet konusu gene gündemime oturdu. Bunu da çocuklara yönelik bir çözüm olarak düşündüm. Çünkü çocukların tuvalete oturmaları için bir aparat var ama ayaklarını koyabileceği tuvalete entegre bir aparat yok. Sadece dışarıdan bir mini basamak ile bu işi görmeye çalışıyorlar (resim için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/6141.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>) Murat Armağan ile bu aparatı yaptık (üst sağdaki resim).</p>
<p dir="ltr">Sol üstte gözüken tuvalet ise sevgili Cem Yılmaz’ın GORA filmi için hazırlanmıştı. Ama Böcek Yapım bizimle çalışmayınca kullanılmadı. Tuvaletin 2 önemli özelliği var: Öncelikle küçük ve büyük tuvaletinizi jelleştiriyor, dışarıya hiç koku vermiyor. Tamamen hijyenik. Buna benzer uygulamalar özellikle sahra tuvaletlerinde var. Ama <span style="background: yellow;">ikinci özelliği olan “hareketli” olması</span> diğerlerinden kendini farklı kılıyordu. Bu tasarımın arkasındaki neden, uzun dönemde elimizdeki kumanda ile evin her yerini kontrol edebilecek olmanıza rağmen, kumanda edemeyeceğiniz ortamlar için gereken hareketlilikti. Tabii ki olayın bir de komedi tarafı var ki, o da GORA için çok uygundu.</p>
<p dir="ltr">Bu yazımı aslında <span style="background: yellow;">26 Nisan Dünya Fikri Mülkiyet Günü</span>’nde yazacaktım ama gecikti. Bu gün vesilesi ile yönetim kurulu üyesi olduğum ESİAD’ın yönetim kurulu başkanı sevgili Bülent Akgerman’ın hazırladığı basın bültenini sizlerle paylaşmak isterim (bülten için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/esiad_babult_272.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2450</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emin Hitay ve Sözün Bittiği Yer</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2439</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2439#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 22:02:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2439</guid>
		<description><![CDATA[“Star Wars” başladığından beri “kana kan” isteyenler çoğaldı. Benim intiharımı bekleyenlerden tutun da, birbirimizi öldürmeye teşebbüsler konuşuldu. Emin’in bu kadar yıl bekleyip, birden ve çok ağır biçimde üstüme saldırması son yazım’dan dolayı olmadı. Bunu hepimizin bilmesinde yarar var. Emin’in sizlerle paylaştığı manipüle edilmiş SMS’lerin yanında benim sizlerle asla paylaşmayacağım SMS’leri var. Sonuçta bu SMS’ler bardağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/dergi.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-large wp-image-2440" title="dergi" src="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/dergi-1024x706.jpg" alt="" width="533" height="367" /></a></p>
<p dir="ltr">“<span style="background: yellow;">Star Wars</span>” başladığından beri “<span style="background: yellow;">kana kan</span>” isteyenler çoğaldı. Benim intiharımı bekleyenlerden tutun da, birbirimizi öldürmeye teşebbüsler konuşuldu. Emin’in bu kadar yıl bekleyip, birden ve çok ağır biçimde üstüme saldırması son yazım’dan dolayı olmadı. Bunu hepimizin bilmesinde yarar var. Emin’in sizlerle paylaştığı manipüle edilmiş SMS’lerin yanında benim sizlerle asla paylaşmayacağım SMS’leri var. Sonuçta bu SMS’ler bardağı taşırdı. Daha önce de söylediğim gibi, Emin ısrarla 4 kişi oturup konuşmak istedi. Benim kanser taramam olduğunu söyleyip 1 sonraki hafta yapmayı önermeme rağmen sanırım 2 gün sonra yazıyı patlattı. Kanser taramama inanmadı.</p>
<p dir="ltr">Bana saydığı methiyelerden!!!!! Çok, sahibi olduğu Arena Faktoring’in olanaklarını kötüye kullanarak benim mali durumum konusunda manipületif ve yanlış bilgi vermesi, ayrıca bir de üstüne 45 milyon Dolarımı bitirmemi sorgulaması beni üzdü. “<span style="background: yellow;">Sevgili Emin, merak etme 45 milyon Dolarım bitmedi</span>”. Ama böyle yüklenmeye devam edersen kaybedeceğim piyasa prestijinden dolayı 100 milyon Dolarım da olsa işe yaramayacak.</p>
<p dir="ltr">Bu yazıda blogumda önce söylediğimi tekrar ediyorum: Ben sınırlarımı koyabilen bir insan hiç olamadım. Sadece ona karşı değil. Önce koyamadığım sınırı sonra koymaya kalktığımda hep sorun oldu. Ben de haksızlığa uğradığımı düşündüm hep.</p>
<p dir="ltr">Sizinle, ayrıldığımız yıl BusinesWeek dergisinde yayınlanan gerçekten bizlere yakışan bir röportajı paylaşıyorum. Ben, Emin hakkında: “<span style="background: yellow;">Yaratıcı fikirlerimin gerisinde Emin’in bana sağladığı özgürlük var</span>” demişim.</p>
<p dir="ltr">O da benim hakkımda: “<span style="background: yellow;">Alphan iyi bir ortaktı, farklı tarzlarımız olması işimize zenginlik kattı</span>”. Sanırım sözün bittiği yer budur. Bunları söyleyen Emin ile, yakın zamanda hakaret içeren söylemleri yapan Emin arasındaki farkı anlamak mümkün değil. Benim için söyledikleri beni üzdü ama Demans’a giren <span style="background: yellow;">babam Prof. Oğuz Manas</span>’ın Emin’in kendi hayatındaki önemini bilmesine rağmen “Inteltek&#8217;te babası da çok konuşurdu. Onu da işten çıkardılar” demesi oturup hüngür hüngür ağlattı beni. Zaten, onun da içine sinmedi ki sonradan o bölümü yazılarından çıkardı.</p>
<p dir="ltr">Yazım burada bitti ama, beni tanımadan saydıran genç arkadaşlarıma bir önerim var: Ekte Ekonomist dergisinde 2004 yılında çıkan röportajım var (Röportaj için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/dergiSon.jpg" target="_blank">tıklayınız</a>). Orada 8 yıl önce bahsettiğim konulara baksınlar. Onlar “<span style="background: yellow;">su’ya bu derken</span>” ben hangi konulardan bahsediyormuşum.</p>
<p dir="ltr">Sevgiyle kalın&#8230;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2439</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emin Hitay Hakkında Tekzip</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2429</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2429#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 12:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2429</guid>
		<description><![CDATA[Son blog yazımdan sonra yaşadıklarım ve bu yazıyı yazarken/özeleştiri yaparken, ne kadar samimi olduğumu ‘’kanıtlarcasına’’ yaşandı.Sınırları koyamamak diye başlamıştım yazıya. Haketmediğim bir saldırı karşısında yine sınırları koyamadım maalesef. Belki de artık, hala aynı ‘’vicdan eksikliği’’ ile yaşayan ve hala hastalığımın en ağır /kritik döneminde iftiralarla saldırmaktan çekinmeyen ‘’başkalarının dayanılmaz ağırlığının’’ patlamasıydı tüm bu yaşanan çirkinlikler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son blog yazımdan sonra yaşadıklarım ve bu yazıyı yazarken/özeleştiri yaparken, ne kadar samimi olduğumu ‘’kanıtlarcasına’’ yaşandı.Sınırları koyamamak diye başlamıştım yazıya. Haketmediğim bir saldırı karşısında yine sınırları koyamadım maalesef.</p>
<p>Belki de artık, hala aynı ‘’vicdan eksikliği’’ ile yaşayan ve hala hastalığımın en ağır /kritik döneminde iftiralarla saldırmaktan çekinmeyen ‘’başkalarının dayanılmaz ağırlığının’’ patlamasıydı tüm bu yaşanan çirkinlikler. En azından 2 gün öce Amerikan Hastanesinde yapılan taramalarımda kanser artık yoktu (rapor için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/2012-04-16_Amerikan-Hastanesi_Sintigrafi.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>). Yani ben can derdiydem ama başkalarının derdini anlamak mümkün olmadı. Emin Hitay benimle geçen hafta içinde görüşmek istedi. Yanımıza 2 tane de ortak arkadaşımızı alacaktık. Kanser taramalarımın bitiminde görüşmemizin daha uygun olacağını söylerek süre istedim. O anladığım kadarıyla onu atlattığımı zannett.</p>
<p>Bu kadar saldırgan bir tutum ile canımı yaktığı, yıllardır bu gizli saldırı bitmediği ve hatta artık bu iş, manipulatif iftiralar boyutuna geçtiği için, özenle sakladığım bir sırrı ifşa etmek zorunda kaldım. Doğru mu yaptım, yanlış mı? Şu anki ruh halimle bilemiyorum. Herkes farklı yorum yapacak haklı olarak. İnsanları anlamak ne yazık ki mümkün değil. <span style="background: yellow;">Emin Hitay 3 kişiyi öldürdü, aileleri yok etti</span>. Bunu tabii ki planlı yapmadı. Ama kazanın olduğu günden beri kendisini hep haklı çıkardı. Bir gün çıkıp da “çok pişmanım.” diyemedi. Benim aslında tepkim bunaydı.</p>
<p>Bazılarınız beni suçlu buldu:  Niye onu ihbar etmemişim? Zaten onu hapse attıracak zihniyet, onun hapse girmesinden sonra şirketi de ele geçirecek zihniyettir. Herşeye sebep olan o yazıda da söylemiştim: vallahi benden bunu beklemeyin, ben bunu yapamam.</p>
<p>Benim için bu konu kapandı artık. Bu durum, sözlerimin arkasında olduğum durumunun ortadan kalktığını göstermez. Hala arkasındayım ve hala tek tek açıklarım da. Bazılarını tekzip yazımda açıklarken bazıları zaten internetten öğrenmek mümkün: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=zgkmyCF_aag" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=zgkmyCF_aag</a> &amp; <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Mm6UrRFWJyw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=Mm6UrRFWJyw</a>. Ama artık bu içine düştüğümüz çirkin durumdan, hislerimizi, yaşadıklarımızı bir kenara bırakıp, bu karşılıklı devam edecek yazıları okuyabilecek onun ve benim çocuklarımız ve en önemlisi kendi sağlığım adıma çıkmak zorundayım. Artık sınırları çizmeyi öğrenmeliyim&#8230;</p>
<p>Gençler biz girişimcileri rol model olarak alıyorlar ve bu yüzden bizlerle zaman geçirip, onlara yol göstermemizi istiyorlar&#8230;. Beni rol model alan öğrencilere “<span style="background: yellow;">başarı/başarısızlık hikayeleri</span>” yerine daha farklı bakış akışı kazandıracak hikayeler anlatmak istiyorum. diye sonlandırmıştım o yazıyı. Gerçekçi anlatımım benim için “kötü” olurken, sizler için de “gerçekçi” oldu. Göz önünde bir insan olarak bana Ekşi Sözlük’de alabildiğince yüklenilirken, Emin Hitay hakkında tek bir satır yazılmadı. Bir kişi çıkıp da “<span style="background: yellow;">kardeşim sen kanundan niye kaçtın? Yargının kararını beğenmeyip nasıl ortalıklarda dolaştın</span>” demedi bile. Bu ülkede bağırıp-çağırarak siyaset ve tartışma moda olduğu için, hepimiz bu modayı içselleştirdik ve DNA’larımıza artık işledi. Benim için Ekşi Sözlük’de yurt dışında şirket satın almalarındaki “miş gibi” yapmam algısı ön planda oldu. Bedel ödenecekse ödemeye hazırım ama asla “miş gibi yapmadım”.</p>
<p>Birgün inşallah birileri çıkar ve Emin Hitay hakkındaki gerçekleri ortaya koyar da, benim de aldığım bu yara biraz olsun iyileşir.</p>
<p>Hep başarıları göz önünde yaşamak örnek alınmalı zannediliyor. Ama esas, hepimize en öğretici olanı, insani zayıflıklarımızı göz önünde yaşamakmış galiba..</p>
<p>Sizlerin de vaktini aldığım için, bu tarz ucuz diyalogları yaşattığım için hepinizden özür dilerim. Son olarak da bilginiz olması için tekzip yazısını da ekte koyuyorum (yazı için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/AlphanManasTekzi1-signed-signed.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2429</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sizlere Gerçek Emin Hitay&#8217;ı Tanıma Fırsatı Veriyorum</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2424</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2424#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2012 20:41:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2424</guid>
		<description><![CDATA[Emin Hitay’ın şahsım için yazdıkları hakkında her türlü hukuki önlemi almak üzere harekete geçmiş bulunuyoruz. Hem yayın yasağı için tedbir talepli mahkeme başvurusu yaptım, hem de savcılığa suç duyurusunda bulundum. İlgili tekzip metinleri de hazırlandı. Hepimizin bildiği gibi, bir insanın inanırlılığı, geçmiş referanslarından gelir. Bu yazımı benim için söylemediğini bırakmayan Emin Hitay’ı daha yakından tanımanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="internal-source-marker_0.6764631579906519" dir="ltr">Emin Hitay’ın şahsım için yazdıkları hakkında her türlü hukuki önlemi almak üzere harekete geçmiş bulunuyoruz. Hem yayın yasağı için tedbir talepli mahkeme başvurusu yaptım, hem de savcılığa suç duyurusunda bulundum. İlgili tekzip metinleri de hazırlandı.</p>
<p dir="ltr">Hepimizin bildiği gibi, bir insanın inanırlılığı, geçmiş referanslarından gelir. Bu yazımı benim için söylemediğini bırakmayan Emin Hitay’ı daha yakından tanımanız için yazıyorum. Emin Hitay 8 Temmuz 1989 tarihinde sahibi olduğu Jaguar marka ve 34 EMN 58 plakalı araba ile karşı yönden gelen Erol Ergün yönetiminde 26 AP 084 nolu arabaya, yaptığı aşırı hız nedeniyle kendi şeridini terkedip çarpmıştır. Kazada Hayriye Ergün, Erol Ergün ve Ezgi Güvenir isimli suçsuz kişiler hayatlarını kaybetmiştir. Emine Ergün ve Emine Güvenir isimli kişiler de ağır yaralanmışlardır. Bu davada kendisi 7/9/1993 de 8/8 suçlu bulunmuş ve 4 yıl hapis cezası almıştır. Bu ceza da paraya çevrilmiş, daha sonra Yargıtay’dan bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama sonucu Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi, Esas No: 1994/619, Karar No: 1996/510 ve TCK 455/son maddesine dayanılarak, bu maddede verilen en ağır hapis cezası olan 8 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karar daha sonra Yargıtay tarafından onanmış ve düzeltme olmamıştır.</p>
<p dir="ltr">Kendisi karar açıklandığında yurt dışında bulunduğu için, yurt dışından dönmeyeceğini tarafıma iletmiştir. Emin Hitay “bir gün nasılsa af çıkar” diye İstanbulda bulunduğu süre içinde kaçmaya devam etmiştir. İstanbul Levent Manolyalı sokakta bulunan ve ortağı olduğumuz Exim A.Ş. şirketindeki odalardan birinin içine, önünde dolap olacak şekilde saklanma odası yaptırmış, şirkete geldiği seyrek zamanlarda burayı da zaman zaman kullanmıştır. Kanundan kaçarken nasıl olur da bir kişi bir şirkette çalışır ve proje yapar? Bu durum yaklaşık 4 yıl sürmüş ve 22 Aralık  2000 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte çıkan ve piyasada “Rahşan Affı” olarak bilinen afdan da yararlanarak normal yaşamına dönmüştür. Zaten Rahşan Affı birçok insaının hayatını karartmış, adalet bekleyen insanların bu ülkeye olan güvenlerinin kaybetmesine neden olmuştur.</p>
<p dir="ltr">1997 ile 2001 yılları şirketlerimizin büyümeye başladığı, örneğin Planet A.Ş.’nin EFT/POS pazarına girdiği, Çukurova Holding ile Mobicom, Sayot ve Digikids gibi şirketlerin kuruluşlarının yapıldığı yıllar olmuştur. Benim de zaten blogumda bahsettiğim bilgilerin bu haber ile doğruluğu ortaya çıkıyor.</p>
<p dir="ltr">Bu haberi sizlerle paylaşmamın ötesinde evlatlarını ve büyüklerini kaybeden Mustafa Güvenir ve Sabri Ergün’ü unutmamamız gerekiyor. Mustafa Güvenir TSK mensubu olmasına rağmen kendi adaleti yerine, Türk adaletine güvenmiş ve kararın sonucunu beklemiştir. Türk adalet sistemi doğru kararı vermesine rağmen, Emin Hitay kanundan kaçmış ve arkada kalan insanların hayatlarının yok olmasına neden olmuştur.</p>
<p dir="ltr">Emin Hitay’ın üslubu zaten kişiliği hakkında önemli bir ipucu vermektedir. Ama ben onun piyasa prestijine bir zeval gelmesin diye ayrıldıktan sonra bile geçmişte yaşanmış bu olayı kesinlikle hiçbir yerde paylaşmadım. Çünkü Konsolosluk dahil birçok görevinde sıkıntı yaşamasını istemedim. Ama kendisi buna rağmen bana olan saldırganlığını hep sürdürdü. Savcılığa yaptığımız bugünkü şikayet dilekçesinde de kanıtlarla ortaya koyduğumuz gibi 9 Nisan 2012 tarihinde kendisine ait olan mobil telefondan şahsıma gönderdiği sms’lerle küfürler etmiş, alenen tehditte bulunarak suç işlemiştir.</p>
<p dir="ltr">Benim kendisi için söyleyebileceğim birşey yok. Ama yazdıklarına cevap yerine ilgili makamlara tekzip metinleri yollamak zorundayım. Dolayısıyla cevaplar vermiş olacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2424</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başkaları İçin Yaşamanın Dayanılmaz Ağırlığı</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2409</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2409#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 21:08:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2409</guid>
		<description><![CDATA[Dr. Henry Cloud ve Dr. John Townsend’in yazdığı “Sınırlar” kitabını okuyorum. Çok yakın zamanda tandığım bir psikiyatrist’in önerileri (bu kitap da önerilere dahil) hayatımı değiştirdi. Bugüne kadar yaşadığım birçok sorunun arkasında aslında koymakta, uygulamakta sıkıntı yaşadığım “Sınırlar” olduğunu farkettim. Girişi Gülse Birsel’in Yalan Dünya dizisi ile yapmak istiyorum. Diziye başladığında almadığı eleştiri kalmamıştı. Bazı internet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span style="background: yellow;">Dr. Henry Cloud ve Dr. John Townsend</span>’in yazdığı “<span style="background: yellow;">Sınırlar</span>” kitabını okuyorum. Çok yakın zamanda tandığım bir psikiyatrist’in önerileri (bu kitap da önerilere dahil) hayatımı değiştirdi. Bugüne kadar yaşadığım birçok sorunun arkasında aslında koymakta, uygulamakta sıkıntı yaşadığım “<span style="background: yellow;">Sınırlar</span>” olduğunu farkettim.</p>
<p>Girişi Gülse Birsel’in <span style="background: yellow;">Yalan Dünya</span> dizisi ile yapmak istiyorum. Diziye başladığında almadığı eleştiri kalmamıştı. Bazı internet sitelerinin (Örneğin: <a href="http://www.gecce.com/yazi/yalan-dunyayi-nasil-buldunuz-182586.html">http://www.gecce.com/yazi/yalan-dunya</a>) <span style="background: yellow;">yorumlar</span> bölümlerine baktığımızda durum net olarak ortaya çıkıyordu. Daha dizinin ilk bölümü bile bitmeden yorum yapanlar, bileti kesenler vardı. Ne mi oldu? Tabii ki kapak oldu. <span style="background: yellow;">Acaba bu ülke bugüne kadar zekanın en ince ayrıntısına kadar kullanıldığı başka bir dizi gördü mü?</span> Her karakter kendi içinde müthiş olduğu gibi, Gülse Birsel’in yarattığı eko-sistem sayesinde yarattığı karakterler de senaryoya fikir ile destek oluyorlardır. En küçük ayrıntı bile dizide önemli. Örneğin Nurhayat’ın ayakkabısı biraz daha yüksek topuklu ve sivri burunlu olsa, ilgi onun kişiliğinden ziyade seksapelliğine yönelecek.</p>
<p dir="ltr">Gülse Birsel bu kadar çalışarak neyi hedefliyor? Para olmadığı kesin. <span style="background: yellow;">Çünkü zaman ile para harcama ters orantılıdır</span>. Mutlaka mesleki tatmin aldığı doğru. Halkı mutlu etmeye mi çalışıyor? Onda da başarılı. Örneğin ben çok mutluyum. Cuma akşamları diziyi kaçırmak istemiyorum. Ama bunda bir sınır olması gerekmiyor mu sizce? Yani bu insan bu yoğun tempoda kendi hayatını ne kadar yaşayabilir ki? Bunu merak edeneniniz sanırım çıkmıştır. Bence Gülse Birsel zamanının sınırsız olduğunu düşündüğü için artık “<span style="background: yellow;">Sınır</span>” sorununda son noktadadır. Kendisini sadece örnekledim. Bu söylediklerim onun için hiçbir şey de ifade etmeyebilir. Eşi Murat Birsel arkadaşım olduğu için de açıkçası alınmasını da istemem.</p>
<p dir="ltr">Kitaba dönüp, alıntılarla iş yaşamımda “Sınırlar” konusunda yaşadıklarımı listelersem. Bugüne kadar anladıklarım aşağıdaki gibiydi:</p>
<ol>
<li>Kendime sınırlar belirlersem bencillik edeceğimi düşündüm,</li>
<li>Sınırlar itaatsizliğin işaretiydi,</li>
<li>Sınırlarımı oluşturmaya başlarsam insanlar beni incitir veya ben başkalarını incitirdim,</li>
<li>Sınır koymam öfkeli olmam anlamına gelirdi (aslında sınır ihlalini önceden önlediğinizden erken uyarı sistemi olan “<span style="background: yellow;">öfke</span>” devreye bile girmez),</li>
<li>Başkalarının sınır koyması beni incitirdi,</li>
<li>Sınırlar suçluluk hissetmeme yol açardı,</li>
<li>Sınırlar kalıcıdır, bu yüzden köprüleri yıkmaya korkardım.</li>
</ol>
<p dir="ltr">Bu kitapta kişiler 4’e bölümde inceleniyor:</p>
<ol>
<li><span style="background: yellow;">Yumuşak Başlılar:</span> Kötülüklere “Evet” diyenler,</li>
<li><span style="background: yellow;">Kaçınanlar:</span> İyiliklere “Hayır diyenler,</li>
<li><span style="background: yellow;">Denetleyiciler:</span> Başkalarının sınırlarına saygı göstermeyenler (Saldırgan ve Yönlendirici),</li>
<li><span style="background: yellow;">Tepkisizler:</span> Başkalarının ihtiyaçlarına kulak asmayanlar</li>
</ol>
<p dir="ltr">Ben 18 yıl boyunca aslında <span style="background: yellow;">Yönlendirici Denetleyici</span> (sayfa 58) birisi ile ortaklık yaptığımı şimdi anlıyorum. Başkalarının sınırlarından dışarı çıkmaya ikna etmeye, yani evet dedirtmeye çalıştıkları; istediklerini elde etmek için koşulları dolaylı olarak manipüle ettikleri; kendi yüklerini taşımaları için başkalarını kandırdıkları; kendilerini suçlu hissetmelerini sağlayacak ifadeler kullandıkları bu kişilerin özellikleri arasında olduğu görülüyor.<span style="background: yellow;"> Sahte eğilimlerin</span> kural koymadaki sorunlar arasında olduğu dikkatimi çekti. Özellikle <span style="background: yellow;">Suçluluk Duygusu</span> ve <span style="background: yellow;">Geri Ödeme</span>  benim için kaçınılmaz son olmuştu. Eğer karşı taraf devamlı olarak karşısındakine suçluluk duygusu yaşatırsa, siz de sürekli olarak onu mutlu etmek için elinizden geleni yaparsınız. Kendinizden önce karşı tarafın mutluluğu ön plana çıkar.</p>
<p dir="ltr">Teknoloji Holding’deki ortaklığımda benim için ortağım benden daha önemliydi. Sanki kendimi kanıtlarcasına çalışıyordum. “<span style="background: yellow;">O aslında benim yarattığım işleri benden daha çok bile hakkediyordu!!!</span>” Eski ortağım ayrılma esnasında “<span style="background: yellow;">bugüne kadar tüm iş geliştirmeyi sen yaptın, dolayısıyla tüm bilgi birikimi sende. Ben bu yüzden Teknoloji Holding’i istiyorum</span>” demişti. Ben kendisine hak vermiştim. Universal Kredi Kartları A.Ş.’yi TMSF’den çok net olarak itiraz etmeme rağmen onu kırmamak adına satın almıştık. Onun da getireceği işler olmalıydı ve olacak bir başarı onun kendine olan güvenini arttıracak, o mutlu olacaktı. Şimdi ayrılma esnasında benim normal olarak “<span style="background: yellow;">bu şirketi sen aldırdın ve ısrar ettin, senden kalması normaldir</span>” demem gerekirken, dünyada görülmemiş bir şekilde “<span style="background: yellow;">Açık Eksiltme</span>” ile şirket ona kaldı. Yani üstüne para ödedim ve Bilyoner&#8217;i aynı gün ona satarken bu rakamı da hesaptan düştük (Sözleşme örneği için <a href="http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2012/04/Teknomar.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>). Nasıl yani demeyin? Universal Kredi Kartları karşı tarafa en fazla para verende değil, en fazla para alanda kaldı çünkü şirket daimi olarak zarardaydı.</p>
<p dir="ltr">İş yaşamımdan verdiğim örneklere bir tane daha eklemek istiyorum. Gençler biz girişimcileri rol model olarak alıyorlar ve bu yüzden bizlerle zaman geçirip, onlara yol göstermemizi istiyorlar. <span style="background: yellow;">TOBB Genç Girişimciler Üst Kurulu</span> üyesi olarak 45 üye arasında en fazla konferans veren benim. Bu benim en başarılı “Girişimci” olduğumu göstermiyor. Benim “<span style="background: yellow;">Hayır</span>” diyemediğimi gösteriyor. Son anlarda kurtarıcı olarak arandığımı biliyorum. Akşamüstü saat 17:00&#8242;de sabah 9:00&#8242;da jüri üyesi oluverdiğim günler gibi. Öğrenciler bana yazıp, üniversitelerine davet ettiklerinde onları kıramıyorum. Ama artık bu şekilde devam etmem zor. Ne yazık ki zaten sağlık durumum nedeniyle yıl sonuna kadar lise ve üniversite konferanslarımı durdurdum. Ama gelecek yıldan itibaren daha yararlı olabileceğim başka bir yönteme geçmeyi planlıyorum. Beni rol model alan öğrencilere “<span style="background: yellow;">başarı/başarısızlık hikayeleri</span>” yerine daha farklı bakış akışı kazandıracak hikayeler anlatmak istiyorum. “<span style="background: yellow;">Sınırlar</span>” konusu bile kendi başına bir konu. Hatta kendi çocuklarım için bu konuda çalışmaya başladım bile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2409</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SKY TÜRK 360 &#8220;Business Class&#8221; Programı</title>
		<link>http://www.alphanmanas.com/?p=2402</link>
		<comments>http://www.alphanmanas.com/?p=2402#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 07:40:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video Podcast]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alphanmanas.com/?p=2402</guid>
		<description><![CDATA[Alphan Manas’ın konuk olduğu 26.03.2012 tarihli programın konusu “İstanbul&#8217;da Deniz Taksi, Yerli Otomobil, SAAB&#8217;ın Satışı ve Yurt Dışı Yatırımlar”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alphan Manas’ın konuk olduğu 26.03.2012 tarihli programın konusu “İstanbul&#8217;da Deniz Taksi, Yerli Otomobil, SAAB&#8217;ın Satışı ve Yurt Dışı Yatırımlar”</p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/nb2e6TXNiB0" frameborder="0" width="560" height="315"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alphanmanas.com/?feed=rss2&#038;p=2402</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

