Aylık arşiv:Ağustos, 2009

İletişimin Geleceği, Geleceğin İletişimi

28 Ağu
Ağustos 28, 2009

Teknoloji sürekli olarak gelişiyor, her an yeni ürünler ve hizmetler kullanıma sunuluyor. Bugün 3G’ye hazırız ancak gelecekte başka ne tür gelişmeler bizi bekliyor? Teknoloji nereye gidiyor? Fütürist Alphan Manas, gelecekle ilgili merak ettiğimiz soruları cevaplıyor.

Ropörtajın tamamını PDF formatında okumak için tıklayınız.

01/06/2009 AveaTime

 

 

 

  

Eclipse Aviation İhalesi Sonuçlandı

18 Ağu
Ağustos 18, 2009

New York, 17 Ağustos 2009 – Önce iflas koruma programına alınan ve hemen arkasından iflas eden Eclipse Aviation’un 17 Ağustos’ta “Varlık Satışı” şeklinde gerçekleşen ihalesini Eclipse Aerospace LLC isimli bir yatırımcı grubu aldı. İşadamları Ekim Alptekin ve Alphan Manas’ın kurmuş olduğu Eclipse Global LLC, ABD’li ortakları Alfred Mann ile gerçekleşen son dakika müzakereleri sonucu ihaleye girmeyip Eclipse Aerospace’i destekleme kararı aldılar.

Brightwell Holdings BV’nin başkanı Alphan Manas “İflas etmiş bir şirketin tekrar pazara dönmesi ve kaybettiği imajı yakalaması için mutlaka arkasında güven veren yatırımcıların olması gerekiyor. Alfred Mann, Fortune 500 listesinde olan, iş hayatı tarafından çok yakından tanınan ve sevilen bir işadamı. Onun ön planda olması şirketin tekrar hayata geçmesinde sıkıntıları ortadan kaldıracak. Biz ayrıca yanımıza Türk yatırımcılar da almak istedik ve Türk iş hayatının önemli isimleri ile görüştük. Bir uçağın ABD ve Avrupa uçuş izinlerini alması için yaklaşık 8-10 yıl ve 1 Milyar USD yatırım gerekiyor. Türkiye’den gelen desteğin şahsım ve Ekim Alptekin ile sınırlı kalması ve haliyle teknolojinin Türkiye’ye gelmesinin kesinleşmemesi üzücüdür,” dedi. Devamını oku →

3D Fotoğraf Geliyor

14 Ağu
Ağustos 14, 2009

Genelde paylaştığım bilgiler içinde öngörülerim de olduğu için, zaman zaman geri dönüp bu öngörüleri değerlendirmek hem paylaşım hem de kendimi denetlemem (daha iyi öngörülerde bulunabilmek) için yararlı oluyor. 2006 yılında Platin Dergisi’ne “Televizyonun Geleceği” konusunda bir yorum yapmıştım: Daha sonra bunu blog’uma da taşımıştım: http://www.alphanmanas.com/?p=66

Orada vurguladığım konu; “Öncelikle LCD teknolojisi ve bağlı olarak kablosuz teknolojisi ile TV, önümüzdeki 3 yıllık dönemde gelişmekte olan ülkelerdeki orta sınıfın çok rahatlıkla sahip olabileceği bir noktaya gelecek. Daha sonra “3 boyut (3D)” teknolojisi evleri süslemeye başlayacak.” Çok isabetli bir öngörü olmuş. Çünkü 3 yıllık dönemde, yani 2009 yılına kadar LCD TV’ler gelişmekte olan ülkelerin orta sınıfının rahatlıkla sahip olacağı fiyat seviyesine geldiler. Gene aynı öngörü içinde 3 boyut teknolojisinin 2009 yılı sonrasında evlerimize gireceği bulunuyor. Apple mağazaları 3 boyutlu TV’leri mağazalarına koymaya başladı. Fiyatları pahalı ama satın almalar başlamış durumda.

Dr. Sadeg Faris yüzlerce patenti olan IQ’su hesaplanamayan bir mucit. Kendisi benim çok yakın dostum olur. Ben onun çırağı bile olamam ama böyle zeki bir insanı Türkiye’de teknoloji geliştirmek için ikna edebildiğime mutlu olmuştum. Dr. Faris ile kriz öncesi çok önemli 2 proje için işbirliğine gitmiştik: Deniz suyundan çok ucuza tatlı su elde etme ve metal bazlı yakıt hücreleri. Hatta bu işbirliği BusinessWeek’e de haber olmuştu. (BusinessWeek’de yer alan “Mission (Im) Possible” haberi için tıklayınız) Kriz tüm planlarımızı alt-üst etti. Kriz sonrası bu projelere tekrar eğileceğiz.

Dr. Faris Türkiye’ye geldiğinde bana “Alphan, 3D imaj yakalama ve saklama patenti bende. Gel seninle beraber 3D fotoğraf makinesi geliştirelim” demişti. %50-%50 ortaklıkla da şirket kuruluşuna gidecektik. Ben her büyük işte yaptığım gibi benimle beraber yatırım yapabilecek yatırımcı aradım ve tabii ki bulamadım. Yatırımcı adaylarına çekilmiş MRI’larımı vererek uzaydan gelmediğime (gerçi Türklerin de uzaylı olabileceği kuşkusu yaygındır. Çünkü kanları hep 2 renkte akar: sarı-kırmızı, siyah-beyaz, sarı-lacivert vs.) ikna ettikten  sonra çok anlamlı geri bildirimlerle karşılaştım. En anlamlısı ise  Devamını oku →

Posta Kutuları Ne Zaman Yok Olacak?

12 Ağu
Ağustos 12, 2009

Geçen yıl bir röportajımda posta kutularının 5 yıl içinde ortadan kalkacağını söylemiştim. Bu öngörümün altında yatan en önemli motivasyon artık insanların birbirlerine mektup yazmamasıydı. Daha da önemlisi bankalar ve telefon (sabit & mobil) operatörleri baskı masraflarından kurtulmak için elektronik faturaya geçmeye başladılar. Geriye kalan ise tebrik kartları, devlet kurumlarından gelen bildirimler (noter vs.) ve junk mail (çöp posta) dediğimiz genelde çöpü boylayacak reklam amaçlı postalar. Geçenlerde İzmir Mavişehir’de bir apartmanın posta kutuları gözüme ilişti. Şeffaf oldukları için içindekiler görülebiliyordu ve görüntü çok ilginçti. Posta kutularının içleri çöp postalarla doluydu. Birkaç adet de fatura vardı. Demek ki 5 yıllık öngörüm doğru yolda ilerliyor. Bu ilerlemeye bir de hibrit çözümler destek olamaya başladı. ABD’li Earth Class Mail (http://www.earthclassmail.com) firması 170 ülkedeki kendi söylediğine göre binlerce kişiye ve firmaya hizmet veriyor. Verdiği hizmet ise “Sanal Posta Kutusu”. Yani kişi veya firma, postaları için Earth Class Mail’in servisini seçiyor. Böylece postalar fiziksel olarak Earth Class Mail’in merkezine/bölgesel ofislerine geliyor. Gelen postaların önce zarfını tarayan firma, müşteri istediği taktirde içindeki evrağı da tarayıp PDF formatında müşteriye yolluyor.

Şunu her zaman göz önünde bulundurmakta fayda vardır; hiçbir servis veya ürünün geçişi “pat” diye olmaz. Hep ara çözümler ve servisler olacaktır. Bu da zaten gerçek sonuç, yani posta kutularının tamamen ortadan kalkacağı sonucunu net olarak göstermektedir. Geçiş döneminin firmaları geçiş döneminin sonunda ya yok olacaklardır, ya da kendilerine yeni bir yol bulup başka bir serviste büyümeye devam edeceklerdir.

Geleceğin Vergi Mükellefleri: İnekler

10 Ağu
Ağustos 10, 2009

bw4
İneklerin dünyadaki metan gazı salınımının ¾’ünü gerçekleştirdiğini, metan gazının karbondioksit gazından 20 kat daha fazla sera gazı salınımı etkisi yarattığını ve  ABD’de bulunan inek ve domuzların 4 milyon arabaya eşdeğer sera gazı salınımı oluşturduğunu hatırlatarak “karbon ticareti” konusuna bodoslama giriyorum. Geçenlerde kendi bloğumda gelecekte ineklerin ağırlıklarına göre metan gazı vergisi verecekleri konusunda bir yorum yapmıştım. Ama Amerikan EPA (Çevre Koruma Ajansı) Haziran 2009 başında getirdiği teklifle ağırlığa göre değil birim olarak; süt ineklerinde 175 USD, et ineklerinde 80 USD, domuzlarda 20 USD vergi almayı teklif etti. Demekki ineklerin arkasına torba bağlayarak gazı toplayan üreticiler bu vergiyi ödemedikleri gibi belkide topladıkları gazdan enerji elde ederek para kazanacaklar. Bu habere bakarak “karbon kredisi” konusunun ne kadar ne kadar önemli bir iş olduğunu görmemek elde değil. Gerçi Türk işadamları yenilenebilir enerji işine girdiklerinde hemen birde karbon kredisi konusunda şirket bile kurmayı düşündükleri bu dönemde onlara daha yaratıcı öneriler yapmak benim boynumun borcudur.

IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), dünyadaki yıllık yaklaşık 30 milyon ton olan CO2 salınımının %2.7′sini oluşturan ticari gemiler için yeni bir indeks geliştiriliyor: EEDI (Enerji Verimliliği Dizayn İndeksi). Belirli bir tarihten sonra üretilecek tüm gemiler için motordan, gövde tasarımına, pervane seçimine kadar tüm parçaları birleştiren bir metodoloji ile gemilerde EEDI endeksi oluşacak. Çalışma Mart 2010 da pilot olarak başlayacak. Araba üreticileri ürünlerini pazarlarken km’de atmosfere saldığı CO2 miktarını gram olarak bildiriyorlar. Bunun gibi diğer çalışmlaarda aslında bireysel karbon ticaretinin alt yapısını oluşturacak çalışmalardır. Bireysel karbon ticareti fikri ve projesi  1997 yılında çevre yazarı David Fleming’in “Tradable Energy Quotas” adlı makalesini yayınlaması ile başladı. Fleming’in makalesine göre projenin amacı küresel ısınmaya karşı koymak ve enerji kıtlığı olduğu dönemlerde enerji dağılımını adil bir seviyeye taşımaktı. Bireysel karbon ticaretinde, her bireye yıllık olarak atanacak bir karbon kotası  söz konusu olacak. Karbon ayak izi sağlayacak her türlü harcama ünite bazında bu kotaya eklenecek veya çıkarılacak. Örneğin toplu taşıma ile yolculuk yapıldığında karbon kotasında ünite olarak bir artış sağlarken, taksi ile yolculuk karbon limitini birkaç ünite azaltacaktır. Sahip olduğu karbon kotasını dolduramayan kişiler barter benzeri bir yöntemle karşılığında mal veya hizmeti, bu kotayı dolduran bireylerle değiştirebilecekler. Bu aslında İngiltere Dışişleri bakanı David Milliband’ın fikri ve kendi blogunda (yanlış duymadınız) anlatmış. Ben bu fikri fazlasıyla destekliyor bir parça daha ileri giderek bir örnekle anlatmak istiyorum. Devamını oku →

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog