“Bu Ülkede Niye Yatırımcı Bulamıyoruz?” Sorusuna İyi Bir Örnek (Expandables 3 ve Mecidiyeköy Markası Motorsikletler)

31 Ağu
Ağustos 31, 2014

TT Motor’un sahibi Tarhan Telli ile ortaklık görüşmelerine 25 Kasım 2013 tarihinde Türkiye’nin yakından tanıdığı, benim de saygı duyduğum bir gazeteci arkadaşımızla yenen yemek sonrası başlamaya karar verdik. En önemli motivasyonumuz bu görüşmeden yaklaşık 3 ay önce çeşitli yayın organlarında çıkan The Expendables 3′te Türk işi motorlar kullanılacak! haberi ve bize verilen bilgiydi. Yemek sırasında ortaklık şartları konusunda anlaştık ve İş Planı hazırlamaya başladık.

Güçlü olabilmemiz için Mecidiyeköy’deki atölye’den fabrika’ya taşınmamız gerekiyordu. Bunun için BMW ve Mercedes gibi önemli firmaların bazı modellerinin (örneğin Mercedes’in yeni S 500 modeli) metal parçalarının neredeyse tamamını Türkiye ve Almanya’da üreten bir firma ile de ortaklıkta prensip anlaşması yaptık. Sonra Doğuş Oto’nun kuruluşunda başında bulunan, Türk Otomotiv sektörünün yakından tanıdığı sevgili Orhan Ülgür’ü de Satış ve Pazarlama’dan sorumlu olacak şekilde şirkete ortaklığı konusunda prensip anlaşması yapıldı.

Yurt dışından 2 tane fon ile görüşüldü. Her 2 fon da İş Planı sonrası Finansal ve Hukuksal Değerlendirme yapmaya karar verdiler. Bunun öncesi bize gösterge tekliflerini verdiler. Biz de gerekli evrakları TT Motor’dan aldık.
Devamını oku →

Türkiye Özgüven Sıralamasında 7. Ülke İse Niye Daha Başarılı Değil?

15 Tem
Temmuz 15, 2014

image
C. James Jensen’in “Bilinçaltı Zihninizin Gücü” kitabını okurken “Özgüven” konusunda iyi bir bölüm okudum. Çok kısa alıntı yapıp, görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle dünyada özgüveni en yüksek 10 ülkeden bahsedeceğim. 53 ülkeden 17,000 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre ilk sırada Sırbistan var. Şili, İsrail, Peru, Estonya, ABD takipçisi. 7. sırada ise Türkiye var. Özgüveni en düşük ülke ise Japonya. Araştırmanın üniversite öğrencileri üzerinde yapıldığını hatırlatmakta yarar var.

Özgüveni düşük insanlar kendilerine acırlar. Taktir edilmediklerini, haksızlığa uğradıklarını düşünürler. Başarısızlıkları kendilerinin değil, koşullar veya başkalarıdır. “Şöyle olsaydı, böyle olurdu” gibi özürler hep mevcuttur onlarda.

No pain no gain” e fazlasıyla inanırlar. Halbuki bu gerekli ve koşul değildir. Bunu değiştirecek enerjileri yoktur.
Devamını oku →

Uzaylılar Yıllar Geçtikçe Şekil Değiştiriyorsa; Onlar mı değişiyor, Yoksa Bizim Algımız mı Değişiyor?

24 Haz
Haziran 24, 2014

Artık kısa blog yazıları yazmaya karar verdim. Okuması kolay olsun.

Bu ara dış dünyaya takmış durumdayım. Bu konuda filmlerin iyi yol gösterici olduğunu söylemekte yarar var.
ET POSTER
ET filminin yayın tarihi 1982′ydi. Dünyalı olmayan bir yaratık ve dünyalılarla olan duygusal ilişkisi filmin ana temasıydı. ET yürüyordu ve anlaşıldığı kadarıyla bir de sinir sistemi vardı.
Devamını oku →

Dünya Kupası Başladı. Vizyonsuz Platini (UEFA) ve Sepp Blatter (FIFA) Futbolu Halâ Yönetiyorlar

16 Haz
Haziran 16, 2014

Öncelikle 4 dönemdir görev yapan Sepp Blatter‘den bahsedeceğim. Dört dönemdir başkan olan Blatter’in bir sonraki dönemde başkan olmasını Platini desteklemiyormuş. Irkçılık dahil hakkında birçok dedikodu çıkan Blatter şu an FIFA başkanı. Bu kadar yaşlı bir FIFA başkanı ne yapar onu inanın bilemiyorum.

Platini ise vizyon-free takılıyor. Ondan 16 Eylül 2013 tarihindeki blog yazımda bahsetmiş ve şu talihsi sözleri söylediğini belirtmiştim: “Futbolda teknolojinin kullanımına her zaman karşı oldum. Bu nedenle Avrupa’daki turnuvalarda gol çizgisi teknolojisi olmayacak“.

8 Mart 2009 tarihinde Melis Alphan ile yapmış olduğum telefon röportajında“Bugün elimizde pozisyon tartışmalarını ortadan kaldıracak teknoloji var. Kalenin içine iki kamera koymaya bakar. Ama FIFA yaşlı ve teknolojiden uzak bir kurum. Yenilikleri hayata geçiremiyor. Bunun yerine iki çizgi hakemi daha alıyor” demiştim. Sonra da “futbol yorumcularının hepsi işsiz kalmasa da uzmanlaşmaya gidilecek; her ligin bir uzmanı olacak ve tahmin yorumculuğu yok olacak” diye eklemiştim.
Devamını oku →

Soma Faciası’nın Bedelini Kim Ödeyecek?

15 May
Mayıs 15, 2014

Öncelikle bu faciada hayatlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Termik Santral kurmak amacıyla başladığımız yolda, Maya Enerji’deki hisselerimizi Borusan Holding’e satış sonrası portföyümüzde kalan şirket ile “Kömür Madeni İşletmecisi” olduk. Ege Madencilik olarak Balıkesir ve Balya’da 2 işletme ile başladık. 6 yıllık Balya maceramızda gördük ki bu sektör gerçekten çok özensiz, güvenliğe önem vermiyor ve vergi kaçırmak dahil her türlü ahlaksızlığa açık. İşçi güvenliği bir kenara işçilerin haklarını düşünen yok. Biz işçilerimizin SGK paylarını tam göstererek, fazla çalışma mliyetlerini ödeyerek ve her çıkan kömüre fatura keserek bu piyasada haksız rekabetin ağırlığı altında ezildik. Balya işletmemizde 6 yıl boyunca bir tek yaralanmalı kaza olmadı. Çünkü işletme müdürümüzün her türlü teknik talebini düşünmeden yerine getirdik. Ama ne oldu? O ana kadar yapılmış sondajlar ile gerçek değeri 20 milyon USD olan ve mahkemenin 23 milyon TL değer biçtiği bu madeni 7 milyon TL’ye satılmasını hüzünle izlemek zorunda kaldık.

Kömür işletmesinin ve şirketin sahibi olarak şunu söylemek istiyorum ki, Soma’da yaşanan facia benim işletmemde ve benim sorumsuzluğum yüzünden başıma gelseydi, açık söylüyorum intihar ederdim. Bunu başaramadan zaten anında tutuklanmam gerekirdi. Peki soruyorum niye kimse tutuklanmıyor? Bu facia, yatırım zaafiyeti ve teknik takip eksikliğinden kaynaklandığı kanıtlanırsa, Soma Holding’in, şirketlerinin, alt işletmeci şirketin sonu olmalıdır. Bakanlık’ta denetim ile sorumlu olan dairelerin çalışanları da dahil hepsinin acımadan cezalandırılmaları gerekiyor. Ama unutmayalım ki “Bilirkişi” konusunda çok müdahale olacaktır. Sorumlular Bilirkişi’leri etkilemek için ellerinden geleni yapacaklardır. O yüzden vicdanlı ve cesur Bilirkişiler bekliyorum.