Aylık arşiv:Ekim, 2006

Televizyonun Geleceği

09 Eki
Ekim 9, 2006

Platin dergisi Ekim’06 sayısında çıkan söyleşimde “Televizyon tarihe karışacak” başlığına bağlı olarak bazı e-mailler aldım. O yüzden bu konuyu daha net olarak açıklamakta yarar görüyorum. Öncelikle bir ürünün tarihe karışması için tüm dünya’da kullanımının bitmesi gerekiyor. Bu TV için tabii ki önümüzdeki kısa dönemde mümkün değil. Birçok geri kalmış ülkedeki TV sahipliğinin gelişmiş ülkelerdeki araba sahipliğinin altında olduğu göz önüne alırsak TV için daha ömür biçmemiz doğru olur. Ama TV’de adı aynı kalmak şartıyla çok önemli gelişmeler olacağı kesin. Öncelikle LCD teknolojisi ve bağlı olarak kablosuz teknolojisi ile TV, önümüzdeki 3 yıllık dönemde gelişmekte olan ülkelerdeki orta sınıfın çok rahatlıkla sahip olabileceği bir noktaya gelecek. Daha sonra “3 boyut” teknolojisi evleri süslemeye başlayacak. Bilgisayar oyun pazarının hızlı gelişimi “3D Holographic-Holografik” gözlük teknolojisini de geliştiriyor. “Mobile Media Player-Mobil Medya Oynatıcılar” pazarı zaten iPod ile derinlik kazanmaya başladı. Buna Microsoft’un bu yıl sonunda çıkaracağı “Zune” dahil oldu. Zune kablosuz sürümü ile de çıkacağı için kablosuz LCD’ler ile seyredilmeye başlanacak. Mobil TV de buna eklenince kullanıcıların sabit TV’lere olan eğilimi azalacak ve isteyen herkes istediği yayını istediği yerde seyretmeye başlayacak. Şu anda LCD’leri daha çekici hale getirmek için “Autostereoscopic Ekran” üzerinde yoğun çalışma var. Bu ürünlerin piyasada yaygın olarak kullanılabilmesi için “HD Stereo Kamera” teknolojisinin yaygınlaşarak film ve programların bunlarla çekilmesi gerekiyor. IMAX teknolojisinde 3D çekimi izlerken gözlük kullanmak gerekirken bu teknoloji de gözlük kullanılmıyor ve bu durum da doğal olarak da kullanım hızını destekleyecek.

TV’nin geleceği ile ilgili “Gelecek Senaryosu” nu yukarıda açıklamış olduğum trendleri analiz edip yorumlayarak oluşturdum. Burada önemli hızlandırıcı faktörlerin arasında ayrıca DRM (Dijital Kullanım Hakları Yönetimi) konusunda önümüzdeki 2-3 yıl içinde yaşanacak çok önemli gelişmeleri, Microsoft’un iPod ile yaşayacağı çok önemli savaşı, LCD üreticilerinin inanılmaz rekabetini, Ar-Ge’nin Güneydoğu Asya da yapılmasından dolayı yakalanan çok önemli maliyet avantajlarını, çocukların ve gençlerin artık tekrar eden içerikten eskisi kadar zevk almadığını (yani hep daha yeninin peşinde olmalarını) göz önüne alabiliriz.

O yüzden konvansiyonel TV’nin önümüzdeki dönemde tarihe karışması zaten kaçınılmaz oluyor. Ama Türkiye’nin halâ tüplü TV ürettiğini dikkate alırsak geçiş süreci yaşanacağı kesin.

Yeniden “Baby-Boomers”

02 Eki
Ekim 2, 2006

Forbes Türkiye bu sayısı ile 1. yılını tamamlamış bende sizlerle 12. yazımı paylaşmış oluyorum. Forbes Türkiye’ye nice yıllar diliyorum. Ben Forbes Türkiye’de gelecek ve teknoloji dokunuşlarını ihmal etmeden, güncel konulara farklı bakış açıları getirmeye çalıştım. Kaybolmaya yüz tutan markaların hatalarından, sinemanın geleceğine, yeni teknolojilere uyum zorluklarımızdan, ülkemizin Bor’a bakışına kadar güncel konulardı bunlar. Marka konusunda aslında iki yazı yazdım. Kasım 2005′de Türkiye’nin markalar  yaratma zorunluluğuna örnek olarak hazır markaların satın alınması yolunun tercih edilmesinin iyi bir alternatif olduğunu belirtip 2005 yılı Mart ayında Narin Grup tarafından satın alınan “Karaca” markasından bahsettim. “Burada markanın yeni sahibine düşen görev, markanın özellikle Baby Boomers kuşağına yönelik olduğunu bilerek, eski muhafazakâr tasarım anlayışını hızlıca terk etmesi ve gençlere yönelmesi.” dedim. Narin Grup, Karaca’nın ürün ağacını, erkek ve bayanlarda gömlekten eteğe bluzdan pantolona kadar yaymış ve bu yıl 300,000 parça ile 10 Milyon USD ciro hedefliyormuş. Hem de çizgisini çok yenilemiş, hedef kitlesini çok gençleştirmiş . Bu doğru strateji ile başarılı olacaklarına eminim.

Bu sayıda Baby Boomers kuşağına hatta en yaşlı kuşağa “Silent” kuşağa da değineceğim. Son yirmi yılda pazarlama ve reklamcıların genelde genç nüfusu (X ve Y kuşakları) hedef aldığını gördük, sanki dünyada herşey gençler içinmiş gibiydi mesajlar. Ancak son yıllarda  yaşlı nüfusun hedef alınmaya başlandığı ürün ve hizmetler geliştirilmeye başlandı. 1946-1964 arasında doğan Baby Boomers kuşağı, 2. Dünya savaşından sonra azalan nüfusun hızlıca toparlanması için verilen desteğe paralel olarak hızlı çoğaldı. 1946 yılının savaş sonrası dünyasına gelen ilk bebeklerden itibaren bu kuşağın ABD ekonomisi üzerinde çok etkisi oldu. Öylesine ki: 1980′lerin ortasından itibaren Baby Boomers ABD içerisinde elde edilen toplam kişisel gelirin yarısını kazanıyordu. Bu kuşak çok önemli teknolojik gelişmeleri yaşadı. Çocukları ile aralarında teknoloji ve bilgiye ulaşma imkanları açısından inanılmaz bir uçurum oluştu. Bu uçurum onları öğrenmeye zorluyor. Hatta  ileriki yaşlarda tekrar üniversiteye giden orta yaş üstü insanlar görmekteyiz.

ABD’de  ve diğer ülkelerde Emeklilik Fonları gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bu fonlar aynı zamanda Sermaye Piyasalarına, Risk Sermayesi gibi yatırımlara akmakta dünya ekonomisine büyük destek olmaktadır. Ancak başta da söylediğim gibi dünya ekonomisinin en önemli kaldıraçlarından biri olan Baby Boomers kuşağı şimdi yaşlanmaya ve emekli olmaya başladı. Ortalama yaşam süresi 78 olarak saptanan bu kuşağın. emekli oldukça birikimlerini bozup harcamaya başlamaları normaldir  önlerinde bu birikimlerini harcayacakları çok uzun bir süre oluşmuştur, yani yaşam süreleri artmıştır. Bir başka dikkat çeken nokta ise 40 yıl içinde emekli/çalışan oranının ½ oranında artacak olmasıdır. Bu durum tasarruf edilecek emekli birikimlerinin de hızla azalması demektir. Diğer bir potansiyal sorun da bireylerin daha az çocuk yapma eğilimi onların miraslarının da gelecek nesiller yerine kendi veya aileleri adına kurulmuş vakıflara kalmasına, vakıfların büyük şirketleri yönetir hale gelmesine yol açacak.

Yaşlanan nüfusun makro ekonomik etkisi ne olursa olsun Baby Boomers kuşağı birçok sektörde önemli ölçüde etkili olmaya devam edecektir. Sağlık sektörü bunlardan biridir. O yüzdendir ki sağlık sektöründe yatırımlar çeşitlenmekte ve teknoloji ile desteklenmektedir. En önemli gelişme gösterecek sektör Turizm olacak. Ama Baby Boomers kuşağı güneşi değil daha serin ve nemi az olan yöreleri tercih edeceği için bugüne kadar dikkate bile alınmayan tatil yörelerinin ön plana çıkması işten bile değildir.

Baby Boomers kuşağı fazla güç harcamadan birçok servisi almak isteyeceği için Turizm’de her türlü hizmetin içinde verildiği “Cruise” gemiler şimdiden ön plana çıkmaya başladı. Bu gemiler birden fazla ülke ve şehre uğrarken aynı zamanda kumar dahil onlarca hizmeti müşterilerinin ayaklarına getiriyor. “Kumar” sadece Cruise’ların değil çok sayıda bölgenin önemli gelir kaynaklarından. Las Vegas’ın nüfusu son 10 yılda 600,000′den 2 Milyon’a çıkmış durumda. Ayda 6,000 kişi şehre taşınıyor. Eskide kumar Las Vegas için büyük bir gelir kaynağı iken bu oran geçen yıl itibariyle neredeyse %50 altına düşmüş durumda. Bunun nedeni de artık insanların sadece tek bir amaç için tatil yapmak istememeleri.

Açık arttırma, ihale, eşleme, e-ticaret portalları için büyük ekipler kurararak “yaratıcılık, girişimcilik, kuluçka yapı oluşturmak” artık 90′lı yılların nostaljisi haline geldi. Asıl yaratıcılık müşterileri iyi analiz etmekte ve onlara istediği hizmeti sunmakta yatıyor. Örneğin benim Türkiye de en beğendiğim ve çok da başarılı girişimlerden biri olan “Yemek Sepeti”nin alt yapısı 299 USD’ye Internet’ten satın alınabilen AceFlexB2C yazılımı ile hazırlanmıştır. Baby Boomers kuşağını iyi analiz edenler onlara Y ve Z kuşaklarına yaptıkları satışlardan  Çok daha fazla satış yapabilirler.

Bunun yanında “Sosyal Ağ” portalleri hızla büyüyecek ve 5 yıl içinde çok büyük bir konsolidasyona gidecektir. Baby Boomers kuşağı yaşlandıkça boşanmaları artsa da yaşlılığını beraber geçirmek için mutlaka kendine hayat arkadaşı arayacaktır. Aslında bunu bir örnekle de pekiştirmek istiyorum: Halam 67 yaşında (Silent Kuşağı üyesi) Web’de uzun süre görüşerek tanıştığı “eniştem” ile geçen sene evlendi. Şimdi ise çok mutlu. Bu örnek aslında eski kuşakların teknolojiye ne kadar ilgili olduklarını ve sunulacak teknolojik hizmetlerde onların hafife alınmaması gerektiğini gösteriyor.

Forbes Eylül 2006
 

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog