Yeni İstanbul Deniz’e Taşınmalı

26 Ara
Aralık 26, 2016

15355779_1160565967352670_6958052394964936880_n
Geçen Cuma (23/12/2016) günü Yeni İstanbul’un niye denize taşınması gerektiğini TV Net’te Para Politik Programı’nın 2. Bölümünde konuştuk. İlk bölümde ise Hyperloop’u ve Otonom Araçları konuştuk.

Denizde Yaşam fikri çok hızlı gelişiyor. 2008 yılında kurulan ve Denizde Yaşamı destekleyen SeaSteading Enstitüsü artık yaşamın denize kaymasını öneriyor.
denizde-yasam-1
Öte yandan yukarıdaki çizimde görülen Denizde Yaşam konseptini 2002′de arkadaşlarımla tasarlayıp 2004 sonrasındaki Gelecek Konferanslarımda paylaşmıştım.
Devamını oku →

Önyargılarımızın ve Bilinçaltı’mızın Başımıza Açtıkları… Bir de Dinlemeyi Öğrensek

11 Ara
Aralık 11, 2016

Yeni fikirleri dinlediğimizde bu veriler bilinçli bir biçimde işlenmeye başlamadan egomuz devreye girer ve bizi bu fikirlere karşı mücadeleye sokar. Benliğimiz ne güzel kendi halinde duruyordur. Niye değişmesini istesin ki?

Bunun üstesinden gelmenin tek nedeni dinlemeyi öğrenmektir. alçak gönüllülük Ego’nun düşmanıdır. Bunu becerenler yeni fikirleri hızlıca benimserler.

Yeni fikirleri, farklı fikirleri olanlar niye toplumda kabul görmezler? Bu toplumsal egonun yüksekliğindendir. Patronlar yüksek Egolu olduğu sürece iyi yönetici çalıştıramaz. Hele ki Danışmanlarla hiç çalışamaz. Egonun besini hızlıca ve haksız yükselme ve eğitimsizliktir.

Önyargılarımız yeni fikirlerin önünde büyük engeldir; Genelde kendi deneyimlerimizden değil, çocukluğumuzda bize dayatılan fikir ve görüşlerden oluşur. “Önyargılarımız kötüdür.” Demek yanlıştır. Ama bizim tecrübelerimiz değildir.

Basit formüllerle açıklarsak:
Benlik = Bilinçli Zihin = Ego
Ön Bilinç = Toplumsal faydadan çok ahlâk ilkeleriyle tetiklenen Süper Ego’nun bir kısmı
Bilinçdışı = Bilinçaltı = Süperego’nun kalanı = İD (İlkel Benlik)
Devamını oku →

OHAL’e Türkiye ve Yabancı Yatırımcının Bakışları Niye Farklı?

26 Kas
Kasım 26, 2016

bakan-zeybekciTürkiye’nin son dönemdeki çıkışlarıyla gerçek dostlarını ayır edemediği kanısındayım. Elbette dost ülke olmayabilir. Ama en azından zarar gelmesi çok az muhtemel olan ülkeler var dünyada. Bunlardan biri Japonya’dır. ABD ile çıkarlarımızı paralel tuttuğumuz sürece o da dost ülke sınıfındadır. Ama Amerika ile çıkarlarımız Rusya ile sınırımız olması nedeniyle hep çatıştı. İŞİD konusundaki politikamız baştan beri güven vermedi. Çok karar ve yön değiştirdik. Sonra şımarık çocuk gibi istekler ve tehditlere başladık. İş Rusya’dan S-400 savunma sistemi alma ihtimaline kadar gitti. Şangay Beşlisi gibi bir yapının içinde yer almak bize ne kazandırır ancak yaşayarak anlanır ama “Müzakere” sistematiğine sahip olmayan ülkelerden oluşan masada oynanan pokerdeki 5 benzemez’den Flash Royale çıkmayacağı kesindir.

Japonya ile Big Brother sorunumuz yok. Sınırımız da yok. Enerji bağımlılığımız da yok. İşin ilginç yanı Japonlar, şımarık Avrupalılar gibi siyaseten bir ülkeye asla karışmak istemiyorlar.

Durum böyleyken Japonlar Türkiye hakkında ne düşünüyor? Bugün Japon Dışişleri Bakanlığını Diplomatik kimliğimle ziyaret ettim. Onların görüşlerini aldım. İnanın o kadar mutlu oldum ki anlatamam. Çünkü Japonlar FETÖ konusunda bizimle hemfikir. Türkiye’nin müthiş bir geleceği olduğunu söylüyorlar. Siyaseten hiç fikir yürütmüyorlar.

Aması var tabii. OHAL sonrası Türkiye’ye Japonya’dan giden firma sayısının azaldığını söylüyorlar. OHAL’in Türki ekonomisi üzerinde büyük bir engel olduğunu söylüyorlar. OHAL’e siyasi değil ekonomik olarak bakıp, bizi bir dost olarak uyarıyorlar.

OHAL Türkiye için öncelikle siyasi ama dostlarımız açısından bakıldığında ekonomik yönünün gözden kaçırılmaması gerektiği anlaşılıyor.

Umarım Türkiye önemli bir yol ayrımında olduğunu ve yaşamakta olduğumuz ekonomik oynaklığın sadece dünyadan kaynaklamadığını anlar ve gerekli önlemleri alır. Bu tabi Sayın Bakan’ın kararsız AK Parti tabanını sevindirmek için sözsel olarak yaptığı Ben OHAL İstemiyorum Kardeşim! çıkışı ile sınırla kalmaz.

Akraba Manas ve Hitay’lar Niye Düşman Oldu?

23 Eki
Ekim 23, 2016

1977-08-00-03
Manas ve Hitay’lar akrabadır. Dolayısıyla eski ortağım E. Hitay ile ben de akrabayım. Yukarıdaki resim 1977 yılında çekildi. Yani birbirimizi 40 yıla yakındır tanırız. Aslında Manas ve Hitay’ların düşmanlığı diye bir durum da söz konusu değil. Aşağıda uzun bir blog yazısıyla anlattığım ve son bölümde de net olarak özetlediğim, Hitay’ın Manas’a olan engeleyemediği takıntısı mevcut.

Bugün Hürriyet Gazetesinde sevgili Jale Özgentürk‘ün Manas’ın borcu Hitay’ın ayıbı! başlıklı yazısı ile biraz daha okuyucu kitlesine ulaşacak bir durum ve açıklama zorunluluğu ortaya çıktı.

Borç, 2009 yılında İddaa (Inteltek) hisselerimizin Yunanlı Intralot firmasına satışı sonrasında firmanın bize 2005 yılı kâr payı ödemesini stopaj kesintisiz yapması, 2009 yılında Teknoloji Holding’den bunu talep etmesi, Teknoloji Holding’in bunu ödememesi (ki ortak karar alıp bu para o zaman ödenmiş olsaydı borç aslı kişi başı 440,000 TL’ydi. Ama bu kararı Hitay, o zaman tek başına sahip olduğu Teknoloji Holding adına bana sormadan kendisi aldı), Intralot’un Teknoloji Holding’e aynı yıl dava açması, 2014 yılında davayı kazanması, 2015 yılında da Yargıtay onayı ile borcun Teknoloji Holding tarafından ödenmesi üzerine dayanıyor. Ben, Teknoloji Holding hisselerimi devretmeme rağmen, ortaklığım süresince oluşacak borçlardan sorumlu olduğum için, Hitay’ın borcun yarısını bana rücu etmesi çok doğal. Doğal olmayan ise aşağıda detaylı anlattığım gibi bu borcun oluşmadığı tarihten önce bana olan her türlü saldırıları sonucu Hitay’ın aldığı mahkumiyete rağmen iflah olmaması, adıma açtığı çakma blogspotlar üzerinden mesnetsiz hakaretlere devam etmesidir. Ben kendisine o dönemde de söylediğim gibi borç aslı takipteki rakamın 1/5i oranındaki bu rakamı ona asla ödemeyeceğim. Kendisinin tebligat olarak şirket adresi bulamaması doğal. Brightwell Türkiye’deki İrtibat Ofisini resmi olarak kapadı. Fon olarak ortağım Zamier Ahmed’in ikametgahında Londra’ya taşındı. Türkiye’de sadece iletişim/ posta adresi var. Konsolosluk adresim internette var. Ama Konsolosluk haczedilemediği için oraya kendisini buyur etmeme rağmen gelmiyor.

Jale Özgentürk’ün teknik detaya girmediği bir konu var. Siz alacaklı olduğunuz bir insana Haciz Bildirimini Türkiye’deki 500 büyük firmaya (alfabetik sırada), dergi ve gazetelere, derneklere ve de alacaklısı olduğunuz kişinin Facebook ve Instagram arkadaşlarına yaparmısınız? Yaparsanız amacınız bellidir. Kanunda boşluk vardır. Hitay sayesinde bu boşluk da fark edilip yeni bir düzenleme yapılacaktır.

Zamanında Hitay, şirketinde kendisinden gizli evlenen bir çifti işten atmış, sonrasında TBMM’ne soru önergesi bile olmuştu. Doğal olarak onun boşlukları kullanma kurnazlığı sayesinde bu boşluk da düzeltilir. Mağdur olan yüzlerce insana başkaları eklenmez.
Aysel Hitay 1
Babam Oğuz Manas‘ın teyze kızı Aysel Hitay (Aysel abla)’ı neredeyse kendimi hatırladığımdan günden beri tanırım. Çocukluk yıllarımda annesi rahmetli Necile teyze ve ablası Ayla (abla) ile Nergis-Karşıyaka’da yaşardı. Bayramlarda ısrarımla ilk önemli durağımız orasıydı. Bahçelerindeki tavukların altından yumurta alır, o anda kırıp yer, onlarca çeşit hayvan ile vakit geçirirdim.

Geçenlerde İzmirlileri kent ulaşımında tarihi bir yolculuğa çıkaracak Kent ve Ulaşım Sergisi açıldı. Eski teleferik vagonundan itfaiye kamyonuna, troleybüs’ten 1939 model makam aracına kadar ilgi çekici pek çok tarihi objenin sergilendiği sergi 1 yıl boyunca Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nde geziliyor.
Aysel Hitay 3
Sergide Aysel abla’nın 1940 yılında bindiği bisiklet de var. 2004 yılında Koç Müzesine hediye ettiği bisikleti burada sergilenmesi için getirdi. Aysel abla, 25 yıl boyunca Yeni Asır Gazetesinin Kadın Dünyası Koordinatörlüğünü yaptı ve 2009 yılında gazetenin şu anki Genel Yayın Yönetmeni sevgili Şebnem Bursalı‘dan 25. Yıl Teşekkür Plaketi aldı. Gazetedeki görevinin yanında İzmirli kadınları örgütledi, eşitlik ilkesini sürekli onlara aşıladı.
Yeni Asir Tulin Manas
Öte yandan Halam Tülin Manas ise diş hekimliği yaptı. O da İzmir’de Aysel abla ile beraber kadınlara yönelik birçok faaliyette bulundu. Sürekli öğrenmeye açık ve kendini geliştiren bir insan oldu. 68 yaşında ICQ kullanmaya başladı. 2005 Nisan’ında Internet üzerinden yaşıtı Ercan (abi) Ünalan ile tanıştı. Yazıştılar ve sadece 1.5 ay sonra 2005 yılında evlendiler. Yeni Asır Gazetesinden sevgili Nil Aksüyek, Tülin halam ve Ercan abi ile röportaj yaptı. Ben de bu haberi Internet Evlilikleri adı altında 23 Ekim 2008′de blog yazısı yaptım.

Arama motorlarında “alphan manas adlı ruh hastası bir ortağım vardı” diye arama yaptığınızda karşınıza gelen ve adıma düzülen methiyelerin hepsi E. Hitay‘ın ürünüdür. Mahkeme kararı ile sürekli engellememize rağmen kendisi vazgeçmeden inatla saldırmaya devam ediyor.
2012-08-16_Vatan_Holding_Sahibinin-Kufurlu_Mesajlari
Devamını oku →

Ön Yargılardan Arınmak İçin Elimize Fırsat Geçti.

29 Tem
Temmuz 29, 2016

2016-07-27_Yeni Asir_Oguz Manas
Aslında ilk darbe girişimi 17-25 Aralık’ta o kadar zekice yapılmıştı ki bizler ve muhalefet partileri olayın Darbe Girişimi kısmına değil, Rüşvet ve Yolsuzluk kısmına odaklandık. Muhalefet “Evet bu bir darbe girişimidir. Suçlular cezalandırılmalıdır. Rüşvet ve yolsuzluk da vardır. Bunun da en yakın zamanda soruşturulması gerekir.” demiş olsa ve darbe girişimine odaklansaydı bugün durum çok daha farklı olurdu. Elbette filmin sonunu seyrettikten sonra filmi anlamak çok kolay. O günkü konjonktür buna asla izin vermezdi. O yüzden o tarihteki darbe girişiminin içindeki “zeka” inanılmazdı.

AK Parti iktidara geldiğinden beri özellikle CHP’li seçmen büyük bir korku yaşamaya başladı. Özellikle 2009 sonrası korkuları daha da arttı. Öte yandan Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra inanılmaz korunmacı davranmaya başladı. Yasama, Yürütme ve Yargının kontrolünü mümkünce eline almaya çalıştı. Bu halkın üzerindeki korkuyu daha da arttırdı. Ön yargılar o kadar güçlüydü ki FETÖ bunu çok iyi kullandı.
Devamını oku →

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog