Aylık arşiv:Kasım, 2003

Geleceğin Alışveriş Merkezleri

08 Kas
Kasım 8, 2003

Geleceğin Alışveriş Merkezleri için birçok fikir var. Bu fikirlerin kesişme noktası ise kapalı ve büyük mekanlar olacakları. Zaten şu andaki merkezler de bu konseptin ürünü. Şu anda ulaşımın kolay olması açısından metro durak çıkışlarına yapılan bu merkezler gelecekte havaalanı yakınlarına hatta içlerine taşınabilecekler. Yolcu sayılarının artması havaalanlarının bu trafiği kontrol edemez hale gelmesine doğal olarak ta kalkış ve iniş slot (izin) larını ihale ile yapmasına neden olacak. Bugün Londra Heatrow havaalanından yıllık £ 1 Milyar bu yolla gelir bekleniyor. Bu durumda havayolları bunları karşılayabilmek için birleşecekler, ucuza uçuran şirketlerde daha küçük havaalanlarına yönelecekler ve transit yolcuların havaalanlarında harcayacakları bolca zamanı olacak. Bu zamanı yolcuları alışverişe yönlendirebilmek önümüzdeki yüzyılın en karlı işlerinden biri olarak tanımlayabileceğimiz olan havaalanı işletmecileri için en büyük gelir kaynağı olacak. Mekan nerede olursa olsun yerin üstü yerin altından her zaman daha ucuz kiralanacak. O yüzden vitrin ve depoların birbirlerinden ayrılacağını düşünüyorum.

İnternet üzerinden yapılan alışverişin %100′e ulaşıncaya kadar insanların sevdikleri ürünleri deneyerek almaya devam edeceğini biliyoruz. Bir spor giyim mağazası örneğini ele alırsak; müşteri önce ayağının tam ölçüsünü (eğer mağazada kayıtlı değilse) “Elektronik Numara Ölçüm Cihazı” aracılığı ile mağaza merkezi sistemine iletecek. Sonra karşısındaki ekranda tarayarak beğendiği ayakkabının renk ve/veya desen opsiyonunu da gene karşısındaki ekrandan seçecek. Merkezi sistem yerin altındaki tam otomatik ve insansız depo’dan istenen ayakkabıyı müşterinin bulunduğu kabine transfer borusundan pünomatik fırlatma ile yollayacak. Müşteri giyip beğendiği taktirde ödemeyi kabindeki otomatik ödeme noktasına yapıp mağazadan çıkacak. Eğer beğenmezse ayakkabıları kutuya koyup depo ya geri gönderecek. Basit önlemler olarak; geri göndermediği taktirde kabin kapısının açılmaması, ayakkabılarının karışmaması açısından her ayakkabı tekinde RF tag bulunması ve tag’in okunarak transfer borusunun açılmasını sayabiliriz. CRM uygulamaları açısından müşterinin zevklerine ve daha önceki alışverişlerine göre ürün ve renk önerileri gene kabindeki ekrandan müşteri ile interaktif olarak yapılabilecek. Bu arada böyle bir sistemde satılacak ürünlerin çok iyi depolanabilmesi açısından paketleme şekilleri önem kazanıyor.
Örneğin Türkiyede piyasaya sürülen T-Box ürün ailesi depolama açısından muhteşem kolaylık sağlıyor. O yüzden Boyner grubunu böyle bir vizyona hizmet ettiği için şimdiden kutlamak gerekiyor.

Sağlık Merkezlerinin Alışveriş Merkezleri ile iç içe geçeceği konusundaki inancıma dayanarak özellikle check-up’ların da çok rahatlıkla yapılabileceğini düşünüyorum. Alışveriş merkezinde bulunan gelişmiş bir sağlık ünitesi, müşterilerin istedikleri anda sağlık kontrolünden geçmelerini ve acil durumlarda hızlı müdahale edilebilmesini sağlayacak. Retina tanıma veya benzeri biyometrik tanıma yöntemleriyle her kullanıcıyı tanıyan ve kişisel bilgileri merkezi olarak saklayan sistem, aynı kullanıcı tekrar kontrole geldiğinde, vücudun son durumunu daha önceki tarama kayıtları ile karşılaştırarak, değişiklikleri ve rahatsızlıkları saptayacak. Tarama sonuçları on-line aile hekimine gönderilerek gerekli tedavi metodları ve reçeteler hazırlanacak. Reçeteye bağlı olarak ilaçların sağlanması gene ayakkabı örneğinde olduğu gibi ilaçların Ecza Otomatı (yerin altındaki insansız tam otomatik depo ve pünomatik transfer borusu aracılığı ile) olacak. Ayrıca Kontrolden geçen kişi sağlık durumu ile ilgili olarak bilgilendirilip eğer akıllı sağlık kartı varsa ona da işlenecek. Bu sistemin kullanıldığı yıla göre akıllı sağlık kartına gereksinim kalmadan her şeyin on-line alınması da mümkün olabilecek. Ayrıca kan alma cihazın deriye basit teması ile sağlanıp yapılacak ve test sonuçları anında alınacak.

Vücut taraması için çeşitli yöntemler söz konusu: Tera-hertz (T-Işınları) adı verilen ve günümüzde yeni geliştirilmekte olan yöntem, Pet ve Elektron Tomografi. T-Işınları ile yapılan kontroller, diğer tekniklerin “göremediği”, derinin birkaç milimetrelik derinliğine nüfuz ediyor. X ışınları ve MRI taramaları daha derin dokuları gösterdiği halde, optik görüntüleme, esasen yüzey özelliklerini gösteriyor. T-ışınları iyonize edici olmadıkları için, X ışınları gibi aynı sağlık risklerini taşımıyor .

T-Işınlarının kanseri teşhis etmede kullanılmasına dair umutlar, Cambridge’de bulunan TeraView adında bir firma tarafından, doku örneklerinde yapılan deneylerle artmıştır. Firma, şimdi insanlardan elde edilen ilk T-Işını görüntülerini sunmaktadır. Bu görüntüler, deri kanserlerinin, yüzeyin altında bulunan ve doku alınmadan görülemeyecek olan uzantılarını göstermektedir. İşte bu çalışmadan yola çıkarak bu ışının gelişmiş olarak kullanılacağını düşünüyorum.

Vücut Taraması sisteminin bir diğer yönü ise, kişinin periyodik sağlık kontrolünü sigorta şirketinin takip etmesi. Şayet müşterinin, sigorta kayıtlarına göre periyodik sağlık kontrolüne girmesi gerekiyorsa, Alışveriş Merkezine giren müşteri bir mesaj aracılığıyla bilgilendirilerek kontrole davet edilecek.

Gelecex  Kasım 2003

Winglet (Kanatçık)

04 Kas
Kasım 4, 2003

“Bu fikir, beni yıllarca meşgul etmiştir. Süzülerek uçan kuşların tepe tüyleri üzerine bir makale okumuştum. Akbabaların ve kartalların tepelerinde bu tür tüyler bulunur. Bu fikri bir uçakta denemeliyiz, dedim. Denedikten sonra da, bunu gerçekleştirmenin zamanı geldi, diye düşündüm.

Yirminci yüzyılın başında, bir mühendis, girdap etkisini azaltmak için; tepeye, düşey kanatlar takılması gerektiğini ileri sürdü. Oraya yassı tabaklar koydu. “Eğer gerekli enerjiyi sağlarsanız, bir çiftlik kapısını bile uçabilirsiniz dedi.” Yassı tabakların kullanılması, girdap etkisini azaltmak için son derece zayıf bir yöntemdi. Böyle bir şeyi, kanatların tasarlanmasında olduğu gibi, daha dikkatli ve daha iyi bir şekilde tasarlamalıyız, diye düşünüyorum. Onlara, hep girdap difüzörü demeyi düşündüm, fakat bu biraz fazla bilimsel oluyor.” İşte öncelikle yeni nesil Boeing uçaklarında görmüş olduğumuz ve kanatların uçlarındaki 2.5 metre yüksekliğindeki dikey kanatçıkların yaratıcısı Richard Whitcomb’un yorumları.

Uçağın icat edildiği tarihlerde bile var olan Kanatçıklar ancak artan yakıt fiyatları ile mücadele eden uçak üreticilerinin son yıllardaki yoğun istekleri sonucu Richard Whitcomb tarafından bulundu. Yakıt, tırmanma gücü, ses konusunda %5-7 tasarruf ve iyileştirme sağlayan bu buluş havayolu firmaları için de uçak seçiminde önemli bir kriter haline geldi.

Tekerlekli Valiz

1972 yılına kadar valizlerimizi hep elimizde taşıdık ama hiçbirimiz valizlerimize tekerlek takmayı akıl edemedik. Nisan 1972′de Amerikan Patent İdaresi’nden David Sadow tarafından alınan, 3,653,474 sayılı patentte, ürün tanımı,”tekerlekli valiz” olarak yapılmıştır. Dünyanın ilk tekerlekli valizi, Fall River’da bulunan bir fabrikanın arka odasında üretilmiştir.

Bu, New Bedford’lu bir Yahudi delikanlısının, valiz endüstrisinde nasıl bir devrim yaptığının hikayesidir. Hikayenin başlangıcı şu şekildedir. Bay ve Bayan Sadow, Aruba tatilinden dönüyorlardı. Puerto Gümrüğünden geçerken, iki ağır valizi taşımak zorunda kaldılar. O anda, tekerlekli bir kızakta büyük bir makine taşıyan hamal geçti. Bay Sadow, karısına, “Harriet, ihtiyacımız olan işte o, valizlerimize tekerlek” dedi.

Tatilden sonra, fabrikaya döndü, bir valizin altına dört tane tekerlek taktı, kulpundan bir iplik geçirdi ve valizi bu şekilde, kayınpederinin ofisine götürdü. Kayınbiraderi ve patronu olan Sydney S. Feinberg, valize şöyle bir baktı ve “sen delisin”, dedi. Azimli olan Bay Sadow, tekerlekli valizde değişiklikler yaptı ve New York’a gitti. Valizi, oradaki beli başlı Macy’s, Gimbel’s ve Saks mağazalarında tanıttı. Hiçbiri beğenmedi. Bay Sadow, en sonunda, Macy’s müdür yardımcılarından birini, bunun iyi bir düşünce olduğu, ve başkan yardımcısının birkaç ay önce, bilinçsizce ortaya atmasından beri, Bernie’nin bu fikri geliştirdiği ve Macy’s firmasının, valizlerin altına tekerlek takılması fikrine sıcak baktığı konusunda ikna etti. Diğer valiz üreticileri, karşı çıkana kadar ve mahkeme aracılığıyla patenti sona erdirene kadar, United States Luggage, tekerlekli valizin patentini, beş yıllığına aldı. Valizde tekerlek olması gibi yeni bir fikir, uzun süre, bir kişinin elinde kalamazdı.

Bay Sadow’un tekerlekli valizi, herkesin de bildiği gibi kusursuz değildi. Valizler, devriliyordu. Bay Sadow, tam çözüm bulduğunda emekli bir Northwest Airlines pilotu 1993 yılında, iki tekerlek üzerinde hareket eden yumuşak kenarlı bir dikey valiz icat etti. İşte bugün kullanmakta olduğumuz dikey tekerlekli valizler sadece 10 yıl önce icat edilmiş oldu. Hem de devamlı valiz taşımaktan beli tutulan bir havayolu pilotu tarafından.

Gelecex Kasım 2003

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog