Aylık arşiv:Nisan, 2010

Acarkent Doğa Koleji Yetimler Projesi

05 Nis
Nisan 5, 2010

Yetimler_AfisYoğun iş tempomun yanında mutlaka okullara gidip öğrencilere Girişimcilik, Gelecek gibi konularda konferanslar vermeye gayret ediyorum. Aynı zamanda bu okulların projelerini blogumda paylaşıyorum ve bazı projelerine de destek olmaya çalışıyorum.

Mart ayı içinde 2 okulu ziyeret ettim. Bunlardan ilki İstanbul Acarkent Doğa Koleji’ydi. Okulda
Öğrenci Meclisi kurulmuş ve bu meclis 23 Nisan için çok güzel bir proje hazırlamış: Yetimler Projesi. Onların ağzından paylaşıyorum:

Doğa Koleji Öğrenci Meclisleri, İstanbul’da yaşayan 1000 (bin) yetim ve öksüz çocuğun; 22 Nisan’da  Ulusal Eğemenlik ve Çocuk Bayramını daha anlamlı ve duygulu geçirmelerine yardımcı olmak için giysi ihtiyaçlarını karşılayarak onları  yetimlik duygusundan bir nebze olsun uzaklaştırmak, onlara ihtiyaçları olan sevgi,  şefkati ve paylaşımı  verebilmek  için sosyal bir proje başlatmıştır.

Bu sosyal sorumluluk projeleri kapsamında öğrenci meclislerimiz, kurulduğu yıldan itibaren her yıl büyük bir özveriyle çalışmış, birden fazla sosyal projeyle paylaşımın, yardımlaşmanın hazzını yaşamış ve bu hazzı görmenin mutluluğunu tatmıştır.

Tüm bu yardımların yanı sıra yapılan sosyal yönlendirmeler ile; insanımızın, tarihinden gelen, ruhunda ve
mayasında bulunan sevgi, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma duyguları yeniden uyandırılmıştır.

“Yetimler Gülümsemek İster” projeleriyle de çevresindeki ihtiyaç sahibi  yetim ve öksüz çocukların varlığının ve durumlarının farkında olmaları sağlanıp, yardım  sahipleri ile yardıma muhtaç olanlar buluşturulup, sonuçta; varlıklarını ve sevgisini paylaşan mutlu bir toplumun oluşmasına katkı sağlanmak istenmiştir..

Sonuç olarak öğrenci meclislerimiz; anne ya da babasını kaybetmenin vermiş olduğu ağır yükü taşıyan kardeşlerimize, bir de hayatın ve yoksulluğun yükünü taşıtmamak için çaba sarf etmektedir.

Sizler varlıklarını ve sevgisini paylaşan bireyler, Doğa Koleji öğrenci meclislerinin organize ettiği projeye destek vererek biz öğrencilerin yarınlarında  daha güzel paylaşımcı ve sevgi dolu bir toplum bulmamıza yardım etmiş olacaksınız.

Gelin hep birlikte yetimlerimizin gönlünde ve yüzünde bir tebessüm oluşturalım. Ve Yetimler Gülümsemek İster diyelim.

Bulgurlu Mh. Alemdağ Cad. Namazgâh Mevkii. No: 64/6-8, K: 3 Üsküdar

Tel : (216) 443 25 92 -93 – Fax : (216) 443 25 32
www.yetimler.org

Konferansın facebook’taki fotoğraf albümüne ulaşmak için tıklayınız.

Etkinliğin Doğa Koleji’nin sitesindeki sayfası için tıklayınız.

DHMİ Reloaded ve Teşekkürler Uğur Cebeci

01 Nis
Nisan 1, 2010

Sonuncusunu 11 Şubat 2010 da “Sakal Bıraksam” başlığı ile yazdığım (http://www.alphanmanas.com/?p=674) ve DHMİ (Devlet Hava Meydanları İşletmesi) nin Atatürk Havalimanında yaşadığı sorunlar hakkında yorumlar içeren yazı dizim 19 Ocak 2010 da başladı. Ben yazımı yazdığımda Atatürk Havalimanı ile ilgili gümbürtüler henüz başlamamıştı. Ben kokuyu almış gazetecilik tabiriyle haber atlatmıştım. Bugüne kadar yazdıklarımla ilgili eleştiriler almadım değil. Hatta “Yakında DHMİ yabancı Hava Trafik Kontrolörü transfer etmek zorunda kalacak. Çünkü şu andaki ekip hızla artan slot sayısını kontrol edecek tecrübeye ulaşmaları için zamana gereksinimleri var” cümleme bombalar geldi. Efendim ben ne anlarmışım hava trafik kontrolünden. Ama bakın sevgili Uğur Cebeci 21 Mart 2010 tarihinde Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı yazıda ne diyor (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13949438.asp): Modernizasyon yapılamadığı ve ciddi sayıdaki hava trafik kontrolörü ihtiyacı giderilemediği için uçaklar en yakın 5 deniz mili (12.75 km) aralıkla inişe geliyor. Eğitimde olan kontrolörler nedeniyle bazen uçakların aralıklarını 10 mile kadar çıkartılıyor. Beklemeler artıyor. Bunun dışında yazının içindeki kutucukta da şunları söylüyor (Yazı kutucuğunu indirmek için tıklayınız): Yeni hava trafik kontrolörleri yetişinceye kadar yabancı ve özellikle Alman kontrolörler alınarak sistemin çalışma hızı arttırılmalıdır. Ağzına sağlık Uğur Cebeci. En azından yanımda bu konunun gerçek üstadı bir kişi benimle aynı görüşü paylaşıyor. Diğer söylediklerini de benimle aynı paralellik arz ediyor.

Şimdi ben bu konunun uzmanı değilim ama nasıl bilgi sahibi oluyorum. Çünkü okuyorum, inceliyorum ve gözlemliyorum. Biz Türk’lerin aslında pek sevmediği bir ortam bu. Halbuki oturduğumuz yerden bilgiler armut-piş-ağzıma-düş şeklinde gelmeli ve bizde o andan itibaren ahkam kesmeliyiz. Söylemlerimiz hep aynı olmalı, kendimizi hiç geliştirmemeliyiz. Bizleri uyuşturan dizileri akşamları seyredip kendimizi “stres atıyorum” diye kandırmalıyız.

Bakın size hava trafik kontrolörlüğünden anlamayan biri olarak, hava trafik konrolörlerinin çoğunun bilmediği bir yenilikten bahsedeceğim. Yenilik diyorum ama bu çalışma 2006 yılından beri yapılıyor. Ama inanın Türkiye’de havacılık sektöründe olup, bu çalışmayı bilmeyen çok insan olduğuna bahse girerim. Biliyorsunuz Türkiye SMART (Systematic Modernization of ATM Resources in Turkey) projesini uygulamaya almaya çalışıyor. Temmuz 2006 da imzalanan anlaşma ile başlayan çalışmalar Türk hava sahasının Ankara merkezli tek bir ACC (Alan Kontrol Merkezi) ile kontrolünü sağlayacak.  Biz bu seviyede yeniliği uygulamaya almaya çalışırken ABD’de çok yeni proje başlatıldı: NextGen. FAA (Federal Havacılık Dairesi) şu andaki radar bazlı ATC (Hava Trafik Kontrol) sistemini GPS bazlı uydu sistemi ile değiştirmeyi planlıyor. Bu konu ile ilgilenenler için ilgili bilgi FAA web sayfasında var: http://www.faa.gov/news/fact_sheets/news_story.cfm?newsId=8336

Kısaca özetlemek gerekirse bu sistemle aynı zamanda uçaklar Stepped Approach denilen, yavaşla-alçal, hızlan-seviye tut, yavaşla-alçal, hızlan-seviye tut gibi merdiven alçalması yerine, CDA – Continues-descent Approach yaparak yaklaşık piste 40 mil uzaklıkta piste bağlanıp hızı tek seferde kesip alçalabilecekler. 2018 de hizmete alınacak bu sistemle rötarlar %35-40 azalacak ve iniş-kalkış kaza oranları da %47 azalacak. Yanlız bu sistemin hediyesi 15-22 milyar USD civarında. Lafla karbon emisyonları kesilmiyor. Bu sistem karbon emisyonlarını da kesiyor.

Okuyalım, araştıralım lütfen. Bilgi’nin kilo gibi zararı yok. Yani her yeni bilgi’nin hem gram hem de kalori cinsinden bir değeri yok.

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog