Aylık arşiv:Aralık, 2012

Türk Melekler ABD’li Şirketlere Yatırım Yapıyor

30 Ara
Aralık 30, 2012

Sevgili Erdal Kaplanseren 1 Aralık’da Hürriyet Gazetesi’nde “Bu Internet Siteleri Hayatınızı Değiştirecek” başlığında bir haber yaptı. Toplam 13 sitezarasında“AnyMeeting”devardı: http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=63232&rid=4369&p=13  Hatta Tekno TV de programın tanıtımında yaptı:                             http://webtv.hurriyet.com.tr/TeknoTV/34802/0/1/internet-uzerinde-kalabalik-video-toplantilar-duzenleyin-dosya-ve-ekran-paylasin.aspx

Evernote, Instapaper, Pinterest, Tripadvisor ve TeamViewer gibi çoğumuzun bildiği diğer sitelerin arasında olan AnyMeeting, 200 kişiye kadar online toplantı yapmanıza olanak veren bir servis sağlayıcısı. AnyMeeting ile uygulama indirmenize gerek kalmadan internet tarayıcınız üzerinden sisteme giriş yaparak toplantı düzenleyebiliyorsunuz. Rakiplerinden onu ayıran en önemli özellik ise bu servisi ücretsiz olarak da sağlayabiliyor olması. Toplantı esnasında reklam geçişlerine izin vererek, sitede ücretsiz toplantılar yapabileceğiniz gibi aylık 17-70 dolar arası bir ücret ödeyerek reklam geçişi olmaksızın ilave özellikler ile de siteyi kullanmanız mümkün. Şirketin hedef müşteri kitlesi, bütçesi kısıtlı olan KOBİ’ler.

Anymeeting’e yatırım fırsatı, Keiretsu Forum San Fransisco merkezi (www.keiretsuforum.com) aracılığıyla Keiretsu Forum İstanbul’a (www.keiretsuforum.com.tr) geldi ve üyelerle paylaşıldı. Üyelerimiz bu firmaya toplam 250,000 USD yatırım yaptılar. Anymeeting’in 1 milyon USD’lik yatırım raundunun %25’lik kısmı Keiretsu Forum İstanbul melek yatırımcıları tarafından gerçekleştirildi. Hedef, iki yıl içinde yatırımı 10’a katlayarak çıkış gerçekleştirmek. Bu yatırımla birlikte Keiretsu Forum Istanbul Türk melekleri, Amerikalı start-up (yeni kurulmuş ve gelişme aşamasındaki) şirketlerin kaynak arayışında yeni bir alan haline geldi. Yıl sonuna kadar 1 tane de Türk firmasına yatırım yapılacak gibi gözüküyor.

Bunun dışında ben de 2 şirkette “Melek Yatırımcı” oldum. Bir tanesi ile ilgili haber yapıldı: http://www.yeniasir.com.tr/Ekonomi/2012/12/24/manas-izmirli-iki-kadin-girisimcinin-melegi-oldu Diğeri için ise henüz duyuru yapılmadı. 2005 yılında Teknoloji Holding’deki ortaklığımı bitirmeden önce “Melek Yatırımcılık” konusunu gündeme getirdiğimde gene “Erken Öten Horoz” olduğumun farkındaydım. Ama en azından dünyanın en büyük Melek Yatırımcı Ağı’nın Türkiye’de yapılanmasına destek ve kurucu başkanı olarak emeklerim boşa çıkmadı

OGS, KGS ve HGS Aşuresini Ülkemize Kazandıranlara Saygılarımla (1994-2013)

19 Ara
Aralık 19, 2012

HGS
Daha önce çok kereler HGS’nin yararları üzerine kouştum (!!!!) 2 Watt çıkış gücünde olan bir vericiyi AB standartının dışına çıkıp 10 watt’a çıkarmak suretiyle pasif (üstünde verici olmayan) etiketleri okumaya çalışmak ileride kitaplarda “Teknolojik Saçmalıklar” başlığıyla mutlaka bulunacaktır. Zaten HGS etiketleri okunamadığı için gece-gündüz bir ekip sürekli kamera kayıtlarından okuma düzeltmeleri yapmaktadır. Ben elle düzeltilen plaka kayırlarının günde 20,000 kayıtın altında olmadığı görüşündeyim. Müstahak bence. Girmeye devam etsinler ama haksız yere ceza yiyen vatandaşa yazık.

Neyse konumuza hızlıca dönelim. Daha önce yazdım:http://www.alphanmanas.com/?p=716 ve Bloomberg HT’de “Ali Çağatay ile Ana Haber” Programı’na katıldım: http://www.alphanmanas.com/?p=2628 İlgili Blog yazımda söylediklerimi tekrarlamak istemiyorum ama bazı başlıklar bakalım:

1. 1995 yılında Koç-Unisys ile kazandığımız OGS sistemi ihalesi Refah-Yol’dan Ana-Yol hükümetine geçiş esnasında iptal edilip, daha sonra “ ülke güvenliği” gerekçe gösterilip (!!!!) Aselsan tarafından ihalesiz olarak alınıverilmişti. Bu ülkenin teknoloji kazanması için hareket eden bizler o zaman OGS Tag’lerinin Türkiye’de üretilmesi için Mikes ile anlaşma imzalamıştık. Bunların hepsi çöpe, Türkiye’nın F-16’larının modernizasyonunu yapacak teknolojiye sahip olan Mikes de güme gidip, Aselsan tarafından bedavaya yakın bir fiyata satın alındı. Benim için “ mucidi” diyenlere şunu demiştim: “Allah göstermesin, OGS’den geri ve anlamsız bir teknolojiyi bu ülkeye kazandırmak gibi kötülüğüm olamaz. O teknolojiyi kazandıranları alınlarından öpüp kutlamak lazım!!!”. Peki niye KGS doğmuştu? Çünkü OGS pahalıydı: Küllüyen yalan. OGS’nin fabrika çıkış fiyatı 11 USD’dir. Ama Türkiye’de yıllarca 50 USD’ye satıldı. Yani arada fahiş karı yapanlar yüzünden KGS diye anlamsız ve güdük bir sistem doğmuştur.

2. Bugün 2.5 milyon OGS, 2 milyon kredili KGS, 5 milyon nakit KGS kart var. Aslında kredili KGS yanlıştı. KGS’nin çıkış amacı transitlere çözüm yaratmak içindi. Herkes OGS alsaydı ve KGS sadece transit araçlara verilseydi bugün doğan güdük HGS olmazdı. HGS kartı bugün 15 TL’ye satılıyor. Etiket ise 5 TL. Bu etiketlerde ISO 18006C standartı kullanıyor. Çip fiyatı €0.15, UHF etiket fiyatı ise €1.0. Yani gene pahalıya satılıyor. Memory only bir sistem ve güvenlik yok. UID Uniq ID tabanlı. Aynısından üretilebilir. Okuma var, yazma ise çok zor. Peki bunu aşmak için ne yapıldı? Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ( BTK ) 18/7/2009 tarihli ve 27292 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Telsiz Sistemleri Yönetmeliği’ne göre Kablosuz Geçiş Sistemleri’nde değişiklik yaptı. BTK Telsiz cihaz ve sistemini “Ülke genelinde otoyol, köprü veya tünel gibi geçişlerde araçların tanınarak hızlı geçişleri için kullanılan bir çeşit kablosuz sistemdir“ olarak tanımladı. Yani tüm dünyada 865.6-867.6 MHz de 2 W olan max. çıkış gücünü 8 Watt’a yükseltti:http://www.bitdunyasi.com/tr/?Sayfa=Detay&Id=7132  Aksi taktirde adı geçen HGS sisteminin çalışması imkansızdı. Bu durum CEPT (European Conference of Postal and Telecommunications Administration) standartlarının dışında bir uygulamadır.

3. Şu anda kurulmuş HGS sisteminin Amerika’da California, Denver E-70 ile, Vancouver (Kanada) Hindistan’da denendiği söyleniyor. Yani yeni bir Akbil vakası. O da sadece Türkiye’de ulaşımda kullanılmıştı. Sonra da yok olup gitti. HGS saçmalığı da birgün sona erecektir. Ama abiler sürekli ileriye gideceklerine geriye gidiyorlar.

4. OGS standartı ise CEN-278 ve Triple DES algoritma kullanıyor. 512Kbits/sec down, 256Kbit/sec up hızında çalışıyor. Tüm Avrupa bu standartı kullanıyor ve “inter-operability” var. Peki Avrupa ile entegrasyon ne olacak? Nasıl olacak?

5. Bugün çok güvenilir bir standart olan ve KGS’nin de kullandığı Mifare bile hacklendi. Random Number Generator kırıldı. İstanbul Belediyesi Akbil hacklendi.

6. Şimdi gelelim en can alıcı noktaya: Aselsan 30 Kasım 2011 tarihli Bloomberg Ht haberinde Kapsch Telamatic Services’in alt yüklenicisi olarak Polonya’dan €5.4 milyon’luk sipariş aldı. Türkiye (OGS+KGS) de yılda 350 milyon işlem ile dünyada 4. en büyük sistem ve OGS’de ise en büyük sistem. Ama neye yarar ki? Hani biz dünya çapında şirket çıkaracaktık? Şimdi Aselsan’ın karizması çizilmedi mi? “Kardeşim sen ülkende adı-sanı duyulmamış bir sisteme kaybediyorsun, burada ne işin var?” diye Aselsan’a sormayacaklar mı?

7. 1994 yılında Koç-Sistem ile beraber Aselsan’ın manevrası ile ihalesini aldığımız OGS işini kaybetmiştik. Şimdi kaptan köşküne Koç grubu oturdu ve Aselsan ise mağdur durumda. Çok ilginç bir durum. Olan emeklerime oldu.

HGS işini alan Vendeka firması müthiş bir firma: http://www.een.hr/upload/inekove-slike/vendeka-company-profile-.pdf Adana ve çevre illerdeki llerdeki 80 adet PTT aracına “Araç Takip Sistemi” takmış. Ayrıca İETT’de bizim 1999 yılında ilk tanıtımını yaptığımız (gerçi ekteki haber 1996 diyor ama 1996 yılında GPS sanırım “Gevrek-Peynir-Servisi” olarak algılanırdı): http://www.alphanmanas.com/wp-content/uploads/2008/08/2008-08-04-24_BTHaber_Akilli_Duraklar.jpgAkıllı Durak Projesi”ni ve TRT’nin “Rating Projesi”ni yapıyor. Ben başarıları her zaman alkışlayan bir insanım ama çekincem, şampiyon olsun diye Türkiye Futbol Federasyonu hep aynı takımları desteklerse, ortada lig diye birşey kalmaz.

Üniversiteleri Teknoloji Transferi Merkezi Yapabilmek İçin Ne Gerekiyor ?

10 Ara
Aralık 10, 2012

EBİLTEM (http://ebiltem.ege.edu.tr/)  Ege Üniversitesi’nin Ar-Ge çalışmalarını ve özellikle Üniversite-Sanayi İşbirliğini güçlendirmek amacı ile kurulan Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’dir. Merkez aynı zamanda Ege Üniversitesi’nin Ar-Ge’ye tahsis ettiği kaynakların, farklı destek programları üzerinden en etkin ve yerinde kullanılmasına aracı olmaktadır. EBİLTEM’in 28-30 Kasım tarihleri arasında düzenlediği “AreGE2” etkinliği kendi alanında bir ilkti. “ Define Adası” adı altında Üniversite Patentleri Yarışmasında 42 üniversiteden 129 proje yarıştı. Fikri mülkiyet hakları, teknoloji transferi ve ticarileştirme alanlarında 3 grup altında toplanan jüri üyeleri başarılı projeleri belirledi. Jüri üyeleri:

•    Alphan Manas (3 Grup Jüri Başkanı)
•    Aysu Dericioğlu, Ankara Patent Bürosu
•    Elbruz Yılmaz, BTS&Partners
•    Elif Baktır, Teknolojik ve Kurumsal İşbirliği Merkezi, TEKİM
•    Erol Erbay, Petkim
•    Fuat Sami, LabX
•    Hamit Serbest, Üniversite Sanayi İşbirliği Merkezleri Platformu, ÜSİMP
•    İhsan Elgin, Girişim Fabrikası, Özyeğin Üniversitesi
•    M.Kaan Dericioğlu, TOBB FMH Komisyonu Başkanı
•    Mahmut Kiper, TTGV Teknoloji Yatırım Sermayesi
•    Murat Baybali, TÜBİTAK, Hukuk Müşavirliği
•    Mustafa İhsan Kızıltaş, ODTÜ Teknokent
•    Numan Numan Bayraktaroğlu, 212 CapitalPartners
•    Ömer Hızıroğlu, İnovent, Sabancı Üniversitesi
•    Taylan Demirkaya, Embriyonix, İzmir Ekonomi Üniversitesi
•    Uğur Yüce, Enda Holding

Üniversite Patentleri Yarışmasına katılan üniversitelerin dağılımı:
Ege Üniversitesi    24    Hacettepe Üniversitesi     3
ODTÜ    20    Dokuz Eylül Üniversitesi    3
Gazi Üniversitesi   10    Gaziantep Üniversitesi    2
Erciyes üniversitesi    9    Marmara Üniversitesi    2
Selçuk Üniversitesi     6    Sabancı Üniversitesi    2
Adnan Menderes Üniversitesi    6    Kocaeli Üniversitesi    2
Uludağ Üniversitesi    5    Gata Eğitim Hastanesi    2
İstanbul Üniversitesi    5    Uşak Üniversitesi    2
Ondokuz Mayıs Üniversitesi   4    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi    2
Pamukkale Üniversitesi   4

Ben projelerin çoğunu inceledim. Projenin başarılı olmasının yanında birçok öğretim üyesinin yaklaşımı genelde “Vatanıma, Milletime yararlı olayım” şeklindeydi. Patent almayanların yanında sadece Türkiyede başvuru yapıp yurt dışı patent başvuru sürecini kaçıranlar vardı. Türkiye’deki önemli eksiklik budur. Böylesine ilk kez yapılan bir yarışmaya 3 üniversitenin yaptığı başvuru sayısının toplamda %60’ı temsil etmesi, öteki üniversiteler adına beni çok şaşırttı. Babam Prof. Oğuz Manas’a seksenli yılların sonunda rektörlük teklif edildiğinde “Üniversitelerde görselliğe (bina, yeşillendirme vs) verilecek önemin anlamının olmadığı, öğretim kadrosunun yaptığı araştırma, yayın ve kitap sayılarının önemli olduğunu” vurgulamıştı. O zamanki düzenin buna izin vermediğini ve kendisinin rahatça proje yapabilmesi için rektör olmaması gerektiğini söyleyerek rektörlük teklifini geri çevirmişti. “Babam bunu söyleyeli 20 seneden fazla oldu. Sevgili devletimizin daha yeni aklına geldi. Hükümeti eleştirmiyorum, en azından hükümet olduktan 10 yıl sonra akıllarına geldi. Daha öncekilerin ise hiç aklına gelmedi. Şimdi artık ““Üniversitelerarası Girişimcilik ve Yenilikçilik Endeksi” uygulaması başlıyor: http://www.sabah.com.tr/Egitim/2012/10/10/iste-turkiyenin-en-girisimci-universiteleri
Endeks 5 boyut’tan oluşacak:
1.    Bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği,
2.    Fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim,
3.    Girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile
4.    Ekonomik katkı ve
5.    Ticarileşme
Şu andaki sıralamada ilk 12 üniversite sıralaması aşağıda. Bence sıralama kesinlikle hakkaniyetli olmuş:
1.    Sabancı Üniversitesi – 84 puan,
2.    Orta Doğu Teknik Üniversitesi – 83 puan,
3.    Bilkent Üniversitesi – 70 puan,
4.    Özyeğin Üniversitesi – 69 puan,
5.    İstanbul Teknik Üniversitesi – 67 puan,
6.    Boğaziçi Üniversitesi – 65 puan,
7.    İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü – 58 puan,
8.    Koç Üniversitesi – 57 puan,
9.    Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü – 57 puan,
10.    TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi – 54 puan,
11.    Hacettepe Üniversitesi – 49 puan,
12.    Ege Üniversitesi – 47 puan
Bundan sonra artık üniversiteli arkadaşlarım okudukları üniversitelerin geçmişine ve ününe bakıp “……. okumak bir ayrıcalıktır” demek yerine “bizim Girişimcilik ve Yenilikçilik Endeks puanımız …’dir” demeleri gerekecek.
Şimdi ülkemizden uzaklaşıp bu konuda en ileride olan ABD’ye bakalım: ABD’de “The Association of University Technology Managers (AUTM) – Üniversiteler Teknoloji Başkanları Birliği” üniversitelerarası ve/veya üniversite-sanayi arası teknoloji (patent) transferini organize ediyor. 1974 yılında kurulan bu birliğin ilk toplantısına 75 üniversite katılırken, bugün itibariyle 3,500 üyesi var. Amerikan üniversitelerinde her yıl yaklaşık olarak 3,000 patent üretiliyor. Bu patentlerin çoğu start-up şirketlere ve firmalara transfer ediliyor. Bazılarında ise, patent sahibi öğretim üyesi de patent ile beraber ya start-up’ı kuruyor ya da o şirkete ortak oluyorlar. 2007 yılında ABD üniversiteleri bilim ve mühendislik alanındaki araştırmalara 49.4 milyar USD ayırdı. Bu rakamın da %5’i (yaklaşık 2.7 milyar USD) sanayi’den geldi. Bugün itibariyle ABD üniversitelerinde pazarlanmayı bekleyen yaklaşık 140,000 civarında patent bulunmaktadır.
Bu rakamlar eşliğinde Türkiye’nin yolun çok ama çok başında olduğunu bilmemiz gerekiyor. Türkiye büyük hedefler önüne koymuşken “Orta Gelir Tuzağı” na düşmemesi için daha agresif politikalar geliştirip, geleceğin, KOBİ’lerde değil milyar USD değere 5 yılda ulaşacak yüksek katma değer üreten şirketlerde olduğunu anlaması gerekir.

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog