‘Türkiye Başarılı Olamaz’ı değil, ‘Şu Anda Elimizdeki Bilgi Birikimi ve Vizyon İle Niye Hemen Başarılı Olamayız?’ı Konuşmalıyız

31 Oca
Ocak 31, 2016

20160113_105159

Bloomberg HT‘de “Üst Düzey” Progamında sevgili Arzu Maliki ile “Girişimcilik, Üniversitelerin Girişimcilikteki yeri, Yerli Otomobil” gibi konularda sohbet ettik. Her zamanki gibi konuya damardan girdim. Seyredenler de ‘Sürekli eleştiriyor. Sanki kendisi bir çözüm getirebiliyor mu?’ diyebilir. Ama ben her eleştirime bir çözüm ile yaklaşırım. Aynı şey kendi mi de eleştirdiğimde geçerlidir. O yüzden ‘Keşke’ yerini, ‘Bir kez daha o günkü şartlarda karar vermem gerekirse bu kararı neden vermem’e bırakmalıdır.

Programı seyretmek için Tıklayın

 

 

Yaşamımızda “Deniz Yıldızlarını Denize Atmak” Gibi Bir Hedefimiz Olmazsa, Niye Yaşarız Ki?

24 Oca
Ocak 24, 2016

Deniz YY
Sağlık nedenleriyle (sinir sıkışması yüzünden uzun zamandır yürümekte zorluk çekiyorum) cenazesine katılamadığım rahmetli Mustafa Koç‘un cenazesini TV’den seyrederken bu yazıyı yazma motivasyonum oluştu. Sevgili Senem Gençer‘den bana dün gece göndermiş olduğu üstteki whatsapp notunu (resim) da görünce, onun izni ile bu mesajı kullanmaya ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Aşağıdaki bilgileri Y ve Z Kuşağı arkadaşlarım için paylaşıyorum;

Koç ailesi, Türkiye’nin gündeminde çok önemli bir yer tutmuş ve ülkemize çok büyük katkıları olmuştur. O günkü koşullarda ithalat neredeyse yasaktı. İthalata karşı korumacılık ile Türkiye çok acı çekti. Koç Holding o yıllarda bu şartlar altında mücadele verdi. Ürünlerinin kalitesi hakkında belki fıkralar bile yapıldı ama bir başka firma çıkıp da fark yaratamadı. Dolayısıyla anladık ki daha iyisini görene kadar, elimizdeki en iyisidir. Turgut Özal‘ın ülkeye elinin değmesi ile birlikte “24 Ocak Kararları” alındı. Bu kararlar ile ülkenin önü açıldı.
Devamını oku →

Babam Prof. Oğuz Manas’ı Keşke Dinleseydim! Adam Internet’in Geleceği Hakkında Mesaj Vermiş Ama Dikkate Almamışım.

12 Oca
Ocak 12, 2016

oguz-manas
Sevgili Sina Afra birkaç gün önce Facebook sayfasında babamın 1991 yılında Internet’in gelecekte kullanım alanlarıyla ilgili öngörülerini içeren bir röportajının gazete kupürünü paylaştı. O andan itibaren bu kupür inanılmaz derecede paylaşıldı. İşin güzel tarafı, özellikle Z kuşağı bireylerinin çoğu sözlerin sahibi olan babam Prof. Oğuz Manas’ı benimle bağdaştırmadılar bile. Demans olmadan ve hafızasını tümüyle yitirmeden birkaç yıl önce babamı kitap yazmaya ikna etmiştim. İki yıllık uğraşısı sonucu çok güzel bir kitap ortaya çıkarmıştı. Türkiye’nin sayılı bilgisayar hafızası insanlarından biri olan babama edit’lemede yardımcı olmuştum. Sayesinde 9 yaşında bilgisayarlarla tanışan ve sektörün efsanelerini “abi” sıfatıyla seslenen ben de iyi bir nostalji yapmıştım.

Kitap çıktığında da bunu blogumda haber olarak paylaşmıştım. Kitabı okursanız devlet ve üniversite içinde çalışan bir kişinin hızlı ve demokratik kararlarla neler yapabileceğini görebileceksiniz.

Ben 1991 yılında Barkod, OGS, Wireless LAN (1 Mbit/sn) vb bugünkü adıyla “Nesnelerin Interneti” konularıyla ilgileniyordum. Yani babam bana mesajı vermiş ama ben bunu alıp kullanmak yerine Türkiye için çok erken olan ve sonra adımı “Erken Öten Horoz“a çıkaracak işlerle uğraşmışım.

Gazete kupürünün paylaşımı esnasından kişilerden gelen yorumlara da göz gezdirdim. Amaç trollemek olsun diye yapılan bir yorumu görmeniz için aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Önce bu yoruma cevap vermek istemedim. Ama sonra arkadaşın ülkesi adına yaşadığı özgüvensizliğini bir nebze hafifletmek için cevap verdim.
Sina Afra Yorum 01

Babamın Türkiye’den Internet hakkında yaptığı yorumunu bir kenara bırakıp, ABD’de Newsweek dergisi köşe yazarı Clifford Stoll’un yorumuna bakalım. Stoll, 1995 tarihli köşe yazısında çok net olarak “Internet’in 1996 yılında öleceğini söylemiştir.“. Bu köşe yazısında dünyaca tanınmış biliminsanı, MIT Media Lab‘in kurucusu Nicholas Negroponte de payını almış, onun söylemi olan “yakında Internet üzerinden kitap, gazete satın alacağız” yorumu da eleştiri almıştır.

Bir de son dönemde Türkiye’deki üniversitelerin dünyaya bağlanması konusunda ortalıkta dolaşan haberlere bir açıklık getirmek istiyorum. ODTÜ, son dönem karşılaştığı eleştirilere karşı bir savunma psikolojisi içinde “ilkleri biz yaptık” örnekleri vermeye başladı. Bunlardan biri de “ODTÜ’nün diğer üniversitelerden önce dünyaya bağlanması ve diğer üniversiteler için omurga teşkil etmesiydi.

Internetin Türkiyede 22 Yıllık Serüveni’ni anlatan portal’de net olarak “Türkiye’nin internet macerası aslında önce Ege Üniversitesi ardından Boğaziçi Üniversitesinde başlamış olsa da, milat olarak ODTÜ’de dönemin Başbakanı Erdal İnönü tarafından açılan omurga sayılır. Omurga 1993’te açılmış olmasına rağmen Oğuz Manas Ege Üniversitesinde, SoftCom BBS Boğaziçi Üniversitesinde bundan yıllar önce internete bağlanıyorlardı.” deniyor. ODTÜ’lü arkadaşlarımız da eksik bilgileri yüzünden bunu milat olarak kabul ediyorlar.

Zaten, Ege Üniversitesi İlkler Kitabı‘nda anlatıldığı gibi “Ege Üniversitesi 22/11/1986 yılında EARN (Avrupa Akademik Araştırma Ağı)’e bağlanmıştır. Diğer üniversiteler de Ege Üniversitesi üzerinden bağlanmışlardır.” denmektedir. Bilgi notu olarak, EARN, ABD de bulunan Bitnet‘in Avrupa uzantısıdır.

Sonuç olarak söylemek istediğim şudur: Babam Prof. Oğuz Manas inanılmaz bir vizyoner ve çok iyi bir Fütürist’ti (geçmiş zaman oldu. Çünkü şimdi Demans ve beni bile tanımıyor). Ben onun öğretilerinden çok yararlandım. Türkiye’nin geleceğini konuşurken aslında elimizde hiç de göz ardı edilemeyecek iyi bir insan kaynağı olduğunu görüyoruz. Ama son dönemde bu ülkeyi yönetenler, seçim kriteri olarak önceliği insan kaynağının kalitesi yerine siyasi eğilimlere verdiği için gün geçtikçe içinden çıkılamayacak bir noktaya doğru gidiyoruz. Güzel hedefler konuyor ama bu hedeflere götürecek kapasite ortada yok. Ben her zaman devletin emrinde olduğumu söyledim, söylüyorum. Hiçbir siyasi partinin sempatizanı da değilim üstelik. Ama beni dikkate alan yok. Sadece, TÜBİTAK-MAM’da bir dönem Enerji, Kimya ve Malzeme Enstitüleri Danışma Kuruluğu üyeliği yaptım. Bu tecrübeye yazık oluyor.
—————————————————————————————————————————————————————————————————————-
Not: Bu yazı Sultanahmet Meydanında 12 Ocak’ta yapılan alçakça saldırıdan 1 gün önce, saat 22:45′de hazırlanmış ve 12 Ocak’ta yayınlanacak şekilde yayına konmuştu. Bu yazımın öncelikler arasında arkalarda olduğunu belirtmek için bu notu ekleme ihtiyacı duydum. Patlamada ölenlerin ailelerine başsağlığı, yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

Da Vinci Enstitüsü’nün Fütüristi Thomas Frey’in, 2030 Dünya Tahminleri ve Benim Yorumlarım

03 Oca
Ocak 3, 2016

Davinci

Thomas Frey aynı zamanda Google’un, bağlantılı olarak Ray Kurzweil’in de önem verdiği bir Fütürist’tir. Geçenlerde 2030′a kadar dünyadaki değişiklikler için bazı tahminlerde bulundu ve bunlar İngilizce & Türkçe olarak da yayınlandı.

Bunları araya kendi yorumlarımı da kısaca yazıp sizinle paylaşıyorum:
Devamını oku →

Başarısız Girişimleri Anlatmak ve Onlarla Yüzleşmek Niye Zordur?

13 Ara
Aralık 13, 2015

Scott
Twitter sonrası Blog yazılarım azaldı. Bu çok doğal. Blog yazılarını artık ‘Bilgi‘ değil de dergilerin yaşaması için şu aşamada yöneldikleri ‘Araştırma‘ olarak değerlendirmem ve bu bağlamda yazmam gerekecek.

Her yıl Üniversitelere ve Liselere ‘Girişimcilik ve Gelecek‘ üzerine konferanslar veriyorum. Benden önceki ve sonraki konuşmacılar genelde başarı hikayelerini anlatıyor. Yukarıdaki resimdeki kitaplara ve benzerlerine bakıyorum. Hepsinin ortak mesajı: ‘Her büyük başarı için başarısızlık gerekir‘. Hatta olaya kadercilik ve Turkish formatımızla bakacak olursak “Her girişimci bir gün mutlaka başarısızlığı tadacaktır” geyikleri de karşımıza çıkar. Tüm Girişimcilik hikayelerinde önce başarısızlık sonra da başarı vardır. Kimse tek başına başarısızlık anlatmayı sevmez. Filmin sonunda hep başarı olmalıdır. Girişimci hep ayakta alkışlanmalı, böylece fazla gerçeklerle yüzleşmeden ve kendi tabiriyle ‘karizmayı çizdirmeden‘ salondan ayrılmalıdır. Bu ülke, “Bir insanın başına ne gelirse ya meraktan, ya da MEraktan gelir” diyerek meraklıları aşırı (!!) motive ettiğine göre, başarısızlık yaşayan girişimcileri uzaktan parmakla gösterip acıyan gözlerle bakmak bizlere daha anlamlı gelmektedir. Ayrıca, onların başarısız girişimlerini dinleyerek tecrübe kazanacak olgunluğa da sahip olmamız on yıllar alacaktır.
Devamını oku →

Copyright © 2016 - Alphan Manas Blog